Yazarlarımız

Her Gün Yangınlardayız

Bu ülkede her yurttaş bir hikâyedir.

Oku oku bitiremezsin.

Acılarla yoğrulmuştur yurdum insanı.

Ve sanki her vatandaş bir bedel ödemek için bu dünyaya gelmiş..

Kimisi yoksullukla büyüttüğü evladını vatan uğruna kara toprağın bağrına vermiş,

Kimileri yoksul evlerden askere uğurladığı evladının vatan uğruna eksik kalmış bedenlerine  beden olmuş..

Kimileri aç kalmış evladını okutmuş, ama  her ne hikmetse evladının bir iş sahibi olduğunu görmemiş..

Yine de o ana babalar bunlara katlanmışlar da haklının haksız olduğu, kul hakkı yiyenlerin makbul olduklarını gördükçe bu haksızlığı kaldıramamışlar…

“Aç kaldım, susuz kaldım terk etmedi sevdan beni ey vatan” demişler,

Vatanın her nimetini kutsal saymışlar,

Devletin buyruğunu emir kabul etmişler,

Ne gün yüzü görmüşler ne doğru dürüst karınlarını doyurmuşlar,

Bunlara yine de “eyvallah” demişler,

Ama bu acımasız sistem de zenginin daha zengin yoksulun daha sefil olduğunu gördükçe bu zulmü kaldıramamışlar..

Toprağı işleyen bunlar, makinaların çarklarını çeviren bunlar,

Toprağa düşerken bir avuç topakla kalkanda bunlar..

Hep eksik bir hayata mahkûm yaşadılar,

Ama gel gör ki öz vatanında kendi hikâyelerinden sürgün edilenlerde bunlar.

Yine de “hamdolsun” demişler,

Ama “gözünüzü toprak doyursun” denmesini kaldıramamışlar.

Kendisi gibi bahtı kara olamasın diye üniversiteye evlat gönderdiler,

Evlat okuyup kendisini geliştirip, gerçekleri gördükçe,

Haksızlığa karşı durası geldikçe,

Evladına “hain” denilerek coplanmasını kaldıramamışlar.

Rızaları olmadan yaşadıkları sefil hayata razı olmaları istendi,

Razı olmayanların sesi bile duyulmadı..

Ruhları paramparça yapılıp “sen bizden değilsin” denildi,

Kendilerinden olmadığından dolayı onlar için tasarlanan meçhul bir hayatın ortasına bırakıldılar.

Aslında ne hayattan ne hikâyelerimizden sürgün edildiğimiz yalan, ne her gün yangınlarda olduğumuz ne de bizi anlamak istemeyenler ve onların niyetleri…

Ama şartlar ne olursa olsun bu vatanın gerçek sahipleri bizleriz..

Kerem gibi yana yana kül olsakta..

Deeeert çok, hemdert yok

Yüreklerin kulakları sağır…

Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:

“Kül olayım Kerem gibi yana yana.”

Ben yanmasam,

sen yanmasan,

biz yanmasak,

nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

Yana yana küllerimizden hep yeniden doğmadık mı, yine yeniden doğacağız elbette…

Ali Galip Akyıldırım

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu