Yazarlarımız

Gündeme Dair,Manipüle Etme

Haberi buradan dinleyebilirsiniz...

Özellikle liderlerin anlık fotoğraflarında elde edilen ve ilk bakışta olumsuz görüntü oluşturan fotoğrafların belli siyasi kesimler tarafından algı yaratmak için kullanılması manipülasyonun en açık ifadesidir.

Yıllardır merhum Başbakan Sayın Bülent Ecevit’in ABD başkanıyla yaptığı ayaküstü özel bir sohbetteki anlık duruşu siyasi gafiller ve cahiller tarafından nasıl manipüle edildiyse şimdide Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ABD Başkanı ile ilk temasında doğaçlamadan gelişen duruşu manipüle edilmektedir.

Bakın arkadaşlar bu manipülasyonlar hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Bununla ancak dağ başında ve dünyadan bi haber yaşayanları kandırabilirsiniz. Dünya küçük.. Görselin öncesini ve sonrasını hepimiz biliyoruz. Kaldı ki söz konusu Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası bir toplantıda temsil edilmesidir.

Eleştirilecekse o toplantıda Türkiye’nin çıkarlarını yeteri kadar tartışılıp tartışılmadığıdır, dış politikanın yeteri kadar kendisini gösterip göstermediğidir. Türk milletinin beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığıdır.

Seçimle gelenlerin seçimle gideceğini ancak bu süre içerisinde seçilenlerin kadrosuyla beraber Türk devletini ve milletini temsil ettiğini unutmamak lazım.

Evet, eleştirilecekse üretilen politikaların olumsuz yönlerini eleştirelim.

Dış temsillerde yabancı dilin ne kadar önemli olduğunu tartışalım.

Milletimizin canını yakan sözde “Ermeni Soykırımının” ele alınmadığını ve “Hamdolsun gündeme gelmedi” demesini tartışalım.

Milyarlarca dolar verilip Rusya’dan satın alınan S400’lerin akıbetini tartışalım.

Bütün yabancı güçler Afganistan’dan çıkarken, Avustralya ve birçok ülke büyükelçiliklerini dahi kapatırken Türkiye’nin neden niçin ve kim için Afganistan’da kalacağını tartışalım.

Bence;

Siyaset, fikir üretmek ve üretilen fikirlerin rasyonel şekilde tabana anlatılmasıdır.

Boğuluyoruz!

Ülkede sefalet var, yoksulluk var, var, işsizlik var, umutsuzluk var, mafya var, mafya siyaset ilişkisi var, kokuşmuş gazetecilik ve gazeteciler var, adı şaibelere bulaşmış siyasetçiler var.. Var da var…

Millet kendi derdiyle uğraştığından dolayı kimse düşünmek bile istemiyor ülkenin nereye götürülmek istendiğini.

Omuzlar çökük, köprüler yıkık.

Herkes canından bezmiş!

Herkes umudunu yitirmiş!

Darbe üstüne darbe yiyen toplumların kaderidir bu.

Bu filmde ne arasanız var. Çürümüşlük, kokuşmuşluk, alınıp, satılma.. Satın alanları satma. Para. Siyaset ve Çöküş!

Muhalefet milletvekili “Millet aç, midesine kuru ekmek dışında bir şey girmiyor.” Diye haykırıyor..

İktidar milletvekili “O zaman aç değiller.” Diyor.

 Bakın beyler; Bu millet sizlerin siyasi figüranınız falan değildir.

Millet üzerinden kozlarınızı paylaşmayın.

Yapılması gereken neyse acilen yapın.

İşsizlik, yoksulluk ve umutsuzluk insanlarımızı canından bezdirmiş.

İktidarıyla, muhalefetiyle bir çıkış yolu bulunması lazım.

Bu millet yanardağlar gibi içten içe yanıyor. Hala görmüyor musunuz?

Bu millet sandığa giderek cumhurbaşkanını ve 650 milletvekilini seçerek istediğiniz yetkiyi sizlere verdi..

Ve Ak Partiyi iktidara taşıdı.

Peki, daha ne istiyorsunuz?

Dertlere derman olacağız diye vaatlerde bulundunuz,

Başkanlık sistemiyle uçacağız dediniz. İstediklerinizi de bu millet size verdi.

Uçan siz oldunuz batan millet.

Bu ülkede her üç vatandaştan birisi işsiz. Kuru ekmek parası bile kazanamıyor.

“Dayanacak gücüm kalmadı. Borcum çok, ödeyemiyorum” Diye not bırakarak hayatına son veren esnaflarımız, çiftçilerimiz var.

Emekliler tam anlamıyla sürünüyor..

Gençler parasızlıktan evden dışarı çıkamıyor..

Siyasetçilerin araçlarına çantalar dolusu para konulduğu iddiaları var.

Gazetecilerin alınıp satıldığı paraya boğulduğu iddiaları var..

Kimin eli kimin cebinde, kimin kuşlu kimin dalında bilen yok..

Gündemi mafya babası belirliyor.

İddialar vahim. Vahim olduğu kadar korkunç…

Nasıl bu hale geldik?

Nasıl bu bataklığa battık?

İktidarıyla, muhalefetiyle herkesin bu sorunlara, bu kokuşmuşluğa mutlaka kafa yorması ve çözüm üretmesi lazım.

Ya temiz bir toplum olacağız, her türlü yolsuzluğun, haksızlığın, açlığın, yoksulluğun üstüne gideceğiz ya da Marmara denizini saran salya tabaksının altında kalmış gibi toplumsal kirlilikte boğulacağız. Vakit çok dar!

Ali Galip Akyıldırım

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu