Fuat SÜMELİYazarlarımız

Mutluluk, Erdem Ve Ahlak

İnsan doğası gereği mutlu olmayı ve ona ulaşmayı, önemli bir gaye haline getirmiştir. Bu yüzden mutluluk bir nevi insan eyleminin yegâne amacı olmuştur. İnsan mutluluğa ulaşmak için mutluluğun mahiyetini kendi eylemlerinde kullanması zorunlu bir ölçü olarak kabul ediyor. Bundan dolayı yaptıklarımızın veya yapacaklarımızın nihai amacı mutlu olma amacına hizmet etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu duruma ahlaki kavramsal bir perspektifle bakıldığında; ahlaki eylemin maksadı bir çeşit mutluluk olmalı ve bu mutlulukta menafiye yani faydaya bağlı gelişmesi öngörülmelidir.

Mutluluğa nasıl bakılmalıdır?

Mutluluk genelde kişinin tek başına elde edebileceği bir şey olmadığı için ancak toplum içerisinde, toplumsal fayda doğrultusunda oluşturulabilir. Bu da demek oluyor ki; insanın mutluluğu birlikte yaşadığı toplumun mutluluğuyla orantılıdır. Bunun için ortak iyinin, ortak yararın ve ortak faydaya hizmet edileceği düşünülen her şeyin korunması ve geliştirilmesi gerekir. Ahlak biraz da bu hizmete yardımcı olmak için vardır. Çünkü ahlakın totalde amacı insanı kendi özü ve çevresiyle bir bütünlük içinde mutlu olmasını sağlamaktır. Bunun için toplumsal ahlaki kural, ilke ve değerler çok önemlidir. Toplumun huzuru, menfaati ve mutluluğu için ahlak uyulması gereken çok değerli bir yapıdır. Bugün ahlaki duyarlığı gelişmiş toplumlara baktığımızda mutluluk oranı daha yüksektir. Ahlakın zayıf olduğu yerde mutluluk oranı da düşüktür.

Peki, toplumsal olarak mutluluğu nasıl sağlayabilir?

Bu durum bir sürü etkene bağlı olmak ile beraber asıl etken ahlak ve erdemli bir şahsiyet ile mümkün görünüyor. Ahlaklı ve erdemli bir yaşam içinde aklın rehberliğinde ve bizzat faal aklı da pratiğe ve eyleme endeksleyerek, yaşamsal bir vücuda dönüştürmek elzemdir. Çünkü mutluluğun kazanılması fiziki âlemde ancak bilfiil aklın kullanması sayesinde gerçek saadete ulaştırabilir. Çünkü insan genel anlamda ahlak anlayışını oluştururken amaç güdücü bir ahlak anlayışına daha meyillidir.

Saadetin yoluna nasıl erişiriz?

İnsanlar gerçek saadete ulaşabilmeleri için öncelikle nefislerinin süfliliklerden arınıp faal akıl dediğimiz mantaliteyi eylemsel tutarlıklarıyla bütünleştirip ve böylece daha doğru ve insanın gayesine amaçsal olarak matuf olacağı erdemli bir hayat elde ederek, saadet dediğimiz içsel ve dışsal mutluluğa erişebilir. Eğer insan aklı ile isteklerini tutarlı hale getiremezse; ihtiras arzusu her şeyi ihtiyaç gibi kendisine sunar. Böylece mutluluğu elde etmesi hem zor hem elde ettiği mutluluk kısa ve anlık olur. Zaten ihtirasların yularlarıyla hareket eden birinin erdemli bir hayat yaşaması çok güçtür.

Peki, erdemliğe nasıl bakmalıyız?

Evvela insanın erdemler kazanabilmesi ve erdemleri kendi kişiliğine yedirebilmesi için öncelikle neyin erdem, neyin erdemsizlik olduğunu doğru bir bilgi ile öğrenmesi gereklidir. Kötülüklerin, çirkinliklerin, rezilliklerin olumsuzluklarını gerekçeleriyle bilmek gerekir. Çünkü insan, eylemlerini doğru bilgi ile temellendirmedikçe o eylemi nihai anlamda benimsenmiş olmaz ve hiçbir zaman kişilik ve karakter haline getiremez. Bunun için insan doğru ve mantığa uygun bilgi ile nefsine, kişiliğine egemen olursa, erdemli bir yaşam elde etmesi mümkün görünür. Ayrıca erdemli bir yaşam için nefsin meşrebini kontrol edip doğru, iyi eylemlerin artırılması ve adalet duygusunun da ahlak anlayışına yerleştirilmesi önemli bir duruma sahiptir. Çünkü adalet; bir toplumda son derece önemli bir yapıya sahiptir. Adalet bir nevi bir toplumdaki değerlerin, ilkelerin, ideallerin, erdemlerin, cisimleşmiş, somutlaşmış hayata geçirilmiş ahvalidir. Eğer toplumdaki bireyler her hal ve şart içerisinde taraf tutmadan hak ve hakikat ölçüsüne riayet ederek dengeli, ölçülü, merhametli, şefkatli, sevgi, saygı ve dürüst davranabilirse; adaletli davranmış demek oluyor. Bu durumu genel tutuma yaydığımızda herkes aynı prensiplere bağlı davranırsa hem bireysel hem toplumsal anlamda mutluluk oranı armış olur.

Sonuç itibariyle genel olarak söylemek istediğimiz durum; doğru bir şekilde bilmek ve bildiğini ameli akıl ile hayata sunmak ve bundan mutlu bir yaşama ulaşmaya çalışmak. Bunun için eleştirel bir düşünce ile hakkı ve doğruluğu saygıyla temel almak ve ahlak, adalet, doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık ilkesiyle uygun bir şekilde muamele edip fiili olarak iyi ve mutlu olmaya gayret etmeye çalışmak daha rasyonel gibi duruyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.

Başa dön tuşu