Yazarlarımız

Hayat Ölümle İlgili Değildir!

Beyniniz sizin her şeyi bilmediğinizin somut bir kanıtıdır. O beynin 10 da 1 inden de azını kullandığınızı biliyor musunuz? Onun geriye kalanı neyi beklemektedir? O bir şeyi beklemektedir. Einstein bile beynin tüm kapasitesini kullanmamıştır. O kapasite neyi bekliyor olabilir?

O sizin daha iyi günlerinizi henüz görmemiş olan yanınızı, sınırlı kişiliğinizin yadsıdığı o her şeyi bilen yanınızı beklemektedir. Tabi rasyonel zihninizi bırakarak.  Zira bu zihin algısıyla bunu anlamanız mümkün değil. Belki de bazılarınız evet benim daha büyük bir yanım var ama ona nasıl erişeceğimi bilmiyorum, bu konuda kuşkularımı nasıl bırakacağımı bilmiyorum diyorsunuz.

Bu durumda rasyonel zihniniz size ne kazandırdı? diye sormalıyım. Evet o size emeklilik kazandırdı. İyi bir iş kazandırdı. Ama ilişkilerinizi sürdüremedi veya yaşlanıp ölmenizi de önleyemedi. Hastayken bedeninizi iyileştiremedi. Demek ki bazı şeyler onu aşıyor. Çünkü o yanınız ticari dünyada işe yaramaz. O zihin sınırlı olduğunuzu düşünür ve sınırlı alanlar dünyasında kendi egemenliğini sürdürür. Tanrı sınırsız kaynak olduğuna göre, bizler de sınırsız olduğumuzu söyleyebiliriz.

Nerden bilelim diyenler için, bu yanınızı ortaya çıkartmayı denemeden nasıl bilebilirsiniz ki diye sormalıyım bu durumda. Bugüne kadar size öğretilen bilgiler üzerinden alıyoruz diplomaları, peki hangisi dışarıdaki hayatla birebir örtüşüyor. İşte benim söylediğimi de anlamanız için kendinize bunu öğrenme fırsatı vermeniz gerekiyor. Bunun için olağanüstü ya da üstün zekalı olmaya gerek yok. Bunun için bilmeyi seçmeye, bilinçli olmayı seçmeye ihtiyacınız var.

Dinlemek, öğrenmek, bilmek başka, hayata geçirmek buna izin vermek başka tabi. Konuların insanların takipçisi değil, öğrencisi olun. Öğrenciler daima öğrenirler, öğrenmeye ve sınanmaya gönüllüdürler. Takipçiler ise asla öğrenemezler ve sınanmazlar. Değişime hazır değildirler. Bir gün “Hayat daha fazla şeyi içeriyor ve ben onu kaçırıyorum” demiş olan sıradan insanlar işte buna hazır olan üstatlardandır diyebilirim. Onlar “Beni mutlu etmek eşimin, kedimin veya yaşadığım yerin işi değil. Bunu yapmak benim işimdir. Hayatta daha fazla bir şeyler olmalı” diyen bireylerdir. 

Evet kuşkucu olmak kolaydır. Zor olan kabul etmektir. Ölmek kolaydır. Yaşamak zordur ama o Tanrının armağanıdır. Sınırlılıklarınızdan daha büyük olduğunuzu kabul edip izin verdiğinizde bu olasılığa da izin vermiş olursunuz. Ölümsüz olan sonlu beden algınızdan bakmaya devam ederseniz, sonsuz kaynak olan bilincinizin farkına varıp gerçek gücünü idrak edemezsiniz.

Sonsuz varlık olmayı seçmek. Çünkü sen bu’sun. Sonsuz varlık için her zaman herşey mümkündür ve tüm seçim size aittir. Sonlu bir varlığın eğilimi ise, düşünceler, hisler ve duygulardan işlev yapmaktır. Düşüncelerinizin, hislerinizin ve duygularınızın hapsinden, kutupluluğundan, engellerinden ve bariyerlerinden özgür kılabilmelisiniz kendinizi. Sınırlılık durumundan işlev yaptığınız zaman çok az seçime ve sınırlı olanaklara sahip olmayı seçersiniz. Sonsuz varlık olarak sonsuz algı, biliş, olma, alıp kabul etmekten işlevsel olursunuz. 

Bunun için bilinçli olmayı seçmemiz gerekiyor. Çünkü bilinçlilik sürekli olarak daha fazla seçeneğe ve daha fazla yaşama kendimizi açma yeteneğimizdir. Hayat ölümle, ölümlü olmakla ilgili değildir. Hayat yaşamak ve yaşamaya izin vermektir.

AYFER ÖZDEMİR

Uluslararası Nlp ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Astroloji Danışmanı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu