Yirmi Yazar Sergisi TÜYAP’ta 3 Aralık’ta Açılıyor

Dokuz Yıl Yaşar Kemal’in fotoğraflarını çektim, önce İstanbul’da sergi, “Çukurova Bayramlığını Giyerken”sonra Frankfurt sergisi ve Paris sergisiyle sürdü Yaşar Kemal’le hiç bırakmadık birbirimizi. Üç kitap yayımlandı, ikisi İlke Kitap’tan birisi Yapıkredi, Kültür sanattan vefatına kadar dostluğumuz sürdü. Çok şey öğrendim ondan vefatından sonra Feridun Andaç, neden diğer yazarların fotoğraflarını çekip yazmıyorsun dedi. Proje böyle başladı.
Bir anekdotla başlayayım bu Yirmi Yazar Projesi için önemli birisi. Nasıl ulaştın bunca yazara evlerine gittin masalarının başına kadar ulaştın? dedi. Yaşar Kemal gönderdi dedim. Şaşkın biçimde yüzüme baktı ben detayını anlattım. Yaşar Kemal adı bütün kapıları açtı arkamda o vardı onun ismi vardı. O her zaman bana sahip çıktı şimdilerde bile kitaba da yazdım oralardan bana sahip çıkıyor.
Doğan Hızlanla Başladık
Doğan Ağabey’in o müthiş odasını çekmiştim kitapların arasında kayıp olduğu odasını, masasını… Sonrasında Feridun Andaçla liste yaptık tek tek ulaştım yazarlara. Önce evlerinde, masalarında çektim fotoğraflarını sonra sevdikleri mekanlarda. Ve çekimler bitince videolar hazırlandı sevdikleri önerdikleri müzik eşliğinde her yazardan 40 fotoğraf. Hazırlanan gösterileri sunduk önce sonra onları karşıma aldım izleyicilerin huzurunda sorular sordum, söyleşiler kayıt edildi ve kitapta yayımlanmak için çözüldü metinler haline getirildi.
Yirmi Yazar Kitabı
Kitap aşamasında, her yazardan 5 fotoğraf seçtim ve metin haline gelen söyleşileri ekledim kitap böyle oluştu. Sergi aşamasında ise, Küratör Sadık Karamustafa o fotoğraflardan ikişer fotoğraf seçti sergi oluştu. Kimler var bu sergide ve kitapta kısaca neler söylediler, onlardan birer ikişer cümle aldım. Çünkü çekimler sırasında çok etkilendiğim sohbetler oldu her biri bir Derya. Yaşamdan, Kültür sanattan bazen politikadan öylesine güçlü sözleri oldu ki, ben onları dinleyerek onları konuşturarak çekimleri yaptım. Öyle kolay bir iş değildi yaptığım randevu alarak evlerine gitmek ve çekimleri yapmak onlara içtenlikleri için beni konuk ettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Gazetesi Kültür Sayfasıyla, işte onların sözleri;
Adnan Binyazar, “Bu fotoğraflara değişik bir duyguyla izleyerek, görüntülere ben değilmişim gibi baktım. Bilirsiniz insan dış dünyadan çok kendini tanımaya yöneliktir, çocukluktan başlayan bu duygu son anına kadar sürer.”
Ayşe Kulin, “Ben Ankara’da sosyal apartmanın da büyüdüm onun fotoğrafını yollamışlar nasıl etkilendim çünkü çocukluğumu geri getirdi, bütün sokaklar her şey…”
Adnan Özyalçıner: “Acılara sesini çıkarmak; bir araya gelmekle olur.”
Doğan Hızlan, “Kitaplar insanın kendini ve başkasını tanımasını sağlar , ailenizi arkadaşlarınızı her çeşit insanoğlunun anlaşılmasını mümkün kılar. Zıtlıkların kavgasız da halledileceğini öğretir kitaplar.”
Fürüzan, “Sanıyorum uçları açık olduğu için o duyguyu vermişimdir, kesin bitirilmiş değildir hiç biri zaman ve karakterler yeni serüvenlere hep açıktır.”
Cevat Çapan, “Şimdi okullarda öğrencilere düşünce eğitimi verilmeye çalışılıyor. Ama insan sadece düşünceden ibaret değildir. Duyarlılık diye bir şey var duyguları var insanların, duygular düşünceler bütünleşirse birbirini tamamlarsa insan insanlığını o kadar zengin bir şekilde yaşar…”
Feridun Andaç, “İnsanın ömrünü bir katedral inşasına benzetirim ben, ünlü mimar Gaudi’nin yapıları gibi insan hiçbir zaman tamamlanamaz. Ama onu tamamlamak için hep çalışırsınız.”
Zülfü Livaneli, “Karacaoğlan’ın niye bu kadar üstünde duruyoruz? Karacaoğlun, şahsiyeti olan kendi üslubu olan dili olan bir şair. Yani anonim şiirler içinde kayıp olup gitmiyor ki, Yunus Emre gibi, ikisini oku bu Karacaoğlun, bu Yunus Emre diyorsun, bir ekol sabi bir tarz sahibi, büyük şair olmanın başka nesi olacak.”
Zeynep Oral,” Öğrenmenin bir tutkuya dönüştüğünü anladığım anda ve kendimi yazarak en iyi şekilde ifade etmeyi anladığım anda gazeteci olmaya zaten karar vermiştim.”
Buket Uzuner “Tabiat Dörtleri adını koyduğum dizinin son romanı Ateş’i yazıyorum, bu romanları insanın yarattığı büyük çevre sorunlarına dikkat çekmek için yazıyorum.”
Özdemir İnce, “Hem zaman hem politikayla sanatın varlığıyla ilgilenmiş bir adamım çeviri yetmiyor.”
Yalvaç Ural, “Bazen ben teknolojinin insana yardımdan daha çok zarar getirmeye başladığını düşünüyorum, bu da bence her alanda yeni bağımlılıklar yaratıyor.”
Haydar Ergülen, “Nar’ın duygusunu biliyorsunuz bolluk, bereket, teklik çokluk… İslam’da Alevilikte, Kürtlerde, Mezopotamya, Ortadoğu kültüründe var. Tam dedim benim toplumsal barış için düşündüğüm şey.”
Nedim Gürsel, “Bir yazar piyasanın talebine göre yazmamalı ama kitap yayımlandıktan sonra da yargıcı olmalı…”
İnci Aral, “Toplumsal değişimler ve o değişimlerin biçimlediği insanları anlatmayı önemsedim.”
Latife Tekin, “Bahçelerin içinde başka bir mutlu hayat, yani gerçekten çocukluğumda ki ışığı bulduğum süreç…”
Müge İplikçi, “Yazarken içimi kaplayan endişeyle az mücadele etmedim, bu yıllar sürdü. Bir beyaz kağıt parçasına karşı verdiğimiz mücadeleden galip çıkmak ya da yenilmek ne demektir bunu bilen bilir.”
Nursel Duruel, “Öykülerin ilk yazılışı heyecan vericidir, ama güvenilmez bu yüzden her birini bekletmeye alıp heyecan geçtikten sonra nesnel bir bakışla okumayı yeğlerim.”
Murat Yalçın, “Benim Doğa’ya düşkünlüğüm ondan sırt üstü otların üzerine uzanıp gökyüzünü izlemeye, rüzgarın, kuşların, böceklerin seslerine kulak vermeye bayılırım.”
Gültekin Çizgen, “Ama bizden evvel de bir ekip var, en büyük kurucu babalardan bir tanesi, Baha Hoca, bu Abdülhamit’in yani benim romanda ki Cemalettin Efendi’nin torunudur.”
Çok Etkilendiğim Sahneler Zülfü Livaneli Ve Civcivler
Tüm yazarların fotoğraflarını çekerken çok etkilendim masalarının başındaydım, en çok sevdikleri mekAnlardaydık. Bir bölümünü kitapta yazdım objektifin önünde her yazar bambaşka duygulara bürünüyor. En rahat çekimleri Ayşe Kulin’le yaptım çünkü çok iyi biliyordu ve benim için gerekli pozları kendisi veriyordu Adnan Binyazar, Adnan Özyalçıner, Cevat Çapan, üçü de gerçekten birer Derya. Yaşamları da öyle, masalını yitiren devi okuyanlar Adnan Binyazar’ın çektiklerini bilirler. Adnan Özyalçın er bir tarih Haliç kıyılarını bir anlattı öylece kalakaldım Cevat Çapan büyük şair benim hemşehrim Kemahlı oda şiirin bir Deryası. Zülfü Livaneli’yi hayranlıkla dinleyerek çekimlerini yaptım. Zülfü Livaneli’nin çekimlerinin bir bölümünü İstanbul’da yaptım, bir bölümünü de yeni mekanı Bodrumda yaptım. Evinin hemen yakınında bir çiftlik var, alıp beni çiftliğe götürdü çiftlik hayvanlarına sevgiyle sarılacak gibi yaklaştı sonra civcivleri aldı eline benim için bulunmaz bir sahneydi. Bir dünya sanatçısının sevgisi hayvanlara, doğaya önümde gerçekleşiyordu. Sürekli deklanşöre bastım bu Kitabın ve serginin en güzel fotoğrafı oldu. Onun yüreğinde ki sevgisi civcivlerin üzerine serpildi, sevgiyle sarıp sarmaladı civcivleri Zülfü Livaneli. O günden sonra dostluğumuz daha bir pekişti büyük sanatçı, yazarın tüm duyguları bir fotoğrafla izleyicilere ulaşacak.
Bir de TÜYAP’ın sahibi Bülent Ünal’a teşekkür etmem gerekiyor bu sergi bu kitap TÜYAP’ın katkısıyla gerçekleşti Bülent Ünal Fuarlarla topluma, insana büyük bir hizmet sunuyor. Teşekkürler Bülent Ünal..
Bigalı Dostlarımı Bekliyorum.
Eşim Songül’le biz TÜYAP’ta Fotoğraf sergisinin yanına bizim için yapılan stanttayız. Fuar’a gelen Bigalıları bekleriz. Sergiyi gezsinler bütün kitaplarımda stantta olacak, özellikle son “Yirmi Yazar“ kitabı ilgiyle karşılandı. Bigalı dostlarım, okurlarım gelirlerse kitap imzalarım.
Yaz aylarında yine Biga Kumkent’te olacağım, tüm Bigalılara selamlar sizin Fahri bir Bigalınız Lütfi Özgünaydın her yer de Biga’yı temsil ediyor. Biga’yı anlatıyor.




