Yazarlarımız

“Baharı Görmeden Yaz Geldi Geçti”

Ben şahsen her geçen gün gençliğimde ki özgürlüğü arıyorum.

Sevgi ve saygı dolu yılları.

Ortak kaygısı vatan ve vatandaş olan yöneticileri..

O yıllarda gelişmekte olan demokrasiyi özlüyorum..

Yoksul ama onurlu cumhuriyetimi özlüyorum.

Benim gençliğimde insan sevgisiydi aslolan.

Kendisi gibi düşünmeyenlere saygı demokrasinin şartıydı. Okullarımızda bunu geliştirmek için münazaralar düzenlenir tartışma kültürü geliştirilirdi.

İnsanlar herhangi bir durumda birbirine özür diler gibi bakardı, canına okur gibi değil.

Haksızlığa karşı durmak insanlığın yasasında vardı. Ve o yasaya hepimiz uyardık.

Benim gençliğimde teslimiyet ve satılmışlık gazeteciliğin ruhunda yoktu.

Bu son 18 yılda var edildi.

Benim gençliğimde gazeteci dendiği zamaninsanlar onların karşısında ceketini iliklerdi.

Çünkü gazeteciler halk için gazetecilik yapar ve halkı sırtında taşırdı.

Benim gençliğimde sadece ayakkabısını bağlarken eğilirdi insanlar.

Ya da sokak çeşmelerinden su içerken.

Bunun dışında kimsenin önünde eğilmezlerdi.

Türkiye böyle değildi. İyilik bulaşırdı insandan insana. Kötülük değil!

Haram helal sayılmazdı, yetimin öksüzün hakkı böylesine yenilmezdi.

Korkuyla değil haysiyetle çoğalırdı toplum.

Sonra insanların beynine “köşeyi dönme” kavramı yerleştirildi. Merhametli yüreklere prangalar takıldı. İnançlar zincire vuruldu, para için her yol mubah sayıldı.

Bal tutan parmak yalamayı bıraktı kovanı götürmeye başladı.

Komşusu aç yatarken vicdanlar keyif çayını içerek keyif uykusuna yattı.

Bir millet uyanıyor diye düşünürken, bir milletin uyutulduğuna şahit oldum.

Satın alınmış televizyon kanallarında mutluluk hapı sunuldu yalanların görkemiyle.

Düşünceler bile bastırıldı.Toplum KHK’larla susturuldu.

Yeniden başlamamız için kaybettiklerimizi kazanmamız gerekir ama mümkün değil artık.

Haksızlık bir yaşam biçimi olmuş.

Güçsüzü ezmek insanların şanı şöhreti olmuş..

Düşene bir tekme vurmak, yaşarken ölenlerin memleketinde moda olmuş.

Ve şimdi git gide büyüyen aramızdaki uzaklıklar bizleri birbirimizden ayırdıkça,

Hepimizin birbirimize olan tahammül gücümüz azalıyor.

En ileri seviyede olması gereken demokrasi kapalı gişe…

Neredeyse ağzını açan yanıyor…

Benim gençliğimde öğretmenim derste demokrasiyi gürleyerek şu şekil anlatırdı..

“Eğer ülkemizde gerçek bir demokrasi istiyorsanız, şiddetin ve şiddet içeren bir dili değil düşüncenin kişisel hak ve hukukunu gözeten dillerin konuştuğu bir ülkeyi savunacaksınız.

Yani demokrasi kültürünü içselleştireceksiniz.

Geleceğin küllerini eşelerken, geçmişi kollayacaksınız.

 Demokrasi karşıtı her türlü dayatmalara karşı duracaksınız.

Çünkü demokrasiyle, anti demokrasi arasında bir sıkımlık mesafe vardır.

Demokrasilerde kişilik haklarına tecavüz edilmez,

Kişilere ayrımcılık yapılmaz herkes hukukun himayesinde yaşar.

Demokrasilerde yargı bağımsız hareket eder.

Demokrasilerde gazeteler özgürlüğü temsil eder.

Demokrasilerde üniversiteler bağımsız olur.

Demokrasilerde akademisyenler düşüncelerini korkmadan açıklar.

Demokrasilerde üniversite öğrencilerinin söz hakkı olur.

 Demokrasi insana yakışır bir yönetim tarzıdır.

Demokrasilerde kimse aç yatmaz.

Demokrasilerde her hasta tedavi edilir.

Unutmayın ki, demokrasinin bütün kusurları gerçek bir demokrasiyle tedavi edilir.”

Heyhat, ben bunları 18-19 yaşlarında yaşarken ve mesleğimin en verimli zamanlarında ben öğrendiklerimi öğrencilerime aktarmanın keyfini yaşayan biri olarak son 20 yıldır bu memlekete ağıt yakıyorum.

Yazık oldu memleketime güzeller güzeli memleketime..

Yazık oldu kaderine terk edilen gençliğimize..

Yazık oldu vefakâr ve cefakâr milletime.

Kısacası bu ülkede  “Baharı görmeden yaz geldi geçti” Ali Galip AKYILDIRIM

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı