Yazarlarımız

Kurt Kışı Geçirir, Yılkı Atı Bahara Ulaşır..

“Üşüyordu…Soğuk, sanki yüreğine oturmuştu…” 

“Her yöne çileli bir akşam indi. Fırtınanın azgınlığı artıkça arttı. Yer gök olmuştu. Gökyüzü zulüm kusuyordu. Çok geçmeden yel ıslığını ulumaya çevirdi.” 

“Yüreğine acı bir keder oturmuştu… Bir anda yapayalnız kalmış, umutlu dünya altından kayıp gitmişti.” 

“Yaş ilerliyor, beden kuvvetten düşüyor, fakat yük bir türlü eksilmiyordu.” 

Ve bir mikrofon uzatılır Türkiye Cumhuriyetinin emekli bir vatandaşına, 

Sorar sorusunu muhabir arkadaş. “Nasıl, geçinebiliyor musunuz, maaş zamları yeterli mi?” 

Alır cevabını bir mavzer kurşunu gibi “Yaşım 68. Bir canım var o da başıma bela.” Adrese teslim bir sözdü. Ama kim anlayacaktı.. 

Yine de her şeye rağmen sadece kendisini değil adaletsizliğin açlığa mahkûm ettiği diğer milyonları düşündü. 

 “Cansız yumurtaya can veren Rabbim, senden umut kesen kâfir.” Dedi. 

“ Allah rızkına kefildi cümle yaratığın. Kuşu da geçiniyordu, kurdu da…” 

“Biliyorum dedi “Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder.” 

“Şekillendiremediği duygular içini cas cas yakıyordu.” 

Kendisini ayağı kırılmış bir at gibi ölüme terk edilmiş gibi hisseti. Yine de bahara sağ çıkma isteği galip geldi. Haline şükretti. 

Yıllar önce okuduğu “Yılkı Atı” adlı romanı hatırladı. 

Kaderine terk edilmiş atları hatırladı, kışı zor koşullarda geçiren kurtları hatırladı. 

Hadi kurtlar neyse de, atların sahipleri tarafından kaderine terk edildiğini kabullenemiyordu. Çünkü yıllarca hizmet vermelerine rağmen yiyecek sıkıntısından dolayı sahibi tarafından vahşi doğaya atılan atların kaderini anlayamıyordu.  

Empati kurdu, kendisinin bu vatan için verdiği hizmetleri hatırladı. 

Askerlik yaptığını, kazandığı her kuruştan vergisini ödediğini, ülkesinin en sıkıntılı zamanlarında yaptığı fedakârlıkları ve emeğinin karşılığını hiç bir zaman alamadığı günleri hatırladı. Bundan dolayı da kendisini kaderine terk edilmiş Yılkı Atına benzetti. 

Çünkü devleti ne kendisine nede diğer çöpten beslenen insanlarına sahip çıkmıyordu. 

Çöpten beslenen, pazar sonu sebze ve meyve atıklarını toplayan insanları gördükçe kaderine terk edilmiş Yılkı Atları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçip gidiyordu. 

Yılkı Atı hangi atlara denir biliyor musunuz? 

Anadolu’da bazı yörelerde yaşlanmış ve artık çok fazla işe yaramayan atlar kış aylarında dağlara bırakılır. Sahiplerinin genellikle besleyemedikleri ve bakımlarını sağlayamadıkları için doğaya bıraktıkları bu atlara yılkı atı denir. 

Kış aylarında doğaya bırakılan atlar hayatta kalmayı başarırlarsa sahipleri tarafından tekrar alınıp geri getirilirler. Ancak bu atların pek çoğu zorlu kış şartlarına dayanamayıp soğuktan ya da açlıktan yaşamlarını yitirirler. 

İşte bunu bildiği için ülkemizde kaderine terk edilmiş yurttaşlarımızı Yılkı Atlarına benzetiyordu. 

Çünkü o vatandaşlar zor günleri, kışı, ayazı, açlığı, yoksulluğu aşıp seçimlere kadar sağ salim çıkarlarsa hatırlanacaklardı. 

“Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” diye düşünen zihniye bir kez daha lanet okuyarak kaderine doğru yürüdü. Yaş 68’di ve bir canı vardı o da başına belaydı… 

Evet “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” Yılkı atları da sağ salim bahara çıktığı günleri unutmaz. 

Ve Edip Cansever’in Yılkı adlı şiiriyle noktayı koyuyorum. 

“Ben burda bir sıkıntıyım, atımdan iniyorum 

Benim atım her zaman 

Kim bilir kime sesleniyorum, sessizlik 

Yosunlar, taşlar, o mezar yazıtlarından 

Yaz gelmiş, zakkumlar açmış, elimi bile sürmedim 

Sürsem bile ne çıkar, ama sürmedim 

Ölü bir şey kalıyor dünyadan, yapraklardan. 

Ben burda bir sıkıntıyım, atımdan iniyorum 

Benim atım her zaman.” 

Sonuçta, çaresiz bir atın;  açgözlü insanoğlundan aldığı intikamın, okuyucuya, “oh olsun” dedirten bir sonla biten öyküsüdür Yılkı Atı romanı. 

İnsanlarımızın da gerçek yaşam hikayelerinden oluşan romanlarının mutlu sonla bitmesi dileklerimle.. 

(Not: Yazımda tırnak içinde alıntıladığım sözler Yazar Abbas Sayar’ın Yılkı Atı adlı romanından alınmıştır.) 

Ali Galip Akyıldırım 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı