
Biga Ziraat Odası Başkanı M. Güray Ergün, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı buğday alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerini karşılamadığını belirterek, çiftçinin asıl sorununun ürün fiyatları değil, artan girdi maliyetleri nedeniyle giderek azalan gelir olduğunu söyledi. Ergün, kamuoyuyla paylaştığı açıklamada mazot, gübre, enerji ve finansman giderlerindeki yükselişin üreticiyi zor durumda bıraktığını vurgulayarak, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil destek ve düzenleme çağrısında bulundu.
Biga Ziraat Odası Başkanı M. Güray Ergünyaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı buğday alım fiyatı, üreticilerimizin beklentilerini karşılamaktan uzaktır.
Kamuoyunda fiyat artış oranları üzerinden değerlendirmeler yapıldığını görmekteyiz. Ancak tarımda esas mesele ürün fiyatının ne kadar arttığı değil, çiftçinin sattığı ürünle ne kadar girdi satın alabildiğidir.
Bugün üreticimiz için temel sorun tam da budur.
Buğday fiyatı artmaktadır; ancak mazot daha fazla artmaktadır.
Buğday fiyatı artmaktadır; ancak gübre daha fazla artmaktadır.
Buğday fiyatı artmaktadır; ancak elektrik, sulama, işçilik ve finansman maliyetleri daha hızlı yükselmektedir.
Sonuç olarak çiftçi daha yüksek fiyatla ürün satmasına rağmen daha fazla kazanmamaktadır.
Biga Ziraat Odası tarafından yapılan “2016-2026 Buğdayın Satın Alma Gücü Analizi” çalışması bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
Çarpıcı Gerçekler
Odamızın yaptığı çalışmalara göre son 10 yılda ton başına alınabilen mazot miktarı giderek düşmüştür; 2016 yılında 270 litre mazot alınabilirken şu anda ancak 220 litre mazot alınabilmektedir. Yani çiftçimizin mazot karşısındaki satın alma gücü beşte bir oranında gerilemiştir. Benzer tablo gübrede de yaşanmaktadır. Bir ton buğdayın satın alabildiği gübre miktarı son yıllarda ciddi şekilde azalmıştır. İşçilik maliyetleri açısından bakıldığında da durum farklı değildir.
Bugün bir ton buğday satışından elde edilen gelir, geçmiş yıllara göre daha az işçilik maliyetini karşılayabilmektedir.
Çiftçinin Sorunu Fiyat Değil, Gelir Sorunudur
Üreticimiz artık yalnızca tarlada üretim yapmakla mücadele etmemektedir.
Mazot fiyatlarıyla mücadele etmektedir.
Gübre fiyatlarıyla mücadele etmektedir.
Elektrik faturalarıyla mücadele etmektedir.
Sulama maliyetleriyle mücadele etmektedir.
Banka faizleriyle mücadele etmektedir.
Artan kira bedelleriyle mücadele etmektedir.
Tarımsal üretim stratejik bir faaliyet ise, üreticinin ayakta kalması da stratejik bir zorunluluktur.
Bugün birçok üreticimiz şu soruyu sormaktadır:
“Bu şartlarda önümüzdeki yıl aynı ürünü tekrar ekebilecek miyim?”
İşte üzerinde durulması gereken asıl konu budur.
Üretici Kazanmazsa Üretim Sürdürülemez;
Türkiye’nin gıda güvenliği, çiftçimizin üretimde kalmasına bağlıdır.
Üreticinin para kazanamadığı bir ortamda;
Tarımsal üretim azalır,
Kırsaldan göç hızlanır,
Gençler tarımdan uzaklaşır,
Üretim maliyetleri daha da yükselir,
Gıda enflasyonu kalıcı hale gelir.
Bu nedenle hububat fiyatları belirlenirken yalnızca enflasyon oranları değil, gerçek üretim maliyetleri ve çiftçinin sürdürülebilir gelir ihtiyacı dikkate alınmalıdır.
Karar vericilere açık çağrımızdır;
Üreticimizin alın terinin karşılığını alabilmesi için;
✔ Mazot ve gübre destekleri artırılmalıdır.
✔ Sulama ve enerji maliyetlerinde üretici lehine düzenlemeler yapılmalıdır.
✔ Tarımsal kredilerde faiz yükü azaltılmalıdır.
✔ Ürün fiyatları belirlenirken gerçek maliyet hesapları esas alınmalıdır.
✔ Tarımsal destekler zamanında ve etkin şekilde ödenmelidir.
Çiftçimiz yalnızca üretmek istemektedir.
Üreticimizin talebi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığıdır.
Bugün çiftçiyi korumak, yarın ülkenin gıda güvenliğini korumaktır.
Sözlerime burada son verirken Dünyanın en pahalı girdileri ile tarım yapmak zorunda olan çiftçimizin karşılaştığı zorlukların giderek ağırlaştığını bir kere daha vurgulamak istiyorum. Geçmişte bir çok kez kamuoyuyla paylaştığımız ancak dikkate alınmayan uyarılarımız umarım bu kez dikkate alınır ve gelecek nesiller için çiftçimizin üretimde kalması adına gerekli çalışmalara vakit geçirilmeden başlanır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”




