Fuat SÜMELİYazarlarımız

Vicdanın Körelmesi 

Vivense Mobilya ve Ev Dekorasyonu

Tolstoy: “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın” diyor. 

İnsan ruhunun analizlerini eserlerinde işleyen bu dev yazar; insana dair bir gerçeği gene gözler önüne sermektedir. 

Bugün yeryüzünde yaşanan acılar, zorbalıklar, zulümler, sömürü, talan ve yağmacılık adına işlenen bütün kötülükler karşısında insanların duruşlarında ne yazık ki sorun var. Acılara ve zulümlere ne yazık ki bigâne kalabiliyorlar.   

Günümüzde artık hemen hemen birçok kişinin dilinde pelesenk olmuş bir sözcük, dünya üzerinde olup biten olaylar, durumlar, zorbalıklar, haksızlıklar, zulümler, eziyetler söz konusu olduğunda; ilk söyledikleri ibare şudur: “Benim elimden bir şey gelmiyor, ne yapabilirim ki?” Bu ibarenin, bu sözün kesinlikle doğru, sağlıklı ve yerinde olan bir söz olduğuna asla katiyen inanmıyorum. Her insanın mutlaka olanlara etki edebileceği ve yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Yeter ki içinde bir niyet taşısın ve biraz çaba sarf edebilsin insan. Biraz ter döksün, yorulsun ve azıcık rahatından feragat edebilsin. Tabi ki hiçbir insan, ne olayları, ne dünyayı ne de toplumların ve insanların seyrini tamamen değiştiremez; ama isterse insanlık adına ayıp nahoş olan birçok şeyin önüne set çekebilir ve dimağlarda şimşek çaktırabilir. Yeter ki insanın böyle bir sıkıntısı, bir üzüntüsü bir derdi ve bir davası olsun!

Herkes şu muhasebeyi yapabilir kendi kendine. Olup bitinler karşısında eğer canın yanıyorsa, için sızlıyorsa, gözlerin kederleniyorsa, uykun kaçıyorsa, ağzının tadı bozuluyorsa, duygudaşlık yapabiliyorsan, hüzün, kasvet ve üzüntü yüzüne yansıyorsa; boğazın olanlar karşısında düğümleniyorsa, yüreğin gönlün burkuluyorsa, çaba ve gayret harcıyorsan, bir masumun yüzünde tebessümün ve huzur buluyorsan; işte insanlığın doruk noktasına ulaşmışsın demektir.

Peki, yapılabilir mi tüm bunlar? Yapılabilir. Yeter ki insanın vicdanı aktif olsun, merhameti ve sorumluluk bilinci işlensin. Ve münferit vicdanların yanında mahşeri vicdanlarda sorumluluk altına girdiğinde yapılmayacak hiçbir şey yoktur. Hayat kısa, can fanidir. Bu yüzden eğer bu seyrüseferde hoş bir seda bırakmak istiyorsanız bugünden tezi yok yapabileceğiniz birçok şey vardır. Bunun için inanç ve azimle fedakârlık yaparak çabalamanız lazım. 

Tabii bu fedakârlığı yapacaklar olanlar; kendilerini yeryüzünün içinde gerek ahlakta, gerek ekonomide, gerek siyasette, gerek muamelatta, gerek iktisatta, gerek adalet ve eşitlikte, gerek içtimai hayatta ve gerek cihatta sorumlu bir varlık olarak görmesi gereklidir. Yoksa her şeyden uzak yek başına bir hayatı yaşayarak tüm sıkıntılardan ırak bir yaşam sürüp giden ve hiçbir canlıya ne zarar veren ne de yarar veren bir insana iyi insandır diyemeyiz. Bugün dünyamızda bu kadar kötülük işleniyorsa bu durum birazda herkesin kendi kozasını önemsiyor olmasından kaynaklıdır. Kimse kendi dışında neler olup bittiğini çok fazla umursamıyor. Oysa bütüncül bakış ve yönelimler toplumları veya insanların selametini daha güçlü kılar. Ortak paydadaki düşünüş ve oluş zorbaların hamlelerini duraksatır, güçsüzleştirir hatta geri çekilmesine sebebiyet verir. Ancak maalesef insanlık ortak kötüye karşı yeterli cesareti gösteremiyor. Tabiri hoşsa kendilerine, çocuklara, kadınlara, yaşlılara değen ayıya başüstüne deyip geçmeyi uygun görüyorlar. Çünkü büyük ayıları ve yavrularını rahatsız etmekten itina ediyorlar. 

Nasıl ki ayı insanın yanından geçince hareketsiz ve nefessiz kalırsa insan, ayı dönüp ona bakar, eğer bir hareket, kımıltı, çırpınış görmese yoluna devam edip gider. Aynı biçimde rahatında ve huzurunda kalanlarda; “aman hareketsiz ve nefessiz kalalım yeter ki ayı bize bir şey yapmasın!” derdindedir. Bu şekilde olmamak lazım. Bu durum vicdanın körelmesine, işlevsizleşmesine, yok olup gitmesine ve duyuların ölmesine sebebiyet verir. Bir kere vicdanınızı kaybederseniz artık onu bulmanız imkânsızlaşır. 

Şöyle düşünelim: Bugün eğer dünyadaki karar mercilerini büyük ayıya benzetirsek; bu büyük ayı bütün insanlık değerlerine zarar vererek yoluna devam ediyor. Hâlbuki sağduyulu vicdanlar görevlerini yerine getirirse ortada ayı mayı kalmaz. İnanıyorum ki yeryüzünde vicdanlı insanlar, vicdansız insanlardan daha fazladır. Ama gel gör ki vicdansızlık daha fazla galip geliyor. Çünkü vicdanlılar yeterli kadar aktif değiller. Zamanla vicdansızların kortejlerine dâhil olmak zorunda kalıyorlar. 

İnsanın yapacağı şey; hiçbir sınır ve sınıf kaygısı gözetmeden yeryüzündeki sorumluluğunu hatırlayarak vicdanını diri canlı ve dinamik hale getirerek haksızlığa karşı mazlumun kimliğine takılmadan ona destek olmak ve zülüm karşısında dimdik durmaktır. İnsan ancak bu mücadeleyle varlığını değerli kılar. Yoksa büyük ayı ve yavruları kızacak, gözdağı verecek, hötleyecek diye bir psikoloji ile hayat sürüp gidemez. Bu hayatın her alandaki büyük ayılar için geçerlidir. Büyük ayılar karşısında ezilip büzülmeyin fıtratınızın ilkelerine uyarak onurlu bir hayat yaşayın! 

Unutmayın bu insanlık dramının baş müsebbipleri; büyük ayılar, vicdansızlar ve pasif vicdanlılardır! Artık elimden ne gelir sorusuyla boğuşmaya gerek yok. Ateşi söndürmek için kuşun gagasındaki suya bile ihtiyaç vardır. Yeter ki o vicdani sorumluluk potansiyeli kullansın. Vicdanlar dejenere olmasın duyular ölmesin. 

Turyap Biga Zirve

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu