Röportaj

Ergün, “Biga Çiftçisi, Biga Ziraat Odası’nı Kendi Evi Gibi Görüyor”

Merhaba Çarşamba Postası Gazetesi takipçileri, izleyicileri Biga’ya dair, gündeme dair merak edilenleri sormaya devam ediyoruz. Bize yönelttiğiniz soruların cevaplarını bizzat muhataplarından sizin için öğreniyoruz. Bu haftaki röportajımızın konuğu Biga Ziraat Odası Başkanı Güray Ergün.

Öncelikle Biga Halkımızın ve çiftçilerimizin merak ettiği konulara cevap vermek için bizleri kabul edip röportajımıza dahil olduğunuz için teşekkür ederiz.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben de Çarşamba Postası’na ziyaretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Ben 1974 Gümüşçay doğumluyum. Ailem çiftçilik ve tüccarlıkla meşguldü. Bizde hâlen ailemizin topraklarında çiftçilik, hayvancılık yapıyoruz. Bununla beraber bir kızım, bir de oğlum var. 5 yıl önce Ziraat Odası’na Başkanlık görevine talip olduk. Biga delegelerimizde bize koltuğa uygun gördüler. Şubat ayındaki seçimlerde yeniden seçildik görevimize ikinci dönemimizde devam ediyoruz.

Biga Ziraat Odası kaç yılında kuruldu ve kurulum amacı nedir?

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)’de 1963 yıllında kuruldu. Biga Ziraat Odası da 1964 yıllında kuruldu. Gelecek senede 60. yılımızı dolduracağız. Oda’nın amacı çiftçiye, hayvancıya yardım etmek. Zaten odaların esas amacı da kendi destek gruplarını temsil etmek ve gerekli belgeleri vermektir. Bu Kuruluşun amacı da belge vermek ya da diğer odalarda faaliyet gösterdiğimiz alanlarda en iyi şekilde çiftçimize yardımcı olmak. Hep ‘Odalar ne iş yapıyor? Bizden aidat topluyor hiçbir iş yapmıyor.’ gibilerinde bir algı var. Son zamanlarda bu algı çok oluştu. Başkanlar ne iş yapıyor? Odalar ne iş yapıyor? Biga Ziraat Odamızdan bahsedecek olursak, bir Ziraat Odamız bir de İktisadi işletmemiz var. İktisadi işletmemiz genelde gübre, fide, ilaç sektörüne bakıyor. Ziraat Odamız da evrak işleriyle uğraşıyor. Yani çiftçi belgesini tahsil ediyor, makine ekipmanlarına verilen plaka işlemlerini yapıyor. Biçerdöverlerin plakalarını da Ziraat Odamızda veriyoruz. Çiftçimize bir yıllık ilaçlarını hiç faiz almadan vadeli şekilde veriyoruz. Yani 2022 yıllının Eylül ve Ekim ayında aldıkları ilaçların ödemelerini 2023 yıllının Ekim ayında gelip buraya ödüyorlar. Bir yıl onları en güzel şekilde destekliyoruz. Fidelerini alıyorlar, ilaçlarını alıyorlar. Bu da çiftçinin en son düşüneceği şeyin aldığı ilaç yada gübre ödemesi olması oluyor. Çiftçilerin odalarına daha çok sahip çıkmaları lazım. Odaları ne kadar kuvvetli olursa Biga’da o kadar kuvvetli olur. 6 yıllık dönemimizde Odamız çok gelişti ve 10 kat büyüdü diyebiliriz. Biga Ziraat Odası diğer Ziraat Odalarının içinde ilk 10’da. Ziraat Odamız çiftçimize en iyi şekilde hizmet etmeye devam ediyor.

Oda’nın şu an kaç üyesi ve kaç çalışanı var?

Ziraat Odamızda 3 arkadaşımız görev alıyor, İktisadi işletmemizde ise 6 arkadaşımız görev yapıyor. Toplam 9 çalışanımız var. 3-4 bin arası da çiftçilik yapan odamıza kayıtlı arkadaşımız var. Yani bu sadece çiftçi bağlamında değil. Arıcılarda bizimle, küçükbaş büyükbaş hayvancılık yapanlar da, tavukçular da bizim odamıza kayıtlı. Sadece ziraat olarak düşünmeyelim bunu.

Kırklareli’nde düzenlenen Planlı Üretim kapsamında “Sözleşmeli Üretim Değerlendirme Toplantısı”na katılım sağladınız. Bu toplantıda Biga Ziraat Odası, Borsa, Odalar, Birlikler, Kooperatifler ve üreticiler olarak beraber bulundunuz. Toplantının size ve üreticilere sağladığı katkı nedir? Toplantının genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Bundan önceki dönemde havza bazlı ekim sistemi vardı. Bu havza bazlı eğitim sistemini devlet bize beyan ediyordu. Biga’da hangi ürünler yetişecekse bizde ona göre ekim yapıyorduk, arka arkaya ekimler yoktu. Yeni planlanan ekim sisteminde ise çok büyük değişiklikler var. Devletin verdiği programa göre ekim yapacağız, ön görülmeyen ürünleri topraklarımıza ekemeyeceğiz. Mesela bundan sonra ovalarda büyük devasa bahçeler göremeyeceğiz, kendi kafamıza göre ekim sistemini yapamayacağız. Geçen ay açıkladık Biga Ziraat Odası ‘Biga Pirinci’ olarak coğrafi işaret aldık. Bu bize çok büyük katkı sağlayacak. Coğrafi işaretli ürünümüz olduğu için biz pirincimizi daha ön safta üretip satış yönüne gideceğiz. Burada coğrafi işaretli bir ürünümüzün olması bize avantaj sağladı ve bu avantajı iyi kullanmamız lazım. Bununla beraber ben her zaman sözleşmeli tarımı dile getirmiştim. Artık devlet yavaş yavaş sözleşmeli tarıma geçmeye başladı ve ön planda tutmaya çalışıyor. Bu sadece sözleşmeli ekim değil, sözleşmeli et üretimi, küçükbaş üretimi… Hem daha planlı hem daha verimli bir sistem. Geç kalındığını bile orda dile getirdik. Yıllar önce bu sisteme geçmemiz lazımdı. Biga bölgesinde sözleşmeli tarım bugün yapılmakta. Yıllar önce Demko Salça Fabrikası ile başlanmış. Demko, sözleşmeli tarım ile beraber bir fark yaratmış kendi açısından. Bununla beraber sözleşmeli tarımla pancar ekilmiş ve bir fark yaratılmış bölgeye. Bölgemizde 3 firma sözleşmeli tarım ile mısır üretimi yapıyor. 3 firma da çiftçisine en iyi değerlerle ürün verip, destek olup, iyi paralar da kazandırıyor. Biz her zaman çiftçinin bilinçli desteklenmesinden yanayız. Çiftçinin de sözleşmeli tarımla büyüceğini her zaman ön görüyoruz. Bu yöntem 2024 yıllında yürürlüğe geçerse Türkiye’nin mihenk taşlarında bir tanesi olur.

Çanakkale İli Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanlığını da yürütüyorsunuz. Bu ayın başlarında Çanakkale Ziraat Odaları olarak Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ı ziyaret ettiniz. Burada dile getirilen sorunlar ve projeler nelerdi? Biga’ya yeni bir müjde ya da proje var mı?

Başkanımızı ziyaret etmemizin sebeplerinden biri Mayıs ayında yapılan kongrede tekrar Başkan seçildiği için hayırlı olsun demekti. Bununla beraber çiftçilik belgelerine 2023 yıllında e-Devlet üzerinden başvuru yapılmakta. Ama orada ‘çiftçi yapmış olduğu mesleği beyan etmesi gerekiyor’ diye bir ibare var. Mesleği beyan etmesi için de Ziraat Odasına kayıt olması gerekiyor. Bu kayıtla beraberde sürdürülebilir çiftçilik yapmış olduğuna dair odadan bir belge alınması gerekiyor. Sistemde yapılan beyanlar İlçe Tarım Müdürlükleri ya da İl Tarım Müdürlüklerine gidiyor. Bu belge alınmadan, bizim imzamız olmadan, bize beyan verilmeden sisteme beyanda bulunulduğu taktirde desteklemelerde sorun yaşayacaklar. Biz Biga Ziraat Odası olarak burada yapılan işin yanlış olduğunu söyledik. Çünkü bizim bölgemizde çeltik üretiminde, domates üretiminde destekler çok fazla. Bu destekleri de bir çiftçi almadığı takdirde hem Ziraat Odasının hem destek alacak arkadaşının başı yanar. Böyle bir teklifte bulunduk. Bununda mahkemelik bir durum olduğunu ve hala daha mahkemenin sürdüğünü, en kısa zamanda da bunların geriye dönüş olacağını da söyledi Genel Başkanımız. Geçen hafta da Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz Bey’in TZOB’u ziyaretinde de bu konu dile getirilmiş ve Cevdet Bey’in bu konuyla ilgili çalışmalar yapıldığını öğrendik. Çünkü çiftçilik yapan meslek grubunun kendisini beyan etmesi için bu belgeyi vermemiz gerektiğini ve çiftçilerden alınan rakamlarında böyle çok abartılı bir rakam olmadığını o da beğenmiş. Odaya üye olduğunuz zaman 100 – 120 lira gibi para veriyorsunuz Esnaf Odalarına, Ticaret Odalarına giittiğiniz zaman üye olmak için devasa paralar ödüyorsunuz. Bu Odayı ayakta tutabilmek,  İktisadi İşletmelerin de ayakta durabilmesi için Biga çiftçisinin Odasına sahip çıkması gerektiği düşüncesi içerisindeyim. Baktığımız zamanda sahip çıkıyor. Diğer odalara göre çok şanslıyız. Biga çiftçisi kendi odasını kendi evi gibi sahiplenmiş. İlaç alımlarından da bu beli oluyor. Biz arkadaşlarımızın yapmış olduğu işlere bakıyoruz. Yapılan işlerinde hedefi bulduğu inancındayız. Bu şekilde de yürüyeceğiz.

Biga Ziraat Odası olarak uzun yıllardır verdiğiniz bir mücadeleniz vardı. Biga Pirinci’ne Coğrafi İşaret ile tescillendirmek. Ve bu tescil alındı. Daha sonrasında Nohut Kahvesi de Coğrafi İşaret tescili aldı. Bize bu süreçleri anlatır mısınız?

Öncellikle burada bir önceki dönem Millet Vekillerimiz Bülent Bey’den başlamak üzere ki şimdi kendisi İçişleri Bakan Yardımcısı oldu, Jülide Hanım’a, Özgür Bey’e, Muharrem Bey’e teşekkür ediyorum. Bununla beraber Kaymakamımız Erdinç Bey’e da çok teşekkür ediyorum. Kaymakamımız olmasaydı bu iş biraz zor olurdu. Bize 15 gün de bir sordu ‘ne oldu, nasıl gidiyor, ne yaptınız, ne ettiniz?’diye. Bu işte ne kadar ciddi, ne kadar hevesli olduğunu biz gördük. Bizden önceki dönemlerde de bu işe kalkışılmış ancak başarılı olunamamış. Baktığımız zaman 100 bin dönüm gibi bir arazi varlığına sahip olduğunu Biga’da çeltik ekimi Türkiye ortalamasında en üst limite verim alışı ile en üst noktadayız. Çeltiğimizin bölgemizde bir katma değer sağlaması çok önemli. Sözleşmeli üretimde ya da yeni gelecek üretim metotlarında bu ürünler ön plana çıkacağından bizim avantajımız. Pirinç üretiminde bunun faydasını çok göreceğiz. Burada 3 paydaş vardı; Biga Ziraat Odası ‘Biga Pirinci’ni aldı. Biga Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Şadan Doğan ona da buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Bizlere destek verdi bir büyüğümüz olarak yol gösterdi, yol haritamız oldu. Onlarda ‘Biga Peynir Tatlısını’ aldılar. Biga Belediyemiz de ‘Biga Nohut Kahvesini’ aldı. 3 ürünü bir kurum alamıyordu Bizlerde 3 kuruluş olarak birer tane ürün alarak bu işe başladık. Biga Ticaret Borsamızda şimdi ‘Biga Acı Biberi’ni alıyor. Bu konuda çalışmaları var. Biga acı biberimizde artık dünyaca ünlü esasında. Bence coğrafi işaretlerden çok Avrupai İşarete de geçilmesi lazım. Bayramiç Beyazı gibi Avrupai Menşei’ni de almak lazım. Çünkü Biga yakanı Biga’ya özgü bir çeşit. Biga’ya iyi bir katma değer katıyor. Borsamız şuan da bu süreci başlattı sanırım. Süreç zor ama tabi başarınca da mutlu oluyorsunuz. İnşallah bu ürünleri markalaştırıp bölgemizde avantaja çeviririz. Biga Eti’nin isim hakkı Ziraat Odamıza tescili ve koruma altına aldık. Bir de domatesimiz var. Onunla da ilgili bir çalışmamız var. İnşallah ikinci Ziraat Odasının girişimleri ile ‘Biga Domatesi’ni de aktif hale getirebilirsek bu bizi daha çok sevindirecek.

Mayıs ayında ilki gerçekleştirilen Badem ve Ceviz Festivali’nin bir sonraki sene için planları nelerdir. Bu sene sizce festivalde eksik olan ve seneye daha da geliştirmek istediğiniz noktalar nelerdir?

Biz bu kadar büyük çaplı ses getireceğini düşünmüyorduk. Badem ve Ceviz Festivali bakıldığında küçük bir yerde yapıldı ama çok ses getirdi.  Yabancı ülkelerden bile bile misafir ağırladık. Mesela ben Azerbaycan’dan misafir ağırladım. Diğer Ziraat Oda Başkanlarımız çok ilgi gösterdi. Vatandaşlar da çok ilgi gösterdi. Biga Halkı da, Biga Ceviz Yetiştiriciler Birliği çatısı altında birleşen arkadaşlarda festivale çok sahip çıktı. İnşallah seneye daha büyük çaplı, daha gelişmiş bir şekilde yaparız. Böyle bir başarı elde edersek bunu fuar alanına taşıyabilirsek amacımız uluslararası fuara dönüştürmek. Bu fuar daha önce Antalya’daydı orada görmüştüm. Bizim de Biga’mızda neden böyle bir girişimde bulunmayalım dedik. İnşallah bunu uluslararası platforma taşırsak Biga’nın da ismi daha fazla duyulacak. 2024 yıllında inşallah daha geniş çaplı bir yere getirebiliriz festivalimizi.

Önümüzde Biga Fuarı var. Bu fuarla alakalıda sizin görüşlerinizi alabilir miyiz?

Biz fuara paydaşız. Biga Ticaret Odası, Biga Ticaret Borsası ve Biga Ziraat Odası ve delege olarak paydaşız. Burada üç coğrafi işaretimizi tanıtma amacındayız. Daha çok bunun lansmanını yapmak amacındayız. Bu sene Ticaret Odamızın 50. Yılı… Onunla ilgili çalışması var Şadan Doğan’ın. Çiftçilerimiz acısından Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım Bey fuarımızın ilk günü akşam bizimle beraber olacak. Türk tarımını, Biga tarımını konuşacağız.  Yetiştirebilirsek Tarım Yazarı Mine Ataman gelecek. Yedi Tepe Üniversitesi’nden Metin Turan gelecek o günü. Bizde pirinçle ilgili ne yapabiliriz bunun toplantılarını yapıyoruz. Pirinçle ilgili pilav, tatlılar mesela sütlaç gibi yarışmalar düzenleyebiliriz. Aşçılar, şefler çağırıp bir yemek pilav günü yapabiliriz diye düşüncelerimiz var. Yani fuarda hep ön planda olan 3 ürünümüz olacak. Biga Nohut Kahvesi, Biga Pirinci ve Biga Peynir Tatlısı…

Bu sene hava sıcaklıkları ciddi derecede artış gösterdi ve maalesef ormanlarımızla beraber bir çok alanda ekim bölgelerimizde yangınlar çıktı. Biga’da da geçen hafta bir yangın yaşandı. Ara ara ufak yangınların yaşandığını da biliyoruz. Yaşanılan yangınlarda bu sene ne kadar ekili alan etkilendi? Bu alandaki çiftçilerin zararları için ne gibi destekler sağlandı?

Tekrardan yangın felaketini yaşayan çiftçi arkadaşlarımıza, vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum. Esas sevindirici can kaybının olmamasıdır. Son yaşanılan yangın çok büyüktü ve yerleşim yerlerine kadar geldi. Yerleşim yerlerindeki arkadaşlarımızın evlerinden tahliye olduğu haberlerini aldık. Çok zor bir süreçti. 10 Ziraat Odası olarak biz bir kampanya başlattık. Kampanya 15 Eylül’de de sona eriyor. Kampanyaya madii ve manevi yardımlar devam ediyor. Bizde bir TIR Biga’dan saman gönderdik. Gelen yemlerimizi de depomuzda topluyoruz. Maddi yardımlarla beraber 15 Eylül’den sonra yavaş yavaş bu aktarımları yapacağız. Biz de bir can suyu olabilirsek ne mutlu bize. Tekrar geçmiş olsun.

Süt fiyatları hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bu fiyatların sektöre olan yansımaları nelerdir?

Süt fiyatlarına enflasyon ortamında bakıldığı zaman değerinin bu olmaması gerekiyor. Raflardaki peynir fiyatlarının, süt ürünlerinin fiyatlarının dehşet şekilde arttığını görüyoruz. Ama hammadde olan sütün bir türlü artmadığını görüyoruz. Buda kesimleri tetikliyor, kesimlerde sütün yok oluşunu tetikliyor. Dişi hayvanın yok oluşu üretim olmamasına sebebiyet veriyor. Bu kısa vadeye baktığınız zaman bir şey göstermiyor ancak uzun vade de baktığımız zaman tekrardan enflasyonu tetikliyor. Süt bulunamıyor ve süt fiyatları artıyor ya da et bulunamıyor et fiyatları artıyor. İthalatta bence çözüm değil. Uzun vade de üretimin olmadığı yerde ithalatla hiçbir sonuç alınamaz. Her zaman sütün daha yüksek değerlerde olmasından yanayım. Çünkü üretim olursa enflasyon düşer. Devletin son zamanlardaki politikalarının üretime dayalı olmasına hatta kredilerin bile üretime dayalı olmasına seviniyorum. Çünkü üretime destek verip teşvik edersek enflasyonu yeneriz. Ama bu ülkede tüketime destek verirsek enflasyonu hayatımızdan asla çıkaramayız. Çiftçimize, hayvancımıza ürettirebiliyorsak ve buna dayalı sanayileri harekete geçirebiliyorsak bunlarla beraber katmadeğer yaratıp ihraç edip ülkemize döviz sokabiliyorsak bence Türkiye’de büyür, enflasyonu da yenebiliriz. Süt fiyatlarını daha yukarıda tutup üreticimizi ezdirmememiz gerekiyor. -20 derece danasına bakan süt üreten üreticinin, +40 derecede güneşin altında bakılan danadan elde edilen sütün değeri bu değil. Raftaki peynir ile hammaddesi olan sütün bir değerlendirmesini yapsınlar. Kaç kilo sütten kaç kilo peynir yapılıyor, maliyetler nedir herkes biliyor. Ancak bu değerler verilirken sütçünün de değerini vermem lazım. Ayşe tezenin, Ali dayının nasırlı ellerinin, -10 derecedeki, +40 derecedeki yaşadığı hayatın değerini vermek lazım. Mayıs ayından beri yem fiyatlarının, mazot fiyatlarının nerden nereye geldiği belli. Ama bir türlü süt değerini bulamıyor. Üretimden kaçan şehre göç ediyor artık. Şehirlerin de dengesi bozuluyor. Biz üretimi ne kadar desteklersek bu insanları tarlasında, hayvanlarının yanında ne kadar bırakabilirsek o zaman enflasyonu yeneriz. Devletin vermiş olduğu çiftçi sayıları devamlı düşüyor. Bu düşen çiftçiler şehirlerde üretim değil tüketim potansiyelini arttırıyor. Köylerden kaçırdığımız insanlar şehirlere tüketici bir şekilde göçüyor. Ülkemizin dışardan aldığı bir göç var. Bununla beraber dengesizlikler yaşanıyor, tüketim politikaları değişiyor. Artık köylerde bile üç harfli marketler var. Bizim tüketim anlayışımız bile değişti. Küçük kasabada oturanlar bile üretmez hale geldi. Bunları değiştirmemiz lazım. Çok tüketen ülkelerin üretmediği halde neler olduğunu görüyoruz. Ukrayna-Rusya savaşı çıktı üçüncü sınıf ülkeler tahıla erişemez hale geldi. Bundan beş on yıl sonra topla tüfekle savaşlar olmayacak bence. Gıda ile su ile olacak. Bu sene çok kurak oldu ve bizde Bakacak barajımızı açamadık. O bölgedeki insanlar ne büyük zorluklar içinde üretim yapıyorlar. Suyun olmadığı ortamda kurak bir üretim yapmak çok zor. Kendi imkanlarıyla üretim yaparak, derin pompajlardan çekiyorlar, elektrik kullanıyorlar. Bunlar bir masraf. Bence Bakacak Barajı’na Kocabaş Çayı’ndan motopomlarla suyun basıp depolanması gerekiyor. Bir gün milyonlarınızda olsa bu suya da erişmek çok zor olucak. Çünkü ön görülen bir kuraklık var. Kocabaş Çayı’ndan kışın çok su akıyor ama biz bu suyu maliyetli diye Bakacak Barajı2na basamıyoruz. Bence maliyet önemli değil, bu suyu çiftçiye ulaştırabilmek önemli. Biga’nın mihenk taşlarının, milletvekillerinin bir araya gelip Kocabaş Çayı’ndan akan suyun Bakacak Barajı’na nasıl doldurabiliriz diye yorulması lazım. Hem de bizim gibi sivil toplum kuruluşlarının yorulması lazım. İktidardaki ve muhalefetteki bütün milletvekillerine buradan seslenmek istiyorum; ‘Bu çay akarken bizim bakmamamız lazım. Bu çay akarken bizim maliyeti düşünmeyip bu barajı doldurmamız lazım.’ Bakacak Barajı hiçbir zaman %100 dolu olmadı. Bizim bunu başarmamız lazım. Suya erişimin kolaylaşması lazım. 2022 yılının Biga’ya tarımsal girdisi 4milyar 400milyon, 2milyar 900 milyonu bitkisel ve 1milyar 500 milyonu da hayvansal girdisidir. Biga’nın mihenk taşlarının, siyasilerinin, sivil toplum kuruluşlarının Biga topraklarına ve suyuna daha çok sahip çıkması lazım.

Yakın zamanda mısır alım fiyatları da açıklandı. Bu beklentinizi karşıladı mı? Çeltik fiyatları ile de beklentiniz nelerdir?

Mısır fiyatları bize şaka gibi geldi. Açıklandığı zaman ben rakamsal bir hata olduğunu düşündüm. Geçen yıl 5.7 TL olan fiyatın 6 TL olması, %5.3 gibi bir artış beni ve arkadaşlarımı çok şaşırttı. Çok komik bir rakam. Devletin vermiş olduğu yıllık enflasyon %58 bu ülkede. Bide Biga bölgesinde spesifik bir ürün olan tohumluk mısır üretiyoruz. Bunun fiyatının daha değişik rakamlarda olmasını talep ediyoruz. Buğday fiyatına yakın bir rakam telaffuz ediyordu herkes. Tabi altında bir rakam olunca çok şaşırdık. İnşallah çeltikte de bu şaşkınlığı yaşamayız. Eğer böyle bir şaşkınlık yaşarsak zaten bu Biga çiftçisinin sonu olur. Biga çiftçisi üretmez. Bugün Biga’da normal bir çiftçilik yapan bir vatandaş topraklarında harcadığı parayı bankaya koyduğu zaman bu faiz ortamında tekrar çiftçilik yapacağını zannetmiyorum. Bize üretmeyin densin biz bu oyundan çıkalım. Ama biz üretmek zorundayız. İlk başkan olduğumda da söyledim. Bizim sloganımız ‘Biz üretmezsek Türkiye aç kalır’… Çiftçi üretmezse, hayvancı üretmezse Türkiye aç kalır. Biz üretmek zorundayız. Geleceğimiz için, nesillerimiz için, devletimiz, milletimiz için üretmek zorundayız.

Son yıllarda tarım nüfusu giderek azalıyor. Gençlerin tarıma yönlendirilmesi için ne gibi tedbirler alınmalı?

Kırsaldaki nüfusu şehre kaçırmamamız lazım. Geçen görüşmeye gittiğimizde genel başkanımıza da söyledim. Mesela kırsalda yaşayan okuyan gençlerimize okul yardımı yapılabilir. Kırsalda yaşayanların tarım bağkurlarının belirli bir miktarını devlet karşılayabilir. Alternatif şeyler üretilmesi lazım. Elektriğini, suyunu ucuza verebiliriz. Yani onlara kırsalda kalmanın kolaylıklarını göstermemiz gerekiyor. Bence Türkiye’nin esas bir sorunu daha var. Küçük aile işletmelerini öldürmememiz lazım. Küçük aile işletmeleri Türkiye’nin mihenk taşlarından bir tanesi. Küçük aile işletmeleri Türkiye’de ayakta kalmazsa temel sağlam olmaz ve bütün yapılar çöker. Yani 10 ineği olan, 5-10 dönüm tarlası olan üreticimize daha çok destek vermemiz gerekmektedir. Ürünlerine daha iyi fiyatlar vermemiz lazım. Köyde kalınabilmesi için imkanlar yaratmamız lazım. Anayasamızda bunun maddesi var; Bütçenin belli bir miktarının tarıma aktarılması… Bunu gerçekleştirsen biz zaten kırsalda insanlarımızı tutarız. Artık köylerimizde, köy kahvelerinde gençlerimizi göremiyoruz. Şehrin yaşam standartını kırsala aktarabilirsek kırsaldakiler şehre gitmez. İstanbul’dan kırsala kayma başladı. Topraklarına, özüne dönüş başladı. Geç kalınmış bir öze dönüş olarak düşünüyorum ben bunu daha önceden başlanması lazımdı. Bizim özümüze dönüp özümüz olan topraklarda üretim yapmamız lazım. Bizim ivedi şekilde tarıma dayalı sanayilerimizi büyütmemiz lazım.

Biga Ziraat Odası ekipleri, ziraat mühendisleri sürekli köylerde üreticileri ziyaret edip tarlalarında bilgilendirmelerde bulunup sorun ve isteklerini dinliyorlar.  Üreticinin konuştuğumuz konular dışında başka sorunu var mı?

Sorunlar bu sene hep kuraklık ve sıcaklık. Bu Türkiye’nin, dünyanın sorunuydu. Suyunuz olmazsa hiçbir şey yapamıyorsunuz. Üretiminiz kısıtlanıyor. Ya da hava çok sıcaksa ekmiş olunan ürün beklenileni karşılamıyor. Üretimden düşük tonajlar alınıyor. Yapılan hizmet yerini bulmuyor. Sezon bu yıl geç başladı. 2023 yılı kurak bir yıl olarak başladı. Daha sonra yağışlar başladı ama ekimler geçe kaldı. Benim temennim kış erken gelmez, sıcak havalar biraz daha sürer ki üreticilerimiz, çiftçilerimiz ürünlerini bir iki hasat daha yaparlar.

Son olarak sizin eklemek istediğiniz, söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

2023 yılı için bir an önce sezon bitsin kapatalım 2024 yılında ne yaşayacaksak yaşayalım algısı içerisindeyim. Bütün üreticilerimize, hayvancılarımıza inşallah 2023 yılı dilediklerinden daha iyi olur. Fiyat açısından hüsrana uğradığımız ürünler var ama inşallah çeltikte, sütte ve diğer ürünlerde 2024 yılı inşallah daha iyi olur. Sezonu kazasız belasız bitirmenin gayreti içerisindeyiz. Sizlere de buraya geldiğiniz için Çarşamba Postası’na ve sizlere tek tek teşekkür ediyorum. Bizi dinleyecek ve okuyacaklara da teşekkür ediyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.

Başa dön tuşu