Yazarlarımız

Düşündükçe

Dünya, bir canevi, bir av evi, bir sürek avı..

Ve dünya denilen mecburi istikamette, mecburi bir hizmettir hayat.

Beğensek de beğenmesek de bu dünya da hayatın içindeyiz ve rolümüzü oynamaktayız.

Büyüdükçe bedeller ödüyoruz, faturalarımız gibi.

Azdan az çoktan çok gibi…

Kalbimiz gerçeklerden kaçar oluyor, yüzümüz aynalardan,

Aslında yaşamadan yaşlanıyoruz, makyaj yapılmış tebessümler eşliğinde…

Hayatın hesabını sorar gibi, nereye gidersek çocukluğumuz peşimizden geliyor.

Yükümüzde hep yenilgiler var bir de katıksız bir hüzün.

Hangi dağın hüzün kokusunu aldıysak o yana gidiyor dert kervanımız…

Hangi çocuk bir oyunu yarım bırakmış ki,

Ölüm de bizi yolda bıraksın, ya da unutsun.

O ölüm ki “fukara ölümü” olur yine de vakitsiz yapışır yakamıza…

Oysa her gün yeni çocuklar doğuyor, ama bizler birbirimizi boğuyoruz insafsızca, acımasızca…

Çirkinlikleri yakıştırıyoruz birbirimize,

Küstüklerimizle barışmıyoruz,

Çıkarlarımız olmadıkça, karışmıyoruz etliye sütlüye,

Karanlığın kulları hayat okullarını bile karıştırırken, çöpe atmakla kurtulacağımızı sanıyoruz korkularımızdan.

Kendimizi tribünden seyrediyoruz, utanmadan…

Kazandıkça yoksulluğumuz artıyor da, aslında hayat bizi tartıyor bunun bile farkında değiliz.

Dualar mırıldanıyoruz, korkularımıza panzehir olsun diye, günahlarımızı Allah affetsin diye…

Yalnızlığımızı besliyoruz kalabalıklarda,

Pişmanlıklarımız var, keşkelerimiz çok hem de çok fazla…

Hiçbir suyun temizleyemeyeceği suçlu ruhlarımız ve kirli bedenlerimiz var…

Nedenlerimiz sebepleri değiştiremiyor. “Her şey olacağına varıyor” deyip çıkıyoruz işin içinden.

Çok tuhafız, olanlardan kendimizi bir türlü sorumlu tutmuyoruz.

Yanan ormanın bizleri de yakacağını düşünmüyoruz.

“Bizi sokmayan yılana” teşekkür ediyoruz.

Kimse denemesin, ölmek kolay.

Zor olan adam gibi yaşamak.

Hayata katlanmanın yolu ölümü aşmaktan geçse de, sonsuzdan geldik sonsuza gidiyoruz.

Hiç kimse bir daha aynı zamanın içinde olamayacak.

 Ve her insan öldüğü yaşta, öldüğü yüzle kalacak, hatırlanacak..

Bıraktığı anılarıyla ve anılmak istediği isimle…

Kısacası nefes aldığımız sürece mecburi hizmettir hayat.

Beğensek de beğenmesek de..

Bundan dolayıdır ki gelin insanca, dostça, kardeşçe yaşayalım. Ali Galip Akyıldırım

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu