Yazarlarımız

Soygun Var!

Bir elektrik faturasına kaç kalem hırsızlık sığarsa o kadar bizi soyduruyorlar.

Bir telefon faturasına kaç tane soysuzluk, hırsızlık sığdırmışlarsa bizi o kadar soyduruyorlar.

Akaryakıta kaç kalem soygun sığıyorsa o kadar soyuluyoruz.

Temel gıdada ne kadar vurgun varsa zaten sırtımızda.

İçkide, sigarada rakam bile telaffuz edilmeyecek kadar soygun var.

Ette, sütte olanlar zaten cabası!

Ekmeğin fiyatının yüksek kendisinin bir lokma olduğu günleri yaşıyoruz. Yani ekmeğimizi bile göz göre göre çalıyorlar sesimizi duyan yok!

Market etiketlerine vatandaş yetişemiyor.

Bugün aldığını yarın aynı fiyata alamıyorsun.

Millet konuşmaktan korkuyor. Ağzını açan, geçim sıkıntısından yakınan neredeyse hain ilan edilecek.

Ülkemiz insanı mutsuz…

Ülkemiz insanı umutsuz…

Gençlerimiz işsiz!

Ülkemiz ekonomik krizle kavruluyor.

Ama ne yazık ki devletimiz derin sessizlik içinde halkının soyulmasına seyirci kalıyor.

Öyle bir sistemde yaşıyoruz ki, her geçen gün zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oluyor.

İnsanlar evine ekmek götürmek için eşyalarını satıyor.

Ne gören var ne duyan.

Bebeğine mama alamayan, bez alamayan anneleri, babaları devlet görmüyor.

Çocuk bezinde kdv yüzde on sekiz, tüpçünün piyangosunda kdv yüzde sıfır.

Çocuk mamasında fiyatlar uçmuş, Seda sayanın pırlatasında kvd yüzde sıfır.

Köylünün traktörü, ineği haczediliyor,

Ensesi kalınlara hala teşvikler veriliyor,vergi borçları sıfırlanıyor, binlerce metre kare araziler peşkeş çekiliyor.

Aydınlık günler yaşayacağımız yerde insanımız ışıklarını bile açamıyorlar. Çünkü elektrik şirketleri Allahsızca soyuyorlar.

Vatandaş karanlıkta yaşayacak duruma geldi.

Devletimiz sessiz, devletimiz soyguna seyirci!

Parasızlıktan faturasını ödeyemeyenlere faturadan daha okkalı olan “açma-kapama” cezası yazıyorlar. Ulan zaten vatandaşın parası olsa faturasını ödeyecek. Cezasını nasıl ödesin? İşte bun için soygun var diyorum. Devletimi arıyorum.

Bu millet bir ses duymak istiyor!

Bir ses duymak istiyoruz…

Halkına cesaret veren soyguncuya, fırsatçıya, Allahsız, vicdansızlara korku salan bir ses…

Yani halkının yanında olan devletin sesini duymak istiyor.

Ama nafile.

Bir ölüm sessizliği hüküm sürüyor sanki.

Arada bir “Ben milletimin yanındayım, milletimi seviyorum, askıda ekmek veriyorum”  diyen davudi bir sesle sessizliğin bozulmak istendiğini duyar gibi oluyorum sadece…

Ama sermaye bildiğini okumaya, halkı soymaya aynen devam ediyor.

 Açların, yoksulların çıkardıkları ses dünyanın her yerinden duyuluyor da bir tek ülkemizden kimse duymuyor.

 “İnsan arıyorum” diyen filozof İskender gibi, düşmüşüm yollara ben de “aşımızı, ekmeğimizi, emeğimizi koruyacak devletimi arıyorum.”

 Devletimi ararken bu milletin yokluk ve yoksulluk içinde can havliyle çırpındığını görüyorum.

Görüyorum bir millet ekmeğini, emeğini koruyacak devletini arıyor!

Devleti nerede, kimin yanında vatandaş bilmiyor.

Her şeye rağmen bu millet hala hakkını hukukunu arayacak devletini arıyor.

Kendisini soyanlara “dur” diyecek devletini arıyor.

Devleti arıyorum mecnun gibi her yerde…

Devletimi arıyorum Meclis binasında.

Devletimi arıyorum Ankara’da görkemli saraylarda…

Devletimi arıyorum, kırmızı plakalı lüks arabalarda.

Devletimi arıyorum uçan saraylarda.

Esen rüzgârlardan halkın açlık nefes kokusu yayılıyor Ankara’nın üstüne,

Soyguncular cirit atıyor ülkenin her yerinde.

Devletimi arıyorum bu soygunlara dur desin diye…

Devletimi arıyorum, insanlar  evlerine ekmek götürsün diye..

“Açız, geçinemiyoruz” diyor bu millet,

“Bakın camiler yaptırıyoruz” diye cevap veriliyor.

“Yok yoksulluk içindeyiz” diyorlar,

Diyanet “namaz kılmayanı şeytan” ilan ediyor.

“İlaç alamıyoruz” diyorlar

“Yollar, köprüler yapıyoruz” diyorlar.

“Kendinize yaptığınız gibi en az yüzde 28 zam yapın ücretlere” diyoruz.

“Kaynak yok” diyorlar.

“Battık” diyoruz,

“Ekonomi süper, Kanal İstanbul’u yapacağız” diyorlar.

Bankalar vatandaşın gırtlağına basıyor,

“Büyüme hızımız rekor kırıyor” diyorlar.

Artık şunu görüyorum ki;

Devlet, “Ümmet” diye diye milleti soyanları, “Din” diye diye halkı açlığa mahkûm edenleri görmüyor.

Ama bilmiyorlar ki en iyi dinin insanın karnını doyuran din olduğunu!

Bilmiyorlar ki “Komşusu aç yatarken tok yatanın insan olmadığını”

Bilmiyorlar ki bu yenilen kul haklarının bir gün yiyenlerin burnundan fitil fitil geleceğini.

 Ve artık zenginlerin zevklerinin, garibanların gözyaşlarıyla satın alındığını biliyorum.

Artık biliyorum ki, halkı yoksul olanın satın alma gücü yoktur da, satın alınma gücü çoktur.

Ve biliyorum ki, bu ülkede yaşlanıp ölmeyen tek şey yoksulluktur!

Öğrendim ki ülkemizde vatandaşa “yasak” olanların, büyük adamlara “yasal” olmasındaki sır parada gizlidir. O yüzden zenginin kanunu var. Yoksulun kaderi.

Ali Galip Akyıldırım

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu