Yazarlarımız

Yeniden Doğuşun Destanıdır Çanakkale… 

Değerli okurlarım;

Bu yazımı “Tarih bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez” diyen Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e, Çanakkale’de destanlar yazan, Kurtuluş Savaşında düşmanları sürüp yurdumuzdan atan, terörle mücadelede kalleşçe vurulup bir gül bahçesine girer gibi toprağa giren ölümsüz şehitlerimize ve Hakk’ın rahmetine kavuşan gazilerimize ithaf ediyorum.

Çanakkale Savaşları, Türk milletinin yok edilemeyeceğinin ispatı ve Türklüğün şahlanışıdır.

Çanakkale Zaferi Milli Mücadelenin başlangıcı, cumhuriyetimizin önsözüdür.

Çanakkale’de Mustafa Kemal’in emrinde ölüme meydan okuyan ve geriye dönmeyi düşünmeyen kahramanlar, Türklüğün yeniden doğuş destanını bu topraklarda yazmışlardı.

O kahramanlar, güven ve inançla nelerin yapılabileceğini, imkânsızlıkların zafere nasıl dönüştürülebileceğini tüm dünyaya göstermişlerdir.

İçinde bulunduğumuz şartlar “Yeniden Çanakkale Ruhunu” gerektirdiğinden dolayı 18 Mart gününe kadar mümkün olduğu kadarıyla köşemde “Çanakkale Zaferi” ile ilgili deneme türünden yazılarıma yer vereceğim.

ZAFERE GİDEN YOL…

“Siperler arası mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak.” Diyor büyük komutan.

Mehmetçik cevap veriyor. “Ölüm muhakkaksa, doğum kadar ölümde hak! Sen bize taarruzu değil, ölmeyi emrettin.”

Ve bile bile gidiyorlar ölüm denilen ölümsüzlüğe.

Vatan evlatlarının bir elinde Kur’an, gönlünde vatan…

Cennete gitmeye hazırlanıyorlar dualarla.

Bir sel gibi akıyordu Mehmetçik, yağmur gibi yağan mermiler arasında…

Şehit olmayı isteyipte olamayanlar, yeni bir destan yazmaya hazırlanıyorlardı.

Döğülüyordu siperler, her yer ateş içinde…

Binlerce güneş bir hilal uğruna batıyor, yerine yeni güneşler doğuyordu.

Bir adım toprak için verilen binlerce candı.

Biliyorlardı ki bir adım toprakta olsa adı vatandı.

Bu kutsal yemini edenden başka kim gidebilirdi kim… İsteyerek ölüme!

Ancak onlar dur diyebilirdi bu zulme.

Nefretle beslemişlerdi, başka diyarlardan gelenleri ama bilemiyorlardı ki “Bu vatan ya bizimdir, ya da kimsenin!”

“Açıldı gökyüzü, seyre daldı melekler,

Uçarcasına gitti Mehmetler.

57.Alayın günü bugün,

Yemin ettiler Allah’a,

Mahşerde olacak düğün!”

 Makineler ölüm kusuyordu.

Sanki damardan akan kan değildi, bedende ki can değildi!

Bir vurulup bin doğuyordu Mehmetçik.

Parçalanan kafa kolun haddi hesabı yoktu.

Bir karış toprak için damarlarda akacak kan çoktu.

Bunu bilmiyordu medeni dünyanın (!) kinle beslenen insanları.

Mehmetçik haykırıyordu;

“Çelik süngüler hep bilensin, Çanakkale geçilmez bunu bütün dünya öğrensin!”

Mehmetçik gerilmiş yay gibi aştı bütün siperleri.

Vurulup düştüler, düşürmediler sancağı, vurulup düştüler düşürmediler bayrağı!

Bir can pazarıydı yaşananlar. Can pazarına çıkmış binlerce insan. Boğaz boğaza, göğüs göğüse.

Sanki toprağa düşen onlar değildi, Sanki az sonra düşecek olan onlar değildi.

 Bir ırmağın suyu değildi akan.

Kan akıyordu denizin mavi sularına. Ama susunca silah ortaya bambaşka bir insan çıkıyordu, sanki savaşan o Mehmetçik değildi.

Taşıyordu kucağında yaralı bir düşman askerini, yaralarını sarıyor, yaşatmak istiyordu, Mehmetleri yaşatmak istemeyeni…

İnsanlık dersi veriyordu, medeni dünyanın(!) medeni insanlarına…

 Akşam olunca kimi son mektubunu yazıyordu, kimi siper niyetine kendi mezarını kazıyordu.

Sanki yarın şehit olacak olan onlar değildi.

Yeniden başladığında o cehennem ateşi, birisi sesleniyordu;

“Ha gayret evlatlarım, ha gayret! İşte elinizde alın yazgımız, işte vatan!

Her şeyin bir bedeli var, esaret yüz karası, damarda durmaz imiş dökülecek kan!

“Yakarışa geçivermişti hepsi de birden,

İçini döküyordu Hakk’a herkes derinden.

Kuduruyordu mütegallibeler kederinden…

Ve emindi Mehmetçik yarınki zaferinden!

 Mehmet’i tutana aşk olsun!

Tarihi yeniden yazıyordu vatan evlatları.

Var mıydı ölümden ötesi?

Tepelerde binlerce yürek ölüme yürüyordu.

Conkbayır sırtları ölüm kokuyordu.

“İşte canım, al” diyordu.

O kutsal topraklar üzerine düşen “vatan sağ olsun “diyordu.

Silah tutan el, gören göz, kükreyen yürek düşmana dur diyordu.

Tüm Mehmetler tek yürek olmuş “Çanakkale Geçilmez” diye yemin ediyordu.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

Başa dön tuşu