Yazarlarımız

Taklacı Güvercinler Ve Düşündürdükleri…

Güvercinleri bilirsiniz.

Evcil kuşlardır.

Genellikle sürü ile uçarlar. Hayatta kalmak ve karınlarını doyurmak dışında bir amaçları yoktur.

“Kapıdan kovsan bacadan girerler” misali evlerin etrafında dönüp dururlar bir avuç yem için…

Kümeste kalmayı, bir avuç yem için özgürlüğünden vaz geçmeyi kabullenirler.

Sürekli ses çıkarırlar. Çok gürültü yaparlar.

Duruma, koşullara ve sahiplerine göre hareket ederler. Sahibi için “Halife-i ruyi zemin” bile derler.

Arsızdırlar, kovarsınız yine gelirler. Çünkü onlar “sahibime dokunmak bile ibadettir” diye düşünürler.

Bu kuşlar öyle yükseklere uçamazlar, biraz uçar, yorulur geri dönerler bulundukları aynı yere.

Güvercinler özgürlüğün tadını bile anlamayacak kadar meraksız kuşlardır.

Bir de bunların taklacıları vardır ki evlere şenlik…

Bu taklacı güvercinler, güvercin türü içerisinde en değerli kuşlardır.

Bu güvercinler sahiplerinin bindiği araç içinde uzun yolculuklarına bile eşlik ederler.. Hatta  “Bu denizde tek bir gemi, tek bir rota ve tek bir reis var” gibi laflar ederler.

Yolculuk boyunca hem sahibini eğlendiriler hem de yeni numaralarını gösterme fırsatı bulurlar.

Özellikleriyse belirli bir yüksekliğe kadar uçar, oradan birdenbire kendilerini takla atarak aşağı bırakırlar. Bunlar “Taklacı güvercinler” diye de bilinirler.

Bu taklacı güvercinler eski zamanlarda haberleşmede kullanılmışlardır.

Yani bu özelliklerinden dolayı haber götürüp getirmeyi alışkanlık haline getirdiklerinden laf taşımayı çok severler. Sürekli sesler çıkararak diğer kuşları ürkütmeye çalışırlar.

Bu taklacı güvercinleri sahipleri besledikleri sürece sahiplerinin önünde her türlü taklayı atarlar. Sahipleri değiştiği zaman da yeni sahiplerinin kurallarına ve tarzına göre takla atarlar.

Aslında yem miktarı değişmediği müddetçe sahiplerinin kim olduğunun da onlar için bir önemi yoktur zaten.

Çünkü karınlarının doymasından ve üremelerinin dışında başka fikirleri yoktur.  

Sahiplerinin hayallerini ufak yemler karşılığında sahipleniyorlar. Sahipleri “höt” deyince pusarlar, ezilirler iyice küçülürler çünkü ürkektirler… 

Bu taklacı güvercinler gagaları hep açık beklerler, birileri bir şeyler atsa da yemlensek diye…

Önlerine atılan yeme hepsi birden konarlar…   Aynı sürüde olmalarına rağmen birbirleri ile itişir, kakışırlar. Birbirlerinin yemine göz dikerler… Daha çok yem almak için daha çok takla atarlar.  Sahipleri için fazladan 2 takla atmayı bile “ibadet” kabul ederler. Hatta bunu şükür için yaptıklarını söylerler.

Taklacı güvercinler aslında sahiplerini eğlendirmekten başka bir işe yaramadıklarını iyi bilmektedirler.

Vizontele adlı sinema filmini izlemişsinizdir.

O filmde başrol oyuncusu Deli Emin adında bir karakter güvercinler besliyor, güvercinlerini beslerken bir de onlara ha bire “Yiyip içip s…maktan başa bir şey yaptığınız yok lan! İçinizde takla atmayan güvercinler var. İçinizde kendini keklik zannedenler var. Siz taklacı güvercinsiniz kardeşim. İçinizde koca bir günü iki taklayla savuşturanlar var. Hangilerinizden bahsettiğimi siz de çok iyi biliyorsunuz. Ama ben burada isim verip hiç birinizi arkadaşlarınızın içinde rencide etmek istemiyorum. Ama bu böyle gitmez kardeşim. Bundan böyle takla atmayana yem de yok. Yeter be!” diye hakaret ediyordu.

Şimdi kendi kendime soruyorum “ya hu ben bu yazıyı neden yazdım ki?”

Cevabını ben de bilmiyorum. İçimden geldi…

Ali Galip AKYILDIRIM

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı