Yazarlarımız

“Seni Yaratan Allah’ın Adıyla Oku”

Bak güzel kardeşim; sen, hangi dilde olursa olsun okuduğunu, dinlediğini anlamıyorsan, kutsal kitabın neler anlattığına kafa yormuyorsan boşuna nefesini tüketip “İbadet Arapça veya Türkçe olmalı” deme.

Önce, Yüce yaratan Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim aracılığıyla sana nasıl seslenmiş. Seni hangi konularda uyarmış. Sana nasıl bir yol göstermiş bunu bilmen lazım.

Sana imamların elinde kılıçla hutbe okumasını emretmiş mi etmemiş mi bunu sorgula.

Sana namaz kıldıranların bir siyasetçi gibi davranıp davranmayacağını sorgula.

Sana namaz kıldıran imamın bu vatan hizmet verenlerin arkasından beddua ederek lanet okumasının İslam diniyle bağdaşamayacağını sorgula.

İslam dininin minberde elde kılıçla değil de ilim ve bilimle korunup yayılacağını “eli kılıçlı imamlara” haykırarak söyle.

Cehaletin hüküm sürdüğü coğrafyalarda kan kokusunun eksik olmayacağını “eli kılıçlı imamlara” haykırarak söyle.

Biliyoruz ki;

Ülkemizde ve tüm İslam ülkelerinde günde beş vakit ezan okunur.

Ezanın ne demek istediğini hemen hemen herkes eksiksiz biliyordur.

Ezana uyup ibadetini yapan var yapmayan var. Çağrıya uyup ibadete koşanın sevabı da kendisinedir gitmeyenin günahı da kendisinedir.

Ama bir gerçek var!

Bu ezanlar kimi çağırıyor? Kimi ne için çağırıyor? Kimi nereye çağırıyor? Bunu biliyor muyuz?

Bilmiş olsaydık eğer, bu gün bu dünya da İslam âlemi bu durumda olmazdı!

Ortadoğu’da ki İslam ülkeleri alev, alev!

İslam coğrafyasının her tarafı Müslüman kanı! Her taraf gözyaşı.

Libya’da, Irak’ta, Lübnan’da, Suriye’de, Mısır’da, Yemen’de, Filistin’de…

Kısacası Ortadoğu’nun her köşesinde Müslüman kanı akıyor.

Birileri ellerini ovuşturarak ve zevkle bu manzarayı seyrediyor.

Birbirini “Allahuekber” diyerek öldürmeye ve birbirlerinin kafasını dünyanın gözü önünde kesmeye devam eden Müslümanlar ise, birbirlerini daha çok öldürmek için durmadan silahlanıyorlar.

Evet, şimdi düşünelim, hangi dilde okunursa okunsun bu ezanlar kimi çağırıyor? Kimi ne için çağırıyor? Kimi nereye çağırıyor? Bunu biliyor muyuz?

Bilmiş olsaydık bu kadar kan ve gözyaşını Müslümanlar yaşamazdı.

Bilmiş olsaydık hiçbir İslam ülkesinde “Allah adına” insanlar kafası kesilerek öldürülmezdi.

Bilmiş olsaydık İslam’ın bilime bakışını anlamaya çalışır sorunlara bilimsel çözümler üretirdik.

Bilseydik İslam dinini tarikat ve cemaatlere teslim etmez bizim gibi sıradan Allah’ın kulu olanlardan cennet beklemezdik. El etek öpmezdik. Ne istersek isteyelim yalnız Allah’tan isterdik.

Bu ezanların kimleri çağırdığını bilseydik tüm İslam ülkeleri dünyanın en refah yaşayan ülkeleri olurdu.

Dünya da ki Müslümanların genel durumuna baktığımız da manzara şudur.

Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre, dünyada irili ufaklı 192 ülke bulunmaktadır.

Bu ülkelerin 57’si Müslüman ülkelerden oluşmaktadır.

Yani, dünya ülkelerinin yüzde 29’u Müslüman!

İMF’nin 57 Müslüman ülke üzerinde yaptığı araştırmaya göre,

57 Müslüman ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası (GSYH)’lerini ayıklayıp topladığınızda,

Toplam bütçesi 2 trilyon 900 milyon dolar demek.

Bu Müslümanlar adına acı veren bir rakam.

Çünkü bu rakam bir Almanya bile etmiyor.

Neden mi?

Almanya’nın tek başına GSYH’si 2 trilyon 900 milyar dolar da ondan.

Bu ezanların kimleri çağırdığını bilseydik,

Neden, refah içinde yaşamak, batılılara düşer de yoksulluk Müslüman’a?

Neden, barış içinde güvenle yaşamak batılılara düşer de kan ve gözyaşı Müslüman’a.

Neden, yaşamak batılılara düşer de, ölüm Müslüman’a. Diye sorgulardık.

Bu ezanların kimleri çağırdığını bilseydik,

Neden hep fakirlik…

Diz boyu cehalet,

Hep yoksulluk…

Ve hep kaos, kargaşa ve keşmekeş,

Müslüman ülkelerinin kaderi olmuştur? Diye sorgulardık.

Maalesef ki hangi dilde ibadet yapılırsa yapılsın İslam ülkelerinde din camiye hapsedilmiş durumdadır.

Allah’ın yazılı emirleri olan Kuran-ı Kerim sanki sadece namazlarda ve cenazelerde ve ramazan ayında okunmak için indirilmiş algısı oluşturulmuştur.

Kuran Türkçe okunsun diyenlerin önünde okunmaması için bir engel mi var? İsteyen istediği dile tercüme edilmiş şeklini zaten okuyup anlıyor. Önemli olan da bu değil mi?

Sanki İslam, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, paran varsa hacca gitmekten ibaretmiş gibi gösteriliyor durumuna düşürülmüştür. Ne yazık ki ibadetin ahlaklı insana, adaletli insana ulaşmanın kilometre taşları olduğu anlatılmadı, bunun önemi çocuklara kavratılmadı. Kısacası İslam ülkelerinde ve ülkemizde dinin toplumsal hayata dair kısmıyla ilgilenen olmadı.

Camide imamlar sadece “İçki içmek, kumar oynamak, domuz eti yemek haramdır, zina yapmak günahtır” derler.

Camilerde hangi imam şimdiye kadar işçilerin üç kuruşa çalıştırmasının günah olduğunu,

Müteahhitlerin bina yaparken malzemeden çalmaması gerektiğini,

Yetkililerin kamu kuruluşuna eleman alırken sözlü sınavda taraflı yani torpilli davranmamasını,

Gazetecilerin sadece gerçekleri olduğu gibi yazmaları gerektiğini,

Futbol hakemlerinin bilerek isteyerek bir takımın kaderiyle oynamaması gerektiğini,

Akademisyenlerin bana dokunmayan bin yaşasın mantığıyla üç maymunu oynamaması gerektiğini,

Siyasetçinin milletvekili olma uğruna liderine kayıtsız şartsız biat etmemesini,

Sosyal devletin halkına eşit davranması gerektiğini, fakir halkın sağlık ve eğitim sorunlarının yerinde çözülmesi gerektiğini anlattılar. Duydunuz mu?

Yani bu ezanların kimleri nereye ne için çağırdığını bilmediğimiz sürece, koskoca İslam dinini camilere hapsettiğimiz sürece, İslam dinini sadece namazdan, hactan ibaret gördüğümüz sürece kendisine Müslümanım diyen hiç kimse birbirini anlamayacaktır.

Bakın Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz buyurmuştur ki “Allah, azabı akılarını kullanmayanlara verir.” (Yunus 100)

“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların, Allah katında en kötüsü akıllarını kullanmayan, sağırlar, dilsizlerdir.” (Enfal 22)

Ve (Kamer suresi/32 ) Allah buyuruyor” Andolsun ki biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?”

Şimdi Allah’ın kolaylaştırdığı kutsal kitabı zorlaştırmak veya herhangi bir dilde okunmasını şart koşmak hiçbir kulun haddine değildir.

Okuyacağız, anlayacağız ve kendimizi geliştireceğiz. Dinimizi hiçbir zaman gelişmenin önünde engel olarak görmeyeceğiz. Engel varsa bu dinimizi yanlış yorumlayıp, yanlış anlatan kullara aittir.

Dinimiz doğru anlayıp yaşamak için “Seni yaratan Allah’ın adıyla oku!

Ali Galip AKYILDIRIM

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu