Yazarlarımız

Kendi Yarasına Tuz Basıp Acıyı Bal Eyleyen Milletiz Ama…

Bu ülkenin insanları darbeler yedi, krizler gördü, depremler yaşadı, enkazların altında kaldı, sele teslim oldu, pazar sonu atıkları topladı, çöpten beslendi, sosyal yardımlara muhtaç edildi, bankalara köle  edildi ama vefasından hiçbir şey kaybetmedi ..  

Sıvasız derme çatma evlerden çıkan şehidinin cenazesinde “feda olsun yavrum, gerekirse bende canımı veririm vatanıma” dedi.

Çilekeştir insanımız, kadir kıymet bilir.

Tarihi de bilir insanımız, verilen sözleri de..

Söyleneni, yıllar geçse de unutmaz. “Tarih sizi yazacak” haykırışının ne anlama geldiğini de çok iyi bilir. Kendisine has bir tarih algılayışı da vardır ama unutması gerekeni unutur. Yine de haksızlığı unutmaz!  Hakkına uzatılan elleri unutmaz. En kötüsü Allah’a havale eder sabırla bekler.

Bakın son İzmir depreminin üstünden daha bir hafta geçmeden gündemden düştü. Ana akım medyanın ana haberlerinde 5-6 günden sonra ne deprem haberleri yer alıyor ne de alınan önlemler hakkında yapılanlar anlatılıyor…

Enkaz altında kaldık “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” misali yaşam devam ettiriliyor.

Medya tek bir hareketle tek ses çıkarıyor..

Yani kısacası bu millete hep kendi yarasına tuz bastırmak düşüyor.

Bu ülke insanı neler gördü neler yaşadı.

Dere yatağına yapılan evlerde yaşayanların sele kapılıp kaybolanları gördü..

Depremde enkaz altında akıbetinin ne olacağının bile belli olmadığı canlar gördü.

Madenlerde ölenleri gördü..

Bu millet yine de “hayırlısı olsun” deyip kendi yarasına tuz basarak yaşama devam etti..

Biliyoruz;

İnsanımız yarasına tuz basar da acısını bal eyler kimi zaman,

Gözyaşını saklar, bu acıyla olgunlaşır ve kavgasını bu acıyla besler.

Bu ülkenin her bir insanı, değişik zaman ve mekânlarda bin bir acı çekti.

 Kimisi işini, kimisi aşını, kimisi yaşama sevincini kaybetti.

Bunca kayıp edilmişlik, ardında derin acılar içinde çırpınıp durdu.

Bu ülkede dünyaya gelen sanki acı ile yoğruluyor.

Acılar büyüyüp millete mal oluyor.

Millet çektiği acının bakiyesiyle tarihte yer alıyor.

Acının inançla, imanla, aşkla mayalanıp demlendiği coğrafyanın sahipleri olarak, en çetin acıyı göze alıyoruz kendi yaramıza tuz basıyoruz!

Yaşadığımız son günleri, acıları, olayları bir araya gelip, birkaç kelime ile de olsa anmadan geçen insanımız yok neredeyse. Sohbet meclislerinin en koyu meselelerinden biri oluyor bu milletin çektikleri.

Yokluğun ve sefaletin hep kendisinde düştüğünü ibretle izliyor bu millet.

Ezilmiş olmayı bu ülkenin kaderi olarak görenler hiç de az değil.

Ama bu insanlarımızın topladığı acı öz olur, sonra döner söz olur, seçimde oy olur, sandıkta sel olur!

Bence tuzu kokutmayacaktınız. Ne yazık ki tuzu da kokuttunuz.

Tamam, kendi yarasına tuz basıp acıyı bal eyleyen milletiz ama o da bir yere kadar!

Tuzun da koktuğunu gördükten sonra artık çok iyi biliyorum ki, bu toplum dibe vurup, ayaklarıyla itmeden, tekrar yukarı çıkamayacak.

Ali Galip AKYILDIRIM

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu