Yazarlarımız

“Bir Size Bin Bize” Diyenler Ülkesinde Yaşamak

Ülkeye bakıyoruz, bir yanında güllük gülistanlık bir hayat..

Öte yanı çöplükten besleniyor, pazar artığı topluyor, gramla almaya, gramla tüketmeye çalışıyor..

Parası olanlar için cennette burada, şarap akan ırmaklarda burada, yedikçe tükenmeyen yiyeceklerde, zevki sefada..

Öte yandan yoksulluk cehenneminde çöplükten yiyecek toplayıp çocuklarını doyuracak analarda bu ülkede..

Geleceğin teminatı olan bebeklerimizin bezi için yüzde 18 KDV ödeyen analar babalarda bu ülkede..

Pırlantasına KDV ödemeyenlerde bu ülkede.

Yatına, gemisine en ucuz mazotu alanda bu ülkede, kızgın güneşin altında tarlalarda sürünen ve üretim yapan, bunun içinde en pahalı mazotu alan köyümün insanlarıda bu ülkede,

Eğitimden uzak, yani tableti ve interneti olmayan  bir buçuk milyon çocuğumuzda bu ülkede..

Zenginle yoksul arasındaki uçurumun gittikçe büyüdüğü bu ülkedeez az 65 milyon insan yoksulluk ve açlık sınırında yaşamaya çalışmaktadır.

Ama maalesef ki, televizyon kanallarında sadece bir yanı bahar bahçe olan Türkiye görüntülerini ve o cennette yaşayanlara hitap eden dizileri, reklamları izliyoruz..

Sefalet büyüdükçe, bu ülkenin cefakâr ve fedakâr insanları kuru ekmeğe muhtaç duruma düştükçe “Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir.” Denilerek “Askıda ekmek kampanyası” başlatılmış..

Geçin bunları geçin… Mesele “askıda ekmek” değil mesele bu insanlar bu sefaletin kucağına nasıl itildiler bunun cevabını verin.

Şimdi şu soruların cevabın veriniz.

Tok vatandaş aç vatandaşı doyuracaksa,

Aç vatandaş içinde bulunduğu sefalete rağmen aldığı her üründe vergisini ödeyecekse,

Devlet kendi eliyle insanını insanına muhtaç ettirecekse,

Devlet yoksul vatandaşının elini tutacağı yerde “sabret, şükret” diyecekse,

Hasta vatandaşlar eczaneden ilacını bile alamıyorsa,

Her geçen gün pazar artıklarıyla karnını doyuran insan sayısı artıyorsa,

Her geçen gün çöpten beslenen insan sayısı artıyorsa,

İşsizlik ve parasızlık nedeniyle gençler evden dışarı çıkamıyorsa,

Sayısını bile bilmediğimiz evlerin elektriği ve gazı kesilmişken,

Vatandaş acımasız vergiler altında ve hayat pahalılığı altıda inin inim inlerken,

İcra daireleri dolup taşarken,

 Siz bu zaman kadar ne yapıyordunuz? Ne yaptınız da insanımız bu duruma düştü. Ülkemiz bu duruma düştü?

Bu milletin çalınan ekmekleri, çakalların sofralarında durduğu sürece “Askıda ekmek kampanyanız” kimsenin karnını doyurmaz. 

Evet”Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir.”

Ama önce onlar villalarını alsınlar.

Lüks ciplerine binsinler, banka hesaplarını iyice kabartsınlar.

Ondan sonra duruma bakarlar!

Ekmeği askıya asarlar..

Kısacası demokrasi ve eşitliğin gelişmediği ülkelerde ekmek askıda da olur, aslanın ağzında da olur.

Canları istediğinde, geçim sıkıntısı yaşadıkların hissettiklerinde bir gece yarısı, kendilerine kıyak emekli ve maaş artışı sağlayan vekiller ülkesinde, kul hakları birileri arasında bölüşülürken bizlere de izlemek düşer. Askıda ekmek düşer.. Ali Galip AKYILDIRIM

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı