Yazarlarımız

Yoktan Var Olmuş Bir Milletin Yoksulluk Kaderi Olmamalıydı

Ülkeleri yönetenler ekonomiyi iyi yönetemezlerse bunun faturası halka kesilir.

Yönetenler üretmeden tüketimi teşvik ederse bunun bedelini halkı öder.

Yönetenler şatafat içinde yaşarsa halkın beli bükülür.

Halkı canından bezdiren vergiler yetmezse sonuçta dışarıdan borç alınır.

Ve neticede ülkeleri zayıf hale düşüren borçtur.

Halkı da bankalara köle haline getiren sistemin kendisidir.

Devleti borçlu olan ülkenin insanı zaten borçlu doğar, borçlu ölür..

Halk bankalara ne kadar çok borçlanırsa bankalar o kadar güçlü olur.

Çünkü bankaları güçlendiren alacaklarıdır.

Alacak; susturucu takılmış bir tabanca gibidir. Sessizce vurur.

Bankalar faiz üstüne faiz bindirir.

Sonunda bir isyan duyulur borçlunun hanesinden. “Canımı mı alacaksın?”

Evet, bankalar can bile alır! Her gün sessizce yüzlerce, binlerce insanı can evinden vurur ve kimse duymaz…

Çünkü devletin verdiği yasalarla vurur.Yani Yasal faiz silahı ve yaptırımlarla vurur..

 Kriz derinleştikçe halkı bankalara yönlendiren zihniyet aslında ocağınızı söndürüyor.

“Üç ay ödemesiz, düşük faiz” falan filan diyorlar ya, aslında seni darağacına gönderiyorlar.

Haberlerde duyuyoruz ülkemizde bir bakanlık daha önce bakanlık yapanlara en lüks arabaları tüm masraflarını karşılamak koşuluyla tahsis ediyor. Bütçede devasa gider açığı oluşturuyor ama kimsede tık yok.

Sayıştay bakanlık bütçelerini inceliyor. Nerelere harcandığı belli olmayan milyarlar tespit ediyor kimsede tık yok.

Millet pazardan patlıcanı bile sayı ile alırken sayısını bilmediğimiz saraylar yapılıyor kimseden ses yok.

Bir anne çığlık çığlığa bağırıyor “bebeğime mama alamıyorum çocuk bezi alamıyorum” diyor duyan yok.

Atanamayan öğretmen intihar ediyor gören yok.

İşsiz gençler umutsuzluk içinde kıvranıyor umut veren yok.

“Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporuna göre ekonomik kriz, 1 milyondan fazla yeni işsiz yarattı. Türkiye’de en zengin ile en yoksul arasındaki gelir eşitsizliği 9.9 katı buldu bunu konuşan yok.

Nüfusun yüzde 39’u beslenme, yüzde 35’i ısınma ihtiyacını karşılayamıyor bunu gören yok.

Çiftçinin ürünü tarlada kaldı duyan gören bir yönetici yok.

Süt ineklerim kesimhaneye gönderiliyor neden diye soran yok.

Ama her gün televizyon kanallarında müjde üstüne müjdeler verilmekte, cennette yaşadığımız yağlı ballı anlatılmakta… Ama ne yazık ki inan yok.

Millet artık yaşadığı cehennemi de biliyor, cennette yaşayanları da.

Onlarca yıl bedeller ödemiş ve yoktan var olmuş bir milletin yoksulluk kaderi olmamalıydı.

Ve son olarak; Televizyon kanallarında millete her gün “Büyüyen Türkiye’den” bahsedenlere tek bir soru soruyorum.

“Türkiye bu kadar büyürken halkın ekmeği neden bu kadar küçülüyor?” Ali Galip Akyıldırım

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı