Yazarlarımız

Kına Yakın!

Her gün bir vesileyle bu ülkenin kurtarıcısına ve kurucusuna basın yoluyla çok sayıda yazar olarak geçinen tipler tarafından ağıza alınmayacak hakaretler yapılmakta ve devlet susmaktadır. Sessiz kalmaktadır. Vatandaş çaresiz kalmaktadır. Muhalefet kör ve sağır kalmaktadır. Seyirci kalanlar kına yaksın!

Bakın malum medyanın malum yazarlarının köşe yazılarına;

Utanmadan, arlanmadan, haysiyetsizce…

“O bir faşistti, 

O bir diktatördü, 

O bir din düşmanıydı, 

O bir eşcinseldi, 

O karanlıktan bile korkan bir korkaktı. 

O bir sarhoştu. O bir ayyaştı. 

O bir zamparaydı. 

Kurtuluş savaşı bir kurguydu. 

Annesi genelevde çalışıyordu. 

Evlatlıklarıyla yatıyordu, 

O, bu vatana hiçbir hizmette bulunmadı. 

Çanakkale’de O savaşmadı.  

O Kamal’dir, 

O Mustafa’dır.

 O aslında Türk bile değildir. 

O Güneydoğuda katliam yaptı. 

O Kuran’ı yasakladı. 

Onun fotoğrafları rahatsızlık veriyor. Her yerden indirilmeli,

Gençliğe Hitabesi okullardan ve her yerden kaldırılmalı, yasaklanmalı” diye yazdılar, canlı yayınlarda daha ağır hakaretlerde bulundular.

 Bu tiplerin sırtı sıvazlandıkça Atatürk’e saldırılar hızla devam etti.

Ve tüm rezillikleri ve alçakça iftiraları onun kurduğu devlet sadece seyretti.  Devlette kına yaksın!

Ayasofya gibi ecdat yadigârı ibadethane mükerrer defa ibadete açılıyor.

Diyanet işleri başkanı elinde kılıçla devletin önde gelenlerinin önünde bu devletin kurucusuna, kurtarıcısına üstü örtülü beddua okuyor kimsenin kılı kıpırdamıyor. Onlarda kına yaksın!

Bu diyanet işleri başkanının arkasında namaza duran bir zamanların cumhurbaşkanı adayı sosyal demokrat Atatürkçü Muharrem İnce’de okkalı bir kına yaksın!

Atatürk’e bedduayı duyduğu halde diyanet işleri başkanının arkasında hangi partiden olursa olsun saf tutan ne kadar sosyal demokrat, milliyetçi, Türkçü, mukaddesatçı, muhafazakâr, Atatürkçü siyasetçi varsa kına yaksın!

Ve artık toplumumuz öyle bir hale getirildi ki sosyal medya da veya sıradan bir köy kahvesinde bile herkes bir birine diş biliyor. 

Öyle bir hale getirilmişiz ki, birikmiş öfke ve nefret dalgaları içinde yaşıyoruz.

Kimse kimseyi dinlemiyor bile…

Herkes içinde ki öfkeyi kusuyor.

Herkes taraf olmuş. 

Düşünmeyi, değerlendirmeyi düşünme organından silmiş gibiler. 

Bu ülkenin her yeri kin ve nefret kokuyor, çürümüş siyaset kokuyor. Sebep olanlar kına yaksın!

Tüylerimiz hep diken diken yaşıyoruz artık. Gazete ve televizyon kanallarına baktığımız da, sosyal medyayı tıkladığımız da derinden ürperiyoruz. 

“Bu halk ne zaman bir birine böylesine düşman edildi” diye sormadan edemiyoruz.

Yalnız adil bir şekilde bölünmüşüz!

Yüzde elli, yüzde elli…

Bu milleti yüzde elli yüzde elli diye bölenler kına yaksın!

Tükendik artık!

Bundan dolayı da diyorum ki;   

Ey siyasetçiler kına yakın artık.

Çünkü bu ülkede komşu komşunun selamını bile almıyor.

Kimse kimseye fikrini sormuyor.

Kimse kimseye yardım elini bile uzatmıyor.

Herkes ilkel kabileler gibi kendi kabilesiyle yaşıyor.

Artık herkesin kendine göre kale duvarları var. Herkes diğerleri ile aralarına yıkılmayacak duvarlar örmüşler.

 Bir birimizi artık ne hoş görüyoruz ne de seviyoruz.

Sadece boş boş bakıyoruz.

“Bu hala nasıl geldik” diye sormuyoruz bile…

Bu ülkeyi zor koşullarda ayakta tutan yardımlaşmalar, birbirini idare etmeler, ekmeğini bölüşmeler tamamen ortadan kalkmış durumda.

Büyük bir çöküşün gürültüsünü biz duyuyoruz ama her ne hikmetse siyasetçiler bir türlü duymuyorlar.

Hepsi “benden sonrası tufan” diyerek ülkeyi gerdikçe geriyorlar.

Öylesine gerilmişiz ki kopmak üzereyiz.

Eğer normalleşemezsek geleceğimiz iyi olmayacak gibi gözüküyor.

Siyasetin “çözüm” üretmesi gerektiği yerde “çözümsüzlük” ürettiğini görüyoruz.

Güven vermesi gerektiği yerde güvensizlik verdiğini görüyoruz.

Her gün suni bir gündem bombardımanı altında sersemliyoruz.

Televizyon kanalları, siyasetçiler, yazarlar, gazeteler kin ve öfke pompalıyor.

Yazık oluyoruz, yazık olacağız. Her geçen saat biraz daha kötüye doğru gidiyoruz.

Avrupa’da ki siyasetçilere baktıkça, halkının siyasete bakışını gördükçe inceden inceye kahroluyoruz.

Onlarda ki demokrasi kültürüne baktıkça kendi halimize ağıt yakarak ağlıyoruz.

Siyasetçiler bizlere dayatıyor abuk sabuk düşüncelerini, bizler de taraf olmuşuz ya, bir birimize dayatıyoruz.

Yazık olmuşuz…

Bu ülkede artık hiçbir şey güzel değil, umut vermiyor.

Çünkü siyaset bizde sadece düşmanlık üretiyor!

Bu millet yakında birbirini boğazlarsa hep beraber kına yakın!

Ali Galip AKYILDIRIM   

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu