Yazarlarımız

Neler Okudum Neler Okuyacağım…

Biga Kumkent’te en iyi yaptığım iş okumak… Dönem dönem kitaplarımı getirtiyorum ve okuyorum. Son olarak Buket Uzuner’in “Su” romanını okumuştum ve dönem kitaplarım bitmişti. Yeni dönem için İstanbul’daki kitapçım Polat Kitapevi’ne listemi göndermiştim, kitaplarım geldi. Önce Varlık Dergisi’nin editörü Mehmet Erte’nin “Sahte “ romanını okudum. Sonra hep okumayı planladığım Beyrutlu Yazar Amin Maalouf’un Afrikalı Leo romanına başladım.  Endülüste insaların yurtlarından ayrılışlarının dramatik öyküsünü anlatıyor ilk bölümde. Okumaya devam ediyorum yazarın diğer kitaplarını da getirttim onları  da okuyacağım.

 Göç Acı Bir Şey

Göç insanların yerlerinden, yurtlarından ayrılması bütün dünya yazarları tarafından yoğun biçimde yazılmıştır. Yaşar Kemal’de  insanların yaşadıkları topraklardan ayrılışını çok derinliğine anlatır. Endülüste kurulan mükemmel bir devlet yıkılmış ama yaptıkları duruyor, anımsanıyor. İspanya’ya gidenler mutlaka gidip Elhamra Sarayı’nı geziyorlar değil mi? O medeniyetin izlerini kimse silemiyor, İspanya’da Müslümanların yarattığı medeniyetin izleri hep anımsanacak. Neye önem vermişler? Kültüre ve sanata önem vermişler. Eserler yaratmışlar. Cehalet başlayınca insanlar birbirine düşerek toplumsal dayanışma bozulunca o muhteşem medeniyet sona ermiş.

Kitaplarımla birlikte Songül fotoğrafımı çekti onu yazıma ekliyorum. Orada bütün dönem okuyacağım kitaplar var. Amin Maalouf’un kitapları bitince, Orhan Pamuk’ta  okumak istiyorum.  Sonra listedeki diğer yazarlar özellikle Hasan Ali Yücel kitapları. Onlar diğer kitaplara göre daha ekonomik ve değerli. Ne müthiş adammış dünya klasiklerini bu ülkenin okumasını sağlamış. Yazarlarımızın yetişmesinde, gelişmesinde onun çok etkisi var.

Yeni Bir Öykü

Üçleme Romanım son kitabı “ Gurbet Zamanı “ şimdi editörde. Kış aylarında sanırım yayımlanacak. Şimdi öyküler yazıyorum. Tabii ki Biga’dan izler var yazdıklarımda. Bir satıcı geldi “ tak tak “ motoru ile kapının önünden geçerken onu tanıdığım için yaşamında ki bir acısını da anımsadım. Oğlu bir trafik kazası geçirmişti halen hastanede. Adamın acılı bir yüzü var. Birde fakirlik. Ve onun mücadelesi toprağından yetiştirdiği üç beş ürünü pazarlamak için tak tak ile böyle dolaşması, onun kütürel durumunu, yaşamını, yüzündeki acıyı, duyguyu değerlendirmeyi düşünürken, insanların beynine çip geçirilmesini de kattım olayın içine.  Bu günlerin en önde gelen haberi insanların beynine çip geçirilme konusu. Biga’dan çıktık yola dünya üzerindeyiz. Dijital çağ inanılmaz biçimde gelişiyor insanlık değişim içinde. Şimdi bunları birleştirip bir öykü haline dönüştüreceğim.

Youtube Kanalım

Dijital çağa bende ayak uydurmalıyım. Ben de bir Youtube kanalı kurdum dün akşam, ilk kez paylaştık ancak içinde TRT 2 yapılan röportaj olduğu için o başa geldi. İlk acemilikler düzelteceğiz. Çekimleri Songül yapıyor. Video düzenlemesini İstanbul’da Muhammet Çalış adlı bir grafiker yapıyor. Bahçeye çıkıyoruz makineyi kuruyorum Songül başına geçiyor ben konuşuyorum o çekiyor. Önümüzdeki hafta daha geniş anlatırım. Kitaplarım Yerleşke’de. Özellikle Dönüş Zamanı ve Sevda Zamanı romanlarımı Bigalı kadın okuyucuların okumasını çok istiyorum. Çünkü bu günler geçince bir Biga gösterisi yapacağım orada kitapları konuşacağız. İki yıl önce İsmail Işık Başkan, Cemal Sepici ve Hüseyin Başaoğlu ile birlikte bir Biga sergisi açmıştık. Açılışa gelen kadınlar beni çok etkilemişti. Çok ilgili bilgili bir gruptu. Çok donanımlı bir gruptu. Onlar la kitaplarımı konuşmayı çok isterim. Bu hafta Çarşamba Postası Gazetesi’nin ofisine gittim. “Savur” yazmakta olduğum kitabın fotoğraflarının çıktısını aldım. Gazetede çalışan Bahar, Şükrü, Betül ile tanıştım. Çok ilgilendiler. Onlara teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum. 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu