Yerel

Bi̇ga TSO 2020 Yılının Son Meclis Toplantısını Yaptı

Biga Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2020 yılı son Meclis Toplantısı, 29 Aralık 2020 Salı günü saat 17.00’de Meclis Başkanı Melih Akyıl’ın başkanlığında video konferans yöntemiyle yapıldı. 

Toplantının birinci gündem maddesi gereği Biga Ticaret ve Sanayi Odası’nın Kasım ayı gelir-gider durumu okundu ve meclis üyeleri tarafından oy birliği ile kabul edildi. 

Meclis toplantısında sırasıyla 2021 yılında uygulanacak kayıt ücreti ve yıllık aidat tarifesi, hizmet karşılığı alınacak ücretler tarifesi, 2021 yılı tahmini gelir ve gider bütçeleri, 2021 yılında Oda organları üyelerine ve Oda personeline yurt içi ve yurt dışı görevlendirmelerde verilecek harcırahlar ve 2021 yılı bilirkişi ve eksper raporu ile kapasite raporları için eksper görevlendirilmeleri oylamaya sunuldu ve oy birliği ile kabul edildi. 

Yönetim Kurulu adına söz alan Başkan Yardımcısı Sedat Çakır, Biga TSO’nun 2020 yılı Kasım ayından gerçekleştirdiği faaliyetler ile ilgili bir sunum yaptı. 

Meclis Başkanı Akyıl; tüm meclis üyelerine 2021 yılında başta sağlık, başarı, hayırlı ve bol kazanç ile birlikte, mutluluk ve huzur dolu bir yıl dileklerini iletti. 

Toplantının sonunda söz alan Biga TSO Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Doğan yaptığı konuşmada; “Yeni bir yıla girerken geride bıraktığımız 2020’ye baktığımızda; hepinizin bildiği gibi çok iç açıcı tablolar yaşamadık. Hiç beklenmedik ve 100 yılda bir görülebilecek bir virüs tüm dünyayı etkisi altına aldı. 

Dünya Sağlık Örgütü’nün “Pandemi” ilan ettiği Covid-19, yani Koronavirüs, sadece sağlığımızı değil ekonomimizi de tehdit etti. 

Pandeminin yanı sıra depremler, sel felaketleri ve çığ gibi afetler derin yaralar bıraktı. Bu vesileyle kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum. 

2020’de çok ciddi badireler atlattık. Sağlık anlamında bir girdabın içine girdik ve hala o girdapta çırpınıyoruz. Aşı çalışmalarının hızlanması ümitlerimizi arttırsa da rehavete izin vermemeliyiz. Bu işin şakasının olmadığını en yakınlarımızı kaybedince anlıyoruz. 

Biz toplum olarak sıcak kanlıyız, tokalaşmayı, aile büyüklerimizin elini öpmeyi, evlatlarımızın başını okşamayı severiz. Aile ziyaretleri, eş dost meclisinde yapılan sohbetleri, bayramlarda, özel günlerde bir araya gelmeyi, acımızı, sevincimizi omuz omuza paylaşmayı severiz. Yaşadığımız pandemi süreci bizleri bunlardan alıkoymuş olsa da yakın zamanda tekrardan en sıcak şekilde bir araya gelebileceğimize inanıyorum. Önemli olan pandemiyi bahane ederek bu adetlerimizi unutmayalım. 

Yeni umutlarla girdiğimiz 2021’den her alanda beklentimiz büyük. Artık dünya eski dünya değil. Ekonomik olarak zor bir süreçteyiz. Bu enkazdan kalkmak için biz iş dünyasının omzundaki yük fazla. Ama her şeye rağmen bu yükün altından elbette kalkmasını bilecek bir iradeye sahibiz. Para yönetiminin de bu iradeye destek olması gerekmektedir. 

Şunu da unutmayalım; Türkiye ekonomisinde iki temel sorun var. Bunlar yüksek enflasyon ve dış finansman ihtiyacı ile dövizdeki dalgalanmadır. TL’nin değer kaybı nedeniyle dövize sarılmayalım. Paradan para kazanma dönemi bitmeli. İsraftan kaçınmalı ve tasarruf etmeyi öğrenmeliyiz. Mevduatta yatan ya da dövizdeki paralar yatırıma dönüşmeli. Çünkü yatırım demek; üretim demek, iş demek, aş demektir. Daha fazla üretmek, daha fazla ihracat yapmak zorundayız. Çünkü, dış ticaret açığımızın panzehiri ihracattır. İhracat yapacağız ki dış ticaret açığımızı kapatalım. Bu gerçeğe rağmen halen hem kurumların hem kişilerin yatırım yapmak yerine döviz almaya devam ettiğine üzülerek tanık oluyoruz. 

Yeni Bir Dünya Düzeninin Temelleri Atılıyor 

Temennimiz bir an önce paramızın değerini koruyacak adımların atılmasıdır. Atılan adımların sonuçlarını görmek de zaman alacaktır. Bundan sonrası atılacak adımların tutarlılığı, doğruluğu ve sürdürülebilirliği de çok büyük önem arz etmektedir. 

Burada hizmet sektörü ve tedarik zincirinde yaşanan ekonomik sıkıntılara da değinmek istiyorum. Hükûmetimizin halk sağlığını düşünerek aldığı tedbirler bazı sektörleri ciddi anlamda dar boğaza ve çıkmaza sokmakta. Özellikle hizmet sektörünün bu sıkıntılı süreci atlatabilmesi için, düşük faizli, uzun vadeli kredi imkanları beklenmektedir. Hükumetimizin bu duruma da çözüm bulacağına inanıyorum. 

Güven kazanmak zor bir iş ancak, piyasaların güvenini kazanmaktan başka çare yoktur. 

Pandemi ile bazı yenilerimiz oldu. “yeni bir dünya düzeninin temelleri atılıyor” desek abartmış olmayız. 

Hepimiz farkındayız. Artık ticaret dijitale kayıyor. Bunu kabul etmeme gibi bir lüksümüz yok. Dijitale direnen yok olmaya mahkumdur. 

Şu anda ülkemizdeki e-ticaret hacmi sadece yüzde 3! 

Hepinizden rica ediyorum; artık ‘dükkanımı açayım, müşterimi bekleyeyim, akşam dükkanımı kapatıp gideyim’ anlayışını bir kenara atalım. Artık 24 saat açık iş yerimiz olmak zorunda. Tabiri yerindeyse siz uyurken bile firmanız para kazanmak zorunda. Bunun için ne yapacağız? Dijitale ayak uyduracağız ve çağa entegre olacağız. 

İnsanlığın gördüğü en hızlı değişim süreçlerinden birisinin tam ortasındayız. Daha birkaç yıl öncesine kadar bilgi teknolojilerinden haberdar olmayan insanlar bugün sınırsız bilginin kullanıcıları haline gelmişlerdir. 

2000’li yılların bilgi çağı olacağı konusu dünyada artık tartışmasız kabul edilmiş bir gerçektir. Ülkeler arası sosyal ve ticari ilişkilerin gelişerek, küreselleşme boyutuna ulaştığı bir dönemde, iletişim de hız kaçınılmaz bir ihtiyaç halini almıştır. 

Bilgi teknolojisi ve elektronik sektöründeki gelişmeler bu ihtiyacı karşılayacak çözümler bulmuştur. Enformasyon teknolojilerinin gelişim sürecine paralel olarak, ekonomik faaliyetlerin doğası da köklü bir biçimde değişmektedir. Bu değişime ayak uyduran ayakta kalabilecektir. 

Evet, teknoloji çağında olduğumuzdan bahsettim. Nerdeyse 7’den 70’e herkesin elinde artık bir akıllı telefon var. Sürekli kullanılan sosyal medya mecraları, içerik, video, fotoğraf paylaşım mecraları hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturuyor. 

Gözlemlerim, özellikle Y kuşağının bir kısmı ve Z kuşağının neredeyse tamamının sosyal medya kullanımını artık bir yaşam biçimi haline dönüştürdüğünü gösteriyor. 

Kontrolsüz akıllı telefon kullanımı çağımızın hastalığı olan ‘teknoloji-telefon bağımlılığına’ neden oluyor. Siz üyelerimizden ricam, evlatlarımızı bu mecralardan doğru faydalanmaya yönlendirmenizdir. 

Hayatını telefon, tablet ve bilgisayar başında geçiren yeni kuşak, ülke ekonomisine uzak yetişiyor. Bizlere düşen görev onları, bu konuda aydınlatmak ve yeri geldiğinde iş hayatında kaldırabilecekleri roller vererek hayata hazırlamak. 

Burada altını çizmek istediğim bir husus da meslek liselerinin eğitim kalitesi… Hepimizin malumu olan ara eleman açığımızı kapatmanın tek yolu meslek liselerimize ağırlık vermek, eğitim kalitesini iyileştirmek ve oradan yetişecek gençlerimize istihdam imkanı sağlamak olacaktır. 

Sözlerimi tamamlarken 2021’e umutlarla girdiğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. Dilerim; yeni yılda geçmiş yılın açtığı yaraları hep birlikte sararız. 2021’in ülkemize, milletimize, bölgemize ve tüm insanlığa barış, huzur ve sağlık getirmesini, siz değerli üyelerimize hayırlı ve bol kazançlara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi. 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu