Yazarlarımız

Kuvayı Milliye Kahramanı Şehit Hamdi Bey

“ateşi ve ihaneti gördük 

ve yanan gözlerimizle durduk 

bu dünyanın üzerinde.” 

1900–1923 Yılları arasında geçen zaman aslında bir neslin destanlaşmış dramıdır. Bu öylesine bir dramdır ki, onlar çökmekte olan büyük bir imparatorluğun sızısını ve acısını yüreklerinin derinliklerinde hissetmişlerdir. 

Ondan bir parçayı kurtarabilmek için yedi cephede ölümle ölümüne savaşmışlardır. Bu öyle bir nesildir ki, ölümü gülerek karşılayabilmişlerdir. 

Bir gül bahçesine girer gibi toprağa kefensiz giren bir nesildir. 

Bu kahramanlar Yemen’den Çanakkale’ye destanlar yazmışlardır. 

Herkes iyi biliyor ki, bu vatan sevgisinin ve destanlaşan savaşların sonucu olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 

İşte o dönemki kahramanlarımızdan Kuvayi Milliye’nin isim babası ve Kahramanı Hamdi Bey’in öyküsü.

“Onlar ki toprakta karınca, 

suda balık, 

havada kuş kadar 

çokturlar; 

korkak, 

cesur, 

câhil, 

hakîm 

ve çocukturlar 

ve kahreden 

yaratan ki onlardır, 

destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.”

Makedonya’nın Köprülü kasabasında 1886 yılında doğan Hamdi Bey, Kuzey Ege ve Biga Yarımadası’nda milli mücadelede büyük kahramanlıklar göstermesi nedeniyle Kuvayı Milliye ve Akbaş Kahramanı Edremit Kaymakamı Köprülülü Hamdi Bey olarak tanınır ve anılır. 

17 Şubat 1920’de Çanakkale’ye bağlı Yenice ilçesinin İnova köyünde yakalanıp, Biga’ya getirilirken şehit edilen Hamdi Bey’in kısa yaşamı, bir mücadele tarihidir aynı zamanda.

 Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra çeşitli yerlerde kaymakamlık yapan Hamdi Bey, 1917 yılının Temmuz ayında Edremit’e atandıktan sonra da boş durmadı ve kasabanın gençlerini Edremit İdman Yurdu’nda örgütledi, savaş alanlarında babalarını kaybeden çocuklar için Yetimler Yurdu’nu kurdu. 

Edremit’teki birçok hizmete imza attı. İlçenin imar planını çizdi, kanalizasyonun yapımını başlatırken, elektriğin gelmesini sağladı ve bununla beraber ilk matbaanın kurulmasına katkı sağladı. 

Edremit Lisesi’nde öğretmenlik yapmak suretiyle öğretmen açığını kapatmaya çalıştı. Bütün bunlar, Onun idareci özeliliklerini yansıtıyor; ama Hamdi Bey’in en önemli özelliği, mücadeleci vatanseverliğidir. 

İşgalin başlamasıyla halka zulüm etmek için ortaya çıkan çetelere karşı çevresindeki mert, vatansever, iyi silah kullanan kişileri bir araya getirdi. 

Dağlarda eşkıya avına çıkan Hamdi Bey’in kendisine “Kaymakam adamın ne işi var dağda?” diye soran Zeytinli Köyü’nden İbrahim Ağa’ya verdiği cevap çok ilginçtir: “Eşkıya masaya gelir mi?” Devletin eşkıya ile masaya oturmayacağını kesin bir şekilde ifade etmiştir.

“ateşi ve ihaneti gördük. 

ve kanlı bankerler pazarında 

memleketi alaman’a satanlar, 

yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar 

düştüler can kaygusuna 

ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından 

karanlığa karışarak basıp gittiler. 

yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet, 

en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat, 

dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat, 

iki kat soyulmamak için.” 

Emperyalist işgalin giderek yayılmasından endişe ve üzüntü duyanların başında Edremit Kaymakamı Hamdi Bey geliyordu. 

Bu nedenle Edremit Burhaniye ve Havalisi Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin kurulmasında büyük payı vardır. 

O, yayılan işgale karşı tepkilerin de örgütleyicisi oldu. 21 Mart 1919’da Edremit’te gerçekleştirilen mitingden çıkan ve milletin direniş ruhunu ve azmini dile getiren karar, Hariciye Nezareti’ne şu telgrafla bildirilmişti: “Beş yüz küsur yıldan beri bu vatan için ecdadımızla beraber kanımızı döktükten sonra yabancıların güttükleri tahammülsüz davaya susup boyun eğmektense ölmeye hazır olduğumuzu bütün cihana ilan ederiz.” Bu telgrafın özeti bir cümlelikti: “Ya istiklâl ya ölüm!” 

“insanlar uzun asker kaputluydu, 

yalnayaktı insanlar. 

insanların başında kalpak, 

yüreklerinde keder, 

yüreklerinde müthiş bir ümit vardı.” 

Hamdi Bey, mücadeleci vatanseverliği nedeniyle Balıkesir Mutasarrıflığı’na Dahiliye Nezareti’nden gelen 5 Nisan 1919 tarihli yazı ile Edremit Kaymakamlığı görevinden azledilince bir süre ekonomik güçlük çekti. 

Yılmadı. Vatanın ve kendisinin içinde bulunduğu durum onun mücadeleci kişiliğini daha da geliştirdi.  Bu mücadele ruhu arkadaşlarıyla beraber Kuvayı Milliye ‘yi kurdurmuştur. Kuvayı Milliye Albay Ali Bey, Hamdi Bey ve Cavit Bey’in bulgusudur ve buradan tüm Anadolu’ya yayılmıştır. 

“ateşi ve ihaneti gördük. 

dayandık 

dayanmaktayız. 

Milli mücadele azmi Hamdi Bey’i bir Kuvayı Milliye örgütçüsü olarak Biga’ya götürdü. 20 Ocak 1920’de Balıkesir’den 40 milisle ayrılan Hamdi Bey Biga’ya geldiğinde ilk işi, maddi ve manevi baskılarla halkı yıldıran çetelerle mücadele etmekti. 

Bu mücadelesinde başarılı oldu. Hamdi Bey’i bekleyen ikinci ama daha önemli görev, Balıkesir’deki 61. Tümen Komutanı Miralay Kâzım Bey tarafından verildi. 

Trakya yakasında Gelibolu yakınlarındaki Fransızlara ait Akbaş Cephaneliği basılarak buradaki cephane ve mühimmat Anadolu yakasına taşınacaktı. 

Baskın başarıyla tamamlandı ve sekiz bin tüfek, kırk makineli tüfek ve yirmi bin sandık cephane artık Kuvayı Milliye’nin elindeydi. Bu olaydan sonara Hamdi Bey’in adı tarihe Akbaş Kahramanı olarak geçti. 

“ateşi ve ihaneti gördük. 

dayandık, 

dayandık her yanda, 

dayandık izmir’de, aydın’da,”

1920 şubat, nisan, mayıs, 

bolu, düzce, geyve, adapazarı : 

içimizde hilâfet ordusu, 

anzavur isyanları. 

ve aynı sıradan,”

Hamdi Bey’in Biga’daki vatansever çalışmaları ve destansı Akbaş Baskını büyük korku saldı. 

Sahneye Sarayın görevlendirdiği Anzavur Ahmet çıktı. Vahdettin tarafından görevlendirilen Anzavur Ahmet Biga’ya baskın yaptı. 

Hamdi Bey, silah arkadaşları öldürülünce geri çekilmek zorunda kaldı; ancak Yenice’nin İnova köyündeki cami odasında Biga’nın Ilıcabaşı köyünden gelen ve Yenice’nin İnova Köyünde ki Anzavurcular tarafından yakalandı. 

Elleri bağlı bir şekilde bir arabanın arkasında sürüklenerek Biga’ya getirilerken, Biga’nın Ilıcabaşı Köyündeki Anzavurcular tarafından şehit edildi. 

Hamdi Bey’in son sözleri şu olmuştu: “Bu yaptıklarınızın hesabını mutlaka vereceksiniz. Kuvayı Milliye yalnız ben değilim, Kuvayı Milliye bütün millettir!” oldu. 

“koparılmış gibiydi parmakları saplandığı yerden 

eğrilip bükülmüştü 

ve avuçlarında toprak ve kan vardı. “

17 Şubat 1920’de şehit edilen Hamdi Bey’in cesedi Biga’da günlerce Anzavur Ahmet ve Ilıcabaşı Köyündeki işbirlikçileri tarafından“Kuvayı Milliyecilerin sonu budur!” denilerek teşhir edildi. 

“En bilgin aynalara 

en renkli şekilleri aksettiren onlardır. 

Asırda onlar yendi, onlar yenildi. 

Çok sözler edildi onlara dair 

ve onlar için: 

zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur, 

denildi.”

KUVAYI MİLLİYE KAHRAMANI ,EDREMİT KAYMAKAMI  HAMDİBEY’İ ŞEHİT EDİLİŞİNİN 101.YILINDA SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUM!

ARAŞTIRMA VE DERLEME:Ali Galip AKYILDIRIM

 KAYNAK:

ŞİİR ALINTILARI: Nazım Hikmet-Kuvayi Milliye Destanından

ÖYKÜ DERLEME: Nutuk 

İ.Hoşgör-Kuvayi Milliye KahramanıKöprlülü Hamdi Bey

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu