Bir Milletin Kaderini Yazdığı Gün: Çanakkale

Tarih, bazı günleri sadece hatırlamak için değil, anlamak için saklar. 18 Mart da işte böyle bir gündür. Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; bir milletin var olma iradesinin dünyaya ilanıdır.

O günlerde Anadolu yorgundu. Savaşlarla tükenmiş, umutları incinmiş bir halk vardı. Ama söz konusu vatan olduğunda, yorgunluk yerini direnişe bıraktı. Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden herkes aynı duyguda birleşti: “Geçit yok!” Dünyanın en güçlü donanmaları, boğazları aşarak İstanbul’a ulaşacaklarını sandılar. Oysa hesap etmedikleri bir şey vardı: Bu toprakların ruhu. Nusret mayın gemisinin sessizce döşediği mayınlar, sadece gemileri değil, işgal planlarını da batırdı. O an, tarihin yönü değişti. Anafartalar’da bir komutan, askerlerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, savaşın seyrini belirleyen bir dönüm noktası oldu. Çünkü o cephede, ölüm korkusu değil, vatan sevgisi hakimdi.

Çanakkale’de kazanılan zafer, aslında bir son değil, bir başlangıçtı. Birkaç yıl sonra kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temelleri, işte o siperlerde atıldı. Her mermi, her fedakârlık, bağımsızlığın harcına karıştı. Bugün bize düşen, o ruhu sadece anmak değil, anlamaktır. Çanakkale’yi bir destan yapan, silahların gücü değil; inancın, birlikteliğin ve vazgeçmemenin gücüdür. Çünkü o zafer, “biz birlikteysek yenilmeyiz” diyenlerin zaferidir. Ve belki de en önemlisi şudur: Çanakkale, geçmişte kazanılmış bir zafer değil; her neslin yeniden hatırlaması gereken bir bilinçtir. Unutmamak gerekir ki, bazı zaferler sadece tarih kitaplarında değil, bir milletin kalbinde yaşar. Çanakkale de işte o kalpte atmaya devam ediyor.

Şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz.

Exit mobile version