Yazarlarımız

Fıkra Bu Ya…

Ülkeyi yılardır yöneten siyasetçiler yıprandıkça, tükendikçe, eleştirildikçe hamasetin dayanılmaz cazibesine kapılırlar.

Öyle böyle değil yaptıkları hamaset!

Kendileri dışında herkes hain, herkes, kötü, herkes dinsiz, herkes art niyetli, herkes dış güçlerin işbirlikçisi falan filan…

Ülkeye baktığımızda ekonomik krizin herkesi korkunç derecede etkilediğini görüyoruz.

Piyasalar allak bullak.

Esnaf günü kurtaramıyor bile.

Gençler işsizlik ıstırabı içinde kıvranıyor.

Bankalar vatandaşı iliklerine kadar sömürmeye devam ediyor, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon insanlarımızın yaşama sevincini yok etmiş.

Çalışanlara enflasyona ezdirilmiş.

Yetkili sarı sendikalar emekçinin alın terini masada satmış.

Çiftçinin ürünü tarlada para yapmıyor ama o ürünler çarşıda pazarda tüketicinin elini yakıyor.

Tüm bunlara rağmen ülkeyi yıllardır yönetenler her gün nutuklar atıp, hamasiyet yapmaya, herkese meydan okumaya devam etmekteler.

Kısacası hamasete sığınıp vatandaşı “boş kaşıkla” beslemeye gayret gösteriyorlar.

Hamaset nedir diye soracak olursanız, bana göre; gerçekte her imkâna sahip olupta o imkânlarla hiçbir şey yapamayanların sonu gelmeyen avuntusudur, halkı kandırmasıdır. Televizyon kanallarından 7/24 atıp tutmaktır. Hatta kendisinin anlattıklarına kendisinin dahi inanmamasıdır.

Hamasete sığınanlar geminin battığını gördükçe sınırsız atarlar. Attıkları zaman da “mangalda kül bırakmayanlar” misali herkese meydan okurlar. Rakiplerini korkuttuklarını, halkı kandırdıklarını sanırlar.

Her gün televizyon kanallarında bu tip siyasetçileri gördükçe, kükreyerek hamasiyet nutuklarını dinledikçe aklıma Ege yöremizde anlatılan “Kofti Efe” adlı fıkra gelmektedir.

Fıkra bu ya…

Bir Ege kasabasında, bir “Kofti Efe” varmış… Nasıl bir efeymiş bu?

Neden lakabı “Kofti”ymiş? İyi dinleyin.

“Kofti Efe” bir akşam ter, kan içinde meyhaneye gelmiş:

“Len oğlum ver bi tek!”

Meyhaneci koşup gelmiş:

“Hayrola efem, ne oldu?”

“Köşe başında dört herif çıktı karşıma, iki patlattım dördü de kaçtı…”

Meyhaneci çırağa bağırmış:

“Efeme bi tek daha ver, leplepiyi unutma!”

Meyhaneci hınzır, üstüne gidiyor:

“Eeee efem, sonra ne oldu?”

“Bu sefer sekiz kişi olup geldiler…”

“Eeee!”

“Sekizini de iki yumrukta kaçırdım!”

Meyhaneci bağırmış:

“Len oğlum efeme bi tek daha ver, leplepiyi unutma!”

Efe tekleri üst üste yuvarladıktan sonra kükremiş:

“Sekiz on altı oldu, on altı otuz iki!”

Efe sallıyor, meyhaneci tekleri peş peşe ısmarlıyor.

Efe, otuz ikiyi tamamladıktan sonra elinin tersiyle ağzını silip, bıyıklarını sıvazlayınca meyhaneci çırağa kızmış:

“Ulen, efemin kadehi boş kalır mı?”

Efe diklenmiş:

“Yetti gayri, bütün gasabayı bana mı kırdıracan?”

İşte “Kofti Efe” diye bu gibilere derlermiş!

Siyaset dünyamızda sorumluluk yüklenipte sorumluluğunu yerine getiremeyip ama “Kofti Efe” gibi efelenen o kadar siyasetçi var ki!

Onlar kendilerini biliyorlar.

Biz de hem onları biliyoruz hem de bu ülkenin nereye doğru gittiğini çok iyi biliyoruz.

(NOT:Bu yazımı geçen yıl yine aynı tarihlerde yayınlamıştım. O günden bugüne bir şey değişmediği için bir daha yayınlayayım diye düşündüm)

Ali Galip AKYILDIRIM

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu