Fuat SÜMELİYazarlarımız

Yozlaşan İslami Değerler

İslamiyet özellikle peygamberin ölümüyle birlikte bir iç çatışma, sürekli bir kavga ve boğuşma dönemine gitti. Bu çatışma, ayrışma ve kutuplaşma ile beraber aziz İslam’ın ilkeleri ciddi anlamda zarar gördü. Özellikle yaşadığımız çağla beraber bu ilkeler ve değerler adeta silindir iş makinası gibi dümdüz etti. Şu an menfi evreleri saymaya kalkarsak; eminim klasörleri bulur. Bugün ekonomiden, siyasette, iktisattan idareye, hukuktan ahlaka, adabı muaşeretten kişisel haklara, alışverişten komşuluk haklarına, ticaretten iş ahlakına, üsluptan karaktere, insanlıktan söze bağlı kalmaya kadar her alanda ve yaşamın tüm katmanlarında maalesef ciddi boyutta kan kaybettik. 

Peki, Müslümanlar böyle bir gidişatla bu olumsuz tabloyu bertaraf edip bir diriliş sağlayabilir mi? Şu an ki karar mercilerine yani yetki ve etki makamlarına bakınca bu durum o kadar kolay görünmüyor. Çünkü yönetim ilkesinin içini boşaltmışlar. Siyaset mekanizmasında karşılıklı saygı ve güven duygusu fazlasıyla zedelenmiştir. İslam halkıda büyük çoğunluğu mukallit bir anlayışla batı modasına uyuyorlar. Bu Batılaşma hummasına ne yazık ki nezleye tutulur gibi tutulmuşlar. Modernizmin yaşam koşullarına yetişebilmek için amansız bir çaba ve gayret içerisinde debelenip duruyorlar. Bu zillet kisvesi karşısında insanın yüreği ve gönlü kırılan cam gibi kırılıp paramparça oluyor. 

Bir zamanlar daha dirayetli ve farkında olan bir islam kültürü varken; bugün uyku süreci altında büyük kan kaybı yaşayan ve elde ettiği müktesebatını çok boyutlu bir kirlilikle sürdüren aynı zamanda doğru temsil anlayışını kaybeden ve mihenk görevini ifa edecek bir istidattan mahrumlar.

Bugün seküler ve laik siyaset anlayışı, bağımsız İslami kimlikli bir kuşatıcı alan açamadığı gibi daha yaygın bir sapmaya sebebiyet vermiştir. Seküler ve laik anlayışı yanlış teneffüs eden yönetim ilkesi, iktidarlarını desteklemek açısından İslami kavramları adeta araçsallaştırmışlardır. Bu araç olma hali İslam’ın önemli değerlerini ne yazık ki zedelemiştir. 

Şu an Müslümanlar kendi içinde inandıkları değerler açısından tam bir birlik oluşturmuş değildir; bu yüzden çok sayıda gruplar meydana gelmiştir. Bu durum islam dünyasındaki toplumları kafa karışıklığından da öte,  herhangi bir proje müdahil olma durumunu da ortadan kaldırıyor. Çünkü bu şekliyle davasını tam anlayamamış, yolunu çizememiş aklını, fikrini işlememiş bir toplum oluşuyor. 

Bugün  varoluşsal sorunları dahi konuşamayan, tartışmayan ve bu sorunlarla ilgili somut çözümlemeler yapma imkânına ve özgürlüğüne erişememiş bir Müslüman dünyası var. Adeta tarihi perspektiften yoksun, tarihi çözümlememiş, anlamamış bir durumdadır. Sanki farklı bir şey denediklerinde rahatları bozulacak gibi korkuları mevcut. Bunun neticesi anlama, anlamlandırma, düşünce ve araştırma süreçlerini yok ediyor. Sanki bu düşünce dünyasına daldıklarında kafa konforu bozulur, birazcık düşünecek olursa maazallah hayatı altüst olur. Mutlaka rahat olanı seçmek zorundadır. Bu konfordan dolayı günümüzde İslam’a yüklenen anlamları ve işlevleri maalesef Müslümanlar belirleyemiyorlar. Yani, İslam’ın sınırlarını, düşüncesini, fikrini ve ufkunu Müslümanlar belirlemekten uzak bir hayat yaşıyorlar. Günümüzde, dönüp hali vaziyetimize baktığımızda yani yaşayarak fiiline tecrübe ettiğimiz üzere, vicdani konular dışında hayatın bütün alanlarında Batılı seküler odaklar bilgi belirliyorlar. Bildiğimiz gibi Batılı güçlerin belirlediği bilgi ve değer beyazların özgürlüklerinden ve ayrıcalıklarından başka bir şey değildir. Yoksa bu seküler akıl, evrensel değer ve özgürlüklerin peşinde değildir. Günümüzde batılı akil inanlar bu değerlerin evrensellik iddiasında ancak bu değerler Müslümanları ve gelişmemiş yoksul Afrika kıtasını kapsamıyor.  

Bugün kendi halini anlamaktan bihaber olan Müslüman dünyası, bu otorite karşısında İslam’ın ve İslami geleceğin ufkunu ve düşüncesini bütünüyle kapatıyor. Bu da Müslümanların geleceklerine dair tasavvur ve tahayyülünü engelliyor ve onları gerçekleştirmekten uzak bir imkânsıza sürüklüyor. Bunun sonuçlarını görmek hiç de zor olmasa gerek. Bugün, İslam dünyası toplumları, devletleri, hatta cemaatleri kendi inanç, kendi fikir ve kendi değer sistemlerini, kendi dünya görüşleri merkezinde, kendi bilgi felsefelerini oluşturmak ve kendi vicdanı, irfanı hür bir şekilde, tekrardan bir birlik ve bütünlük içinde İslam’ın kurucu bütünlük bilinci dairesi kapsamında yeniden hayata kazandırmak üzere sistematik hiç bir çalışma yapılmadığı görünüyor.

Bugün eğer sen; kendi bilgin ve birikiminle evrensel dünyanın, o jet hızıyla değişen yapısına müdahil olamasan ve sürekli taklit yapılanlarla eğitimini, kültürünü, ekonomini, hukukunu, teknolojini bu doğrultuda oluşturursan bukalemun gibi sürekli renk değiştirmek zorunda kalırsın. Ve dünyaya, evrene, topluma ve insanlığa kendi perspektifinden, kendi değerlerinden ve kendi pencereden bakma özgürlüğünden mahrum kalırsın. Batılı seküler akıl ve izan ile kendi bilgi felsefesini oluşturmaktan uzak kalacağın gibi eğitim ve kültür politikalarını da şekillendirmekten uzak kalırsın ve ne yazık ki bu durumda batılı bilgi kaynakların meşrutiyetini de sorgulama cesaretinden yoksun kalırsın. Böylece seküler epistemoloji yapı; seni tanımlar, anlamlandırır, yapılandırır, şekillendirir ve yönlendirir.

Hiç unutmayalım ki, eleştirel akıldan bigâne, felsefi ve düşünsel hareketlerden uzak, taklit ve takibi belirleyici kılan toplumlar ve kültürler, kendi istidatlarını hiçbir şekilde gerçekleştirmezler. Bu toplum şekilleri sürekli bir çatışma ve kutuplaşma içinde yaşamak zorunda kalırlar. Kendilerini akamete uğratırlar, kendi kendilerini zayıflatırlar, kendi meziyetlerini yok ederler ve kendilerini zaafa düşürürler. Sahip çıkacakları ilkeleri, değerleri ve meziyetleri de kalmazlar. Mevcut yapıda duranlarda yozlaşıp gider. 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.

Başa dön tuşu