
Aracın balans ayarının önemini araç sahibi olanlar veya araçlarla ilgili bilgi merak edenler bilirler. Aracın hareket etmesini sağlayan en önemli parçalardan biri de tekerleklerdir. Tekerlek olmadan araç yol alamaz. İşte balans, tekerleklerin aralarındaki açı ve doğrultularının birbirine denk olması durumudur. Bu ayar aracın seyir halinde iken dengede gitmesini sağlar. Yani bu balans ayarı olmadan siz güvenli bir sürüş gerçekleştiremezsiniz. Biliniz ki aracınız yolda giderken titremeye maruz kalırsa bunun büyük sebebi balans ayarının dengesizliğidir. Çünkü tekerlikler birbiri ile uyumsuz çalışması ve ayarsız olmasına bağlı olarak araçta bir titreme meydana getirir. Aracın denge sistemini bozar. İşte hayatımızdaki bizi bir araya getiren ilkeler ve değerlerde bir dengeye bağlıdır. Eğer bu dengeyi sağlayamasak nasıl balansı bozuk bir araç, üzerindeki sürücü aracın dengesini ve hâkimiyetini kaybedip sürüş kalitesini düşürürse aynı şekilde hayatımızdaki tüm alanlarda da dengesizlikler yaşarız.
Misal olarak ekonominiz iyi gidiyordur ama siz farklı çılgınlıklar peşindesiniz ve dengede giden ekonominin ayarlarıyla oynayıp düzeltilmesi zor bir yokuşa doğru süreklerseniz; daha sonra olumsuz giden kötü gidişi durdurmanız hayli bir zorluklar meydana getirir. Artık ekonominin devrilmeden muvazenede durması çok zordur.
Bir devletteki kuvvetler ayrılığı ilkesini düşünelim. Malumunuz kuvvetler ayrılığı sistemi; yasama, yürütme ve yargı sistemlerinden müteşekkildir. Bu farklılık devlet yönetim sisteminde fren ve denge mekanizmasını sağlar. Yani kuvvetler ayrılığı bir anayasal devlet için olmazsa olmazlarındandır. Eğer dengesizlik yapıp yasama, yürütme ve yargı organlarını tek bir yürütme potasında birleştirirseniz adaleti sağlayamazsınız, adeta ülkeyi bir çıkmaza sokup beraberinde otoriter bir yönetimi meydana getirirsiniz.
Aynı şekilde hem insanlığa hem de evrensel değerlere uygun bir yönetim farz edelim; iltimasın yapılmadığı, kendisinden olmayanın ötekileştirilmediği, yakınların kayırılmadığı, devlet yetkililerinin kötüye kullanılmadığı, kamu malının zarar ve ziyana uğratılmadığı, yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlük yapılmadığı, kamu malından servet biriktirilmediği ve yasaya, hukuka, kanuna ve kurala göre hareket eden bir yönetim toplumsal dengede bir huzursuzluk ve dengesizlik oluşturmaz. Bir nevi yönetimdeki bulunan karar mekanizması adeta direksiyon ve teker arasında bağlantıyı sağlamaya yarayan demir çubuk gibidir. Bu demir çubuk ayarı bozuk araçlarda direksiyon doğrultusu ile tekerlek doğrultusu arasında fark oluşmasına yol açar. Aynı biçimde yönetimdeki bu değerler bozulduğunda yönetilen ile yöneten arasında bir fark oluşuyor. Bozukluklar ve dengesizlikler bu noktadan doğar, gelişir ve büyür. Sorun haline gelir. Ahlaksızlıklar baş gösterir. Güven ve saadet tehlikeye girer.
Örneğin; bugün demokrasi gereği bürokratik kurumlar bağımsız bir şekilde karar alması gerekir ve müstakil bir karar mekanizmasıyla hareket etmesi lazım ama bir yetkenin denetim ve güdümüne bırakırsanız o kurumun kendi kendini yöneterek dengeli bir hale gelmesini bekleyemezsiniz. Aynı şekilde yargı üzerinde siyasi baskının oluşturulduğu, düşünce, fikir ve eleştirinin suç kabul edildiği ve yöneticilerden korku duyulduğu bir sistemde sağlıklı bir toplumsal dengeden bahsedilmez.
Başka bir durumda, kaynakların israf edildiği, eğitime, sağlığa, kültürel etkinliklere, sanata, çevreye, bilim ve teknolojiye yeteri kadar yatırım yapılmadığı bir toplumun gelişmesini ve muvazenede durması çok zordur. Ancak kamu faaliyetlerden halkın bilgi aldığı, yöneticilere güven duyulduğu ve gerektiğinde yöneticilerin hatalarını üslendikleri, görevlerini erdemli bir şekilde yerine getirdiği, asıl amaçlarının hizmet etmesi gerektiğinin bilincini taşıyarak; bu bilinçle amaçlarını ifa ettiği zaman sağlıklı dengeli bir toplum oluşur.
Mesela günümüzün beklide en büyük sosyal eşitsizliği olarak görülen yoksulluk, hemen hemen bütün toplumların içine alan çok acı psikolojik, sosyolojik, siyasal, ekonomik, ailevî, dinî ve kültürel boyutları olan büyük bir problemidir ve kangrenleşmiş bir sorundur. Bu problem, yoksullar için çok kötü sonuçlar doğurduğu gibi yeri geldiğinde zenginler içinde bir avantaj olarak görülüyor. Toplumda görülen bu dengesizliğin en büyük nedenlerinden biride; sosyal, siyasi ve iktisadi yönden toplumun nimetler bakımında bir dengede oluşturulmadığından dolayıdır. Toplum ancak üçayaklı sistemle sağlam bir zeminde durabilir. Bu ayaklardan biri sosyal eşitlik, ikinci ayağı siyasi eşitlik ve üçüncü ayağı iktisadi eşitliktir. Nasıl bir sacayağında pişirme kabınız dengede duruyorsa ve bu ayaklardan biri olmadığı zaman dengesizlik oluşuyorsa keza sağlıklı bir toplumsal dengede bu üçayaklı sistemin koordineli bir ahenkte olmasına bağlıdır. Bu dengeyi oluşturan toplumlar daha gelişmiş bir hal alırken bu dengeyi yakalamamış toplumlar ise sürekli bir çatışma içerisinde debelenip durmaktadırlar. Ayrıca balansı bozuk bir araç gibi dengesizlik içinde yalpalanıp duracaktır.



