Yazarlarımız

Biga’da Neler Okudum Neler Okuyacağım

Bigalı Okurlarım, İstanbul’dan gelince nefes aldım.  Çok sıkılmıştım. Daralmıştık geleceğim gün izinim bir tülü elime gelmiyordu, değerli Üsküdar Kaymakamı Sefa beyi aradım aynen, “ Boğuluyorum değerli kaymakamım” dedim sağ olsun anında izinlerim ayarlandı; Yola çıktık eşimle o sıkıntılı anımı hiçbir zaman unutmayacağım.  Değerli Kaymakam Sefa  bey’e de Köşemde teşekkür ettim o zaman. Şimdi sabah bahçeme çıkıyorum önce internet üzerinden gazetelere bir göz atıyorum sonra varsa yazılarımı yazıyorum.

Bahçede Bile Zamanım Yok

76 Yaşındayım bu topluma bir şeyler bırakarak gitmek istiyorum. Elli yıl kendimi geliştirmek topluma yararlı olmak için çabaladım. Google’da bütün yaptıklarım var. Ülkem için, sanat için, kültür için toplumsal gelişme için neler yapmışım hepsi orada yazılı. Biga’da bahçem de bile zamanım yok. Yetmiyor zaman. Çünkü, Fotoğraf Dergisine yazıyorum, yazı isteyenlere yazı yetiştiriyorum Aydınlık  Gazetesi için hafta da iki gün, öyle sıradan değil Özel fotoğraflarla yazıyorum. Biga’nın ekmeğini yiyip suyunu içiyorum havasını soluyorum, bir kattım olur mu acaba? Yazılarım da Biga’da olduğum yazılıyor. Kültür ve Sanat  çevresi Lütfi Özgünaydın’ın yazları Biga’da olduğunu biliyor. Biga’yı seviyorum. Bu sevgi isterim yitmesin.

Biga İçin Ne Yapabilirim

Geçen Yıldan beri Biga İçin bir şeyler yapmalıyım diye düşündüm. Bir sergi yaptık önemli bir sergidir önemli fotoğraflar vardır. Belediye Başkanı’nın girişinde duvarda asılıdır.İki fotoğrafım Onlar öyle kolay yapılmış fotoğraflar değildir. O sergiyi şimdi bir gösteri haline dönüştürüyorum çok özel bir müzik buldum, Biga türkülerinden de yararlanacağım gösteri bitince Bu Pandemi geçerse, belki bir sunum yaparım, Eylülde.

Belim ağrıyor, dizim çok kötü durumda ancak bir Biga albümü için de çalışıyorum. Burada yaşadım Biga içinde sözüm var onu söylemeliyim. Allah sağlık verirse bu yaz sonu bitecek. Mardin Kitabımı görenler bilirler. Aynı boyut ta güzel bir albüm olacak denemeler eşliğinde.

Sağlıklı olursam tamamlayacağım. Yirmi kitabım yayımlandı hiç birisinin yayımını düşünmedim. Biga Albümü bitsin elbet oda yayımlanır.

Size Bir Anımı Anlatacağım…

Yıl 1974 Keban Baraj Gölü doldu Kemaliye’nin altında ki köprülerin hepsi Suyun içinde kaldı. Fırat’ın Doğusunda Başpınar ve 24 köyün ulaşımı hiç kalmadı ve bu serüven 20 yıl sürdü geçen gün okudun o köprü Recep Yazıcıoğlu’nun önderliğinde yirmi yıl sonra yapıldı halk yaptı. İşte 1970’li yıllarda bendeniz muhabirim o güçlükleri deli gibi izliyor ve anlatıyorum. Rahmetli Zeyyat Baykara’da Kemaliyeli o zaman Turgut Özalla birlikte başbakan yardımcısı.  Hem gazetelere hem kamuya ulaştırıyorum sorunları. Ankara a beni kabul etti daha net anlattım, sonra defalarca gittim, ilkel biçimde yapılan Sal için bir motor göndertti,sorunlarla yürekten ilgilendi. Dost olduk, ben sonra bir yerel gazetede onun adına bir şiir yarışması da düzenledim. Ölürken demiş ki eşi ağlayarak bana anlattı,  “Nedense aklına geldi o çocuk o kadar gelip gitti benden şahsı için hiç bir şey istemedi” demiş. Ömrüm böyle geçti, bir kitabı yayımlamak için çırpındım bir gösteri bir sergi için didindim. Yurt içinde yurt dışında yüzden fazla sergi  açtım, yirmi kitabım yayımlandı. Asla şahsım için kimseden bir şey istemedim. Çok şükür Ülkemi Dünya nın en önemli kentlerinde anlattım, yaptım.(İçimden geldi anlattım)

Çarşamba Postası Ve Yerleşke Kitapevi-Utku Çetin

İnanın kendi memleketimin gazetelerine yazamıyorum onlar kitaplarımı okusunlar. Ben Erzincanlıyım, Erzincan’ın tanınmış bilim adamları, sanat adamları siyasetçileri önemli insanlarıyla yakinen tanışırım. Bütün bunlara rağmen Çarşamba Gazetesi için yazıyorum. Elimde olan kitaplarımı da Yerleşke kitapevinin vitrinine koyduk. Yüzde 60 indirimli. Fotoğrafa meraklı insanlar var alıp okusunlar diye ”Fotoğrafın Dili” kitabına bile 15 lira fiyat koyduk. Gelip geçerken Yerleşke kitapevinin vitrinine bakıyorum. Geçen günü Yerleşke’nin sahibi Utku Çetin e dedim ki gel Vitrinin önünde bir fotoğrafımız çekilsin.  Utku Çetin’in yaptığı iş o kadar önemli ki. O vitrine başka şeyler koyar ve onlardan çok fazla kazanır, ama o kitap vitrini yapmış. Biga’yı gezen bir yabancı, “Biga’da Kitapevi” var diyecek. Kentlerin tanıtımında böylesi değerler ne kadar önemlidir bilir misiniz?

Bir kenti gezenler o kentin sözlerini dinlerler hatta ruhunu bile çözerler. Kentlerin Ruhu yaşatılmalıdır. Ama nasıl yaşatılır o ruh.

Çarşamba – Cuma Yazıyorum

Aydınlık gazetesi bana yarım sayfa tutarında bir sayfa tahsis etti. Bana karışmazlar, 1975 yılında nasıl yazdımsa öyle yazıyorum. Lütfi Özgünaydın’ın yazdıkları asla değişmedi. Kendisi de değişmez, ben neysem oyum.Aydınlık yönetimini de teşekkür ediyorum. Yine kültürün sanatın bilimin önemini her dem vurguluyorum, insanların okuması için gelişmesi için “dil döküyorum inanın “

Neler Okuyorum

 DON KÜŞOT romanını ikince kez okudum. İki Cilt. Neden ikinci kez okudum, Yaşar Kemal bana  sohbetlerimizde hep yol gösterir di,” iki kez okumalısın” Çünkü Zamanında Abidin Dino Adana da ona On tane birden Don Küşot göndermiş. Hep anlatırdı. Okumadığım kitapların listesini çıkarmıştım. Bigaya bir yığınla geldim okuyorum

Victor Hugo- Sefiller

Gelince önce Sefilleri okudum. Çünkü zamanında okuyamamıştım. Birçoğunuz okumuşsunuzdur. Bahçemde keyifle okudum. Sonra yine ikinci Kez, “ Savaş ve Barış” okudum. “ Savaş ve Barış “ ı bir kez daha okuma isteği vardı içimde. Yine etkilenerek okudum.

Şimdi Son İstasyon U Okuyorum

Tolstoy un son yılı JayParını yazmış. Niye okuyorum. Benim oğullarımdan birisi New York’ta yaşıyor. Kültür Sanat izleyicisidir bolca okur. Onun la görüntülü sohbet ediyoruz artık bazen çok sıkılıyorum ve yakınıyorum. Birkaç kez bana ne dedi biliyor musunuz? “ Baba Koskoca Tolstoy bir tren istasyonun da öldü. Lütfen şikayetlenme ve yazmanı sürdür.” Onun bu sözleri için aldım kitabı. Kitap bitince anladım ki Tolstoy İstasyon müdürünün evinde ölmüş. (Oğlum Burhan’a söyledim o da alıp okuyacak) Hem de varlıklı biçimde. Hatta eşi özel tren tutup İstasyona gelmiş. Şimdi Hemingway in “Silahlara Veda” romanını okuyorum. Bitince Orhan Pamuk Kara Kitap sırada.

Üçleme Romanım Dün Bitti.

Bir yıl çalıştım dün noktayı koydum. Sanırım 300 sayfa oldu. Daha üzerinde çalışacağım; iki ay yeniden okuyacağım, düzelteceğim sonra, iyi bir editörle çalışacağım. Bu romanı;  Biga ekmeği yiyerek, suyunu içerek, havasını soluyarak yazdım. Üçlemenin iki kitabı daha önce anlattığım gibi Yerleşke Kırtasiye’de… Dönüş Zamanı, Sevda Zamanı… Merak ediyorum, insanlar alacak mı?, Okuyacak mı? 15 liraya satılacak.

İnsan yaşadığı mekanı ve insanları geliştirmek için çaba vermeli. İstiyorum ki insanlar oksun gelişsin. Toplumların ruhunda “ Azim” olmalı. Sadece cüzdanını değil ruhunu da zenginleştirmeli. Üç günlük dünya gelir de geçer. Allahın bahşettiği bu bedeni ve ruhu geliştirmelisiniz Bunu yolu okumaktır, çalışmaktır

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu