Hayat Kombinasyonu!

“Hayatı fazla ciddiye almayın” gibi alışılagelmişin dışında bilakis hayatı ne kadar olabilirse o kadar ciddiye alın. Üzerinde emek harcayın, titreyin, derinlikli anlamaya çalışın, konsantre olun, ayrıntıları gözlemleyin, değerlendiren yani sözün özünü söylemek gerekirse gözünüz gibi bakın.
Hayat kombinasyonuna karşı duygusal, mantıksal, kavramsal olarak pozitif bir yaklaşım içinde olmaya çalışın. Ancak bu kombinasyonda zihninizi ve yüreğinizi yoranları çıkartıp atın. İnsan olma ruhunun ışığını söndürenlerden uzak durun ki ruhunuz karanlıkta kalmasın ve ışığınız sönmesin.
Amaçsız ve ilkesiz olmayın. Mutlaka hayatın rotasında size yol gösterecek bir pusulanız olsun. Unutmayın ki amaçsız, pusulasız, ilkesiz insan bir ot kırıntısından farksızdır. Zorunlu ve zaruri bir kafa mecburiyetiyle yaratılış amacınız üzerinde enine boyuna düşünün. Mukabilinde kozmos içerisinde insanlığın, insanlık içerisinde müdahil olduğunuz toplumu, toplum içerisinde şahsiyetinizin görev ve sorumlulukları üzerinde mutlaka etraflıca düşünün. Zira sorumluluk bilinci ile hareket etmek için onun ne olduğunu bilmek ve anlamakla mümkün olunur.
Kendinizle dost olun. Bir dost gibi davranın kendinize. Gereksiz her ne varsa sizi kıracak, dökecek tasfiye edin hayat kombinasyonunuzdan. Hayatınızın kalitesini ve kalifikasyonu artırın. Kantarın topuzunu kaçırmayın. Hayatın yergisini de, eleştirisini de, sövgüsünü de ve övgüsünü de doğru yapın. Yoksa tahterevalliye tek başına oturmuş kişinin durumuna benzer; tahtı yerinde revanı ise gitmiş gibi…
Tabiatı sevin, tabiatta tek başına kalmayı deneyin. Bir kelebeği, bir çiçeği, börtü böceği, laleyi, sümbülü, kırlangıcı, mor menekşeyi, papatyayı sevin ve anlamaya çalışın. Sevginizi hak etmeyen yüreklerde yok yere harcamayın. Sözün değerini bilmeyen ve kadirşinas olmayan, ağzından çıkacak söze gücü yetmeyen insanlarla uğraşacağınıza; suyun şırıltısını, kuşların cıvıltısını, rüzgârın uğultusunu, arının vızıltısını ve kedinin mırıltısını dinleyin daha istifadecidir.
Mutlaka psikolojiniz bozulur, bunalıma girersiniz. Yaşayışınız ve davranışınız derbeder bir hal alır. Acılarınız veya sorunlarınız içinizin en deruni tarafında sizi yaralar. Bu durumda derdinizi, tasanızı, kederinizi ağaçlara, denize, dalgalara anlatın onların ağzı çok sıkıdır ve kimselere sır vermezler. Güvenebilirsiniz ağaca, portakal ağacı portakal verir armut değil. Dağlara güvenebilirsiniz sahile vurur, kayalara vurur ama anlattıklarınızı dertleştiklerinizi yüzünüze vurmaz.
Emeğinizi, çabanızı çiçeklere verin. İster saksıda, ister tenekede, ister cam kenarında, ister balkonda ve ister toprağa ekin emeğiniz kadar açıyor, emeğiniz kadar güzelleşip serpiliyor. Emek verdikçe güzelliğini yetirip çirkinleşen insanlardan daha evladır.
Meziyetlerinizi, ayrıcalıklarınızı, zaaflarınızı, acılarınızı, sevgilerinizi, eksiklerinizi tanıyın ve sorumluluklarınızı görün. Kendinizi tanıyın ve bilin. Yaratılmışların ekseni olduğunuzun farkında olun. Hem yolsunuz, hem yolcusunuz bu yüzden yolcu yolu da bilmeli kendini de bilmelidir.
Okuyun ve okumaktan asla vazgeçmeyin. Okumak bir şeyi bilmenin en kaliteli yollarından biridir. Şunu bilin ki okumanın ölçüsü sadece kitap değildir. Kitap okumayı konu eden nesnelerden yalnız bir tarafıdır. Siz kendinizi ve sizin dışınızda kalanları ve olayları, durumları, eşyayı, tabiatı bir bütün olarak okumaya tanımaya çalışın. Unutmayınız Allah her şeyi bir ayet olarak yaratmıştır. Mutlaka her şey size bir yol göstericidir. İster gözünüzle, ister kulağınızla, ister zihninizle, ister aklınızla ve ister kalbinizle hangi organınızla okursanız okuyunuz, mutlaka okuduğunuz algıladığınız bilgiyi gönül sarnıcında damıtınız. Kazandığınız elde ettiğiniz bilgiyi insanlığınızla test etmeden eyleminize almayın.
Sana ve hayatına yük olanları sırtından indir. Ve doğrul nefes al. Kimseye kendini kanıtlamaya çalışma; sokak kedileri, aç köpekler, köşe başındaki yalınayaklılar ve kimsesiz yetim çocuklar, simit attığın martılar ve omuzuna konan güvercinler seni tanısın kâfidir.
Mücadeleni hiçbir zaman bırakma. Hayatın duvarına karşı ancak hayatın içindeki mücadeleyle baş edebilirsin. Bugün başını kaldırıp güzel olan neye baksan zorluklar içinde doğmuş olduğunu görürsün. Tıpkı dikenler içinden güneşe uzanan gül gibi…
Merhamet ve sevgiyi içinizden eksiltmeyin. Nasıl bir toplumun sınai gelişmişliğinde elektrik kullanımı vazgeçilmez bir durumsa, toplumsal birlik ve beraberliğin perçinlenmesinde de sevgi ve merhamet vazgeçilmezdir. Bu yüzden sevgi ve merhameti kaldırmayın kalbinizden çünkü merhametsiz ve sevgisiz bir insan veya bir toplum buz çölünde yol almaya benzer. Belki de hayat kombinasyonuz da en çok seçmek zorunda olmanız gereken şey; sevgi ve merhamettir. Zemberek nasıl saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiriyorsa insanlığı da harekete geçiren en önemli taşlardır merhamet ve sevgi. Ama sevginin karşıtı olan “nefret” ve merhamet zıttı olan “acımasız” lıkları kombinasyonunuza almanıza ihtiyaç duymayın. Yeşertin bir ömür boyu kalbinizin bahçesinde sevgi ve merhameti, serpilsin bir bütün olarak bedeninizde ve yaşamınız yeşillesin insanlık ağacında…
