Yazarlarımız

Zehr-i Reçete

Haberi buradan dinleyebilirsiniz...

“Kombiyi kısın tasarruf edin” diyor enerji bakanı.

“Paranızın bittiği zamanlar olabilir, paranız kalmayabilir başınızı kaldırın şu yolların güzelliğine bakın gözünüz gönlünüz açılsın” diyor iktidar milletvekili.

“Zam yapılıyor ama mini mini yapılıyor” diyor AK Partilivekil.

“Kuru ekmek yiyorlarsa aç değildirler “diyor bir başka AK Partili vekil.

“Peygamber efendimiz midesinin üçte birini boş bırakırdı.” Diyor tok karınlı AK Partili vekil..

“Sakın yakınmayın. Yoksullukla imtihan ediliyorsunuz, Halinize şükredin” diyor diyanet başkanı.

“Eti gramla, sebzeyi ve meyveyi bir iki tane alın. Hatta turfanda zararlı hiç almayın.” Diyor, marketlerden poşet poşet malı götüren başka bir AK Partili vekil..

Bir başka AK Partili millete “soğan ekmek yemelerini”tavsiye ediyor..

Ve Türkiye’yi yönetenler her sıkıştıklarında “ekonomide acı reçeteyi uygulamaktan kaçınmayacaklarını” da açıkça söylüyorlar. 

Aslında o bahsettikleri acı reçete değil zehr-i reçetedir. Acı reçetenin tadı bir kaç yılda unutulurda zehr-i reçetenin yaptıkları telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur.

Çünkü Türkiye için zehr-i reçete yüksek faiz ve yüksek döviz kuru, ilave vergi ve kemer sıkma demektir.  Bu da hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, sefalet ve sürünmek demektir. Bunun sonucu da parçalanmış aileler demektir. İntiharlar demektir. Mutsuz ve umutsuz hatta yarınsız insanlar demektir. Aç bebekler demektir, aç yatan çocuklar demektir. İlaçsız hastalar demektir.

Zehr-i reçete iğneden ipliğe her ürüne azar azar acıtma hissi uyandırmadan zam yapılması demektir.

Zehr-i reçete seni uyutarak soymanın uygulamasıdır.

Hani her markete gittiğinizde fiyat etiketlerinin değiştiğini görüyorsunuz ya işte o zehirli reçetenin üzerinizde uygulanmasıdır.

Hani benzine ve motorine gece yarısı gelecek olan okkalı zamlardan birkaç gün daha az etkilenmemek için akaryakıt istasyonlarında kuyruğa giriyorsun ve “ne koparsam kardır” diye düşünüyorsun ya işte o zehirli reçetenin nabza göre verilmesidir.

Hani ucuz ekmek kuyruğuna giriyorsun ya işte o zehirli reçetenin ekmek tadına bulaştırılarak sana verilmesidir.

Hani maaşlarınıza her yıl minik zamcıklar yapılıyor ya işte o zehrin bala bulaştırılarak size sunulmasıdır.

Hani fakir fukaraya sosyal yardımlar yapılıyor ya işte o zehrin yan etkilerinin en az olmasa bile azaltılmasıdır.

Hani o elektriğe, doğal gaza gelen acıması zamlar var ya sana sunulan zehr-i reçetedir, sonucu zenginlerin daha da zengin olmasıdır. Sen acılar içerisinde kıvranırken onların bal tadında yaşamasıdır.

Şimdi karnı tok, sırtı pek olanlar milletimize bu zehr-i reçeteyi içirmeye hazırlanıyorlar. 

Vatan millet hamasetiyle bunu içirmeye çalışıyorlar. Zehr-i reçeteyi içenler vatansever içmeyip karşı çıkanlar hain ilan ediliyorlar.

Ancak herkes bilmelidir ki milletimizde acı ilaç içecek hal kalmadı.

Devleti yönetenler hiçbir lüksünden vaz geçmeden, israf etmeye devam ederken, millette “aç kal, tasarruf et” demelerini aklı başında hiç kimse kabul etmez.

Bal şerbetini kendiniz içip baldıran şerbetini halka içirmeye hiç birinizin hakkı yoktur.

Ekonomiyi bu fedakâr halk rayından çıkarmadı. Dövizin tavan yapmasında; bir ekmeğin hesabını yapan asgari ücretlinin, yarı aç yaşayan emeklinin, işsiz ve parasız halkın hiçbir günahı yoktur.

Karnı tok sırtı pek AK Parti vekillerinin halka aç yatın, yemeyin, kuru ekmekle idare edin falan diyerek zehr-i reçeteyi halka içirmek istemesi  “yaşama, öl demekten” başka bir şey değildir.

Yapılacak tek şey çok hızlı bir şekilde milletin önüne seçim sandığı konulmalı ve millet kendi kaderini kendi tayin etmelidir. Milletin sofrasındaki son kuru ekmeği ve soğanı görerek “soğan ekmek yiyin” demek bu halka hakarettir.

Felaket tellallığı yapmıyoruz gerçekten “bittik, tükendik, yandık, mahvolduk!”

Ali Galip Akyıldırım

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu