Fuat SÜMELİYazarlarımız

Toplumun Çıkmazları

Vivense Mobilya ve Ev Dekorasyonu

Hakikati bütün boyutlarıyla konuşmayı sevmeyen ve eleştiriye hayat hakkı tanımayan gelenekçi, görenekçi, duygusal ve kategorik bir düşünce yapımız var. Bu düşünceyle, bu dille, bu mantıkla maalesef doğru bir bilinç mücadelesi verilmeyeceği gibi sağlıklı bir bilinç yolculuğuna da çıkılmaz. Aynı zamanda varoluşsal kaygılara, sorgulamalara, ilgilere ve sorumluluklara kayıtsız ve ilgisiz bırakır.

Gerçeklere karşı ilgisiz, kayıtsız ve yabancılaşma tabiri uygunsa toplumun düşünce hayatında soluk kesilmesine neden olur.  Düşünce hayatın teneffüsü kesilmiş bir toplumun aklın, felsefi idrakin ve bilgelik bütünlüğü temsil etme istidadını kaybeder. Bu kabiliyet özelliklerini geliştirememiş veya elde edememiş toplum zaten kaos içinde yaşamaya mahkum oluyor. Ve toplum müreffeh ve ahlaklı bir yapı da inşa edemez. Toplumun kurumsal yapıları ahlaka ihtiyaç duymaz. Gerek siyasal alan, gerek kamusal alan ve gerekse kişisel alanda ahlak göreli hale gelir. Bundan dolayı bilinç yoğunluğu, hikmet yoğunluğu, düşünsel yoğunluk konularına önem vermek gerekir. Çünkü buna yabancılaştığın an da sağlıklı bir toplum oluşturamazsın! Bu bilinç eksikliği olan toplumlar genelde tüketici, kaygılı, stresli, bunalımlı, gerilimli, huzursuz varoluşların yaşandığı toplumlar olarak huzur eder ve nitelikler ve ahlak askıya alınır.

Başka bir sorunda, hayatlarını çıkar ve iktidar mücadele denklemine göre ayarlayanlar ahlaki özgürlükten uzaklaşıyorlar. Ahlak sadece çıkarına göre endeksli çalışır. Oysa ahlaki özgürlüğe ve bağımsızlığa, entelektüel özgürlüğe ve bağımsızlığa sahip olanlar, onurları, haysiyetlerini, kişiliklerini ve şahsiyetleri için hiçbir çıkar ve iktidar imtiyazına tenezzül ve tevessül etmezler. Onurlu ve ahlaklı bir karakteri her şeyin üstünde görürler. Bir omurgaya sahip, bir duruşa ve bir anlayışa sahiptir. Toplumun tamamı bozulmuyorsa biraz da bu profiller sayesinde ayakta kalıyor. 

Bugün toplumumuzun sosyolojik panoramasına baktığımızda; nitelik yoksulluğu, mahiyet yoksunluğu, keyfiyet yoksulluğu, bilgelik yoksulluğu, ilke ve değer yoksulluğu, anlam yoksulluğu, sebep-sonuç üretme yoksunluğu gibi sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Bu yoksulluklar hayattaki eylem ve davranışlarımızı birebir etkilenmektedir. Dolayısıyla hayattaki tercihlerimiz, yönelişlerimiz, eylemlerimiz, uygulamalarımız hepsi bu araçsal argümantasyonlara göre işlemek zorunda kalıyor. Çünkü nitelik yoksa niceliğe önem verilir, bilgelik yoksa cahillik prim yapar. İlke ve değer yoksa kişilik ve karakter cılız kalır. Keyfiyet önemli değilse kemiyet her zaman iş görmeye çalışır. Sebep-sonuç üretme sorunu varsa anlama ve idrak etme sorunu baş gösterir. Bu sorunlarla beraber en önemlisi bu yoksullukların ürettiği şey toplumdaki suç oranlarının hızlı şekilde artışı, suç örgütlerinin yükselişi ve toplumun kültürsüzlüğünün meydana gelmesidir.

Bugün topluma liderlik edenlerin çoğu niteliklerini artırmak için değil partizanlık sayılarını çoğaltmak için uğraşıyorlar. Oysa bir toplumun sağlıklı ilişkiler geliştirmek ve sosyalleşebilmesi, aynı zamanda niteliksel ve ahlaki güç sahibi olmak için çaba harcaması gerekir. Ahlaki niteliğe ihtiyaç duymayan bir toplum, ahlaki özgürlüğe ve bağımsızlığa da ihtiyaç duymaz.

Bugün toplumun en büyük çıkmazı içinde bulunduğu ahlaki yapılara olan duyarsızlıktır. Ahlaka ve niteliklerden uzaklaştığımız içindir ki, bugün içerisinde yaşadığımız toplumda da görülebileceği gibi, anti-sosyal suçlar toplumsallaşıyor, toplumsal hayat dejenere oluyor.

Şimdi genel olarak toparlarsak; tek akla, tek yoruma, tek analize, tek araştırmaya, tek veriye, tek boyuta, tek ufka, tek liderin liderliğine, geleneğin otoritesine ve taklidin insafına kendini bağımlı kılan bir toplumun analitik ve eleştirel bir zihne sahip olması mümkün görünmez. Analitik ve eleştirel tercihlerde bulunma gayreti ve çabası içinde olamazlar. Analitik ve eleştirel zihinler için çabalamadıklarında, entelektüel zenginliklere, kalitatif projelere, niteliklere, üretkenliklere de ihtiyaç duymazlar. Bu durum da pek çok sorunu beraber getirdiği gibi, bağnazlığı pekiştirdiği oranda yenilenme ve değişimi imkânsız kılar.

Karan Şekerleme

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu