Ben Ayfer Baykal. 1957 yılında Biga / Çanakkale’de doğdum. Çocuklarımın okul dönemiydi. Sakarya İlköğretim Okulunda öğrenciydiler. Aile olarak eğitime olan inancımız tamdı ve bunun için çoğu aile için biz de uğraşlar veriyor, kızlarımızın bu süreçlerinde eşim ve ben onlara destek olmaya çalışıyorduk. Okula, aile birliği seçimleri için davet edilmiştik. Gelen diğer veliler ile toplantı salonunda oturduk. Seçim için öneriler başladı. Okul öğretmenlerinden Yüksel Hanım beni önerdi. Ardından adım listeye yazıldı. Oylamada yönetime seçilmiştim. Yönetim görev bölümünde beni okul aile birliği başkanlığına getirdi.

                Bu sorumluluk bilinci ile çalışmalarıma başladım. Aldığım görevi sonuna kadar takip ediyor, başarılı bir ekip çalışması sergiliyorduk. Buradaki görünürlüğüm Çocuk Esirgeme Kurumu Derneğinde bulunma teklifimi olumlu etkiledi. 15 yıl aktif olarak yönetimde çalıştım. Bunun yanında o yıllarda açılan 18 Mart İktisadı Bilimler Fakültesi Derneği yine BİSEV vakfının çalışmalarına arkadaşlarımla birlikte birçok sosyal çalışmanın içinde olup katkı veriyordum.

                Sonra politik teklifler gelmeye başladı. Yerel seçimlerde Belediye Meclis Üyesi adayı olmamı istediler. İlk etapta teklifle sıcak bakmadım. Birçok STK çalışmasının içerisinde halkla iç içe çalışıyordum ama siyasetle ilgili bir çalışmam olmamıştı. Partim listede mutlaka bir kadın üyenin olmasını istiyordu. Benim kadın kimliğim üzerinden oy kazanacak ve bizim de bir kadın meclis üyemiz var diyeceklerdi. Biga’da 30 yıllık bir süreçte kadın Belediye Meclis üyesi seçilmemişti ve bu benim çok ağrıma gidiyordu. Türkiye’nin batısında gelişmişlikte iyi diye değerlendirdiğimiz bu bölgede bu gerçekten canımı acıtıyordu. “Evet, kabul edebilirim ama benim şartım vardı. Beni listede seçilebilecek bir yere koymanız.” dedim. Pazarlıklar sonunda 4. sıradan seçim listemizde yer almıştım.        

                Bende bu politik sürecin içine girdim. Tedirginlik oluşsa da eşimin beni motive edişi, çocuklarımın, arkadaşlarımın destekleri ve birçok öneri, çalışma ile bu süreç zevkli gelmeye başlamıştı. Sonuçta ne kadar belli başlı konularda tecrübeli olsam da , temsilci bir duruşumu duruşunu tekrar tekrar araştırma yapmama ve beni bilgiyi aramaya yöneltmişti. Bu alanda beceri kazanmak  adına bir çok kitabı baş ucumda tutar olmuştum. Hata yapmamak için özverili davranmam gerektiğini düşünüyordum. Kendimi kadınların temsilcisi olarak değerlendiriyordum.

                Ve artık seçim çalışmaları başlamıştı. Yürüyüşler, konuşmalar, propagandalar derken halka ulaşmaya ve onların oylarına talip olmaya doğru adım atıyorduk. Sadece erkeklerin gittiği kahvehanelerde,değişik mekanlarda seçim konuşmaları yapıyordum. Kadın olarak yadırganır mıyım diye düşünürken onların yaklaşımları ve davranışları sıcak, samimi idi. Bana yer açıp oturmam için sandalye getiriyorlardı. Benim o ortamda olmam erkeklerin konuşma üslubunu bile değiştiriyordu; kibar ve dikkatli konuşuyorlardı.kadınlarda ilgi gösterip konuşma yapacağım yerlerde gelip beni destekliyorlardı. Ben halk buluşmaları, hitabet gibi konularda herhangi birinden destek almamıştım ama içten ve samimiyeti karşımdakilere borç bildim. Sürekli de konuşmalar için  hazırlıklı olmaya çalışıyordum. Kortej yürüyüşlerinde ilk önceleri tedirgin olurken seçime yakın zamanlarda otobüsün üzerinden halkı selamlamaya başlamıştım. Seçim yapıldı ve ben Belediye Meclis Üyesi seçildim.

                Belediye meclis üyeliğim sırasında birçok ulusal toplantıya katıldım. Ürgüp’te gittiğin bir toplantıda YG.2I çalışmalarını öğrendim. Biga Belediye Meclisinden karar çıkarmak için mücadele ettim ve meclis kararı ile YG.2I kuruldu. Ve bu mücadeleden sonra ben genel sekreteri oldum. Kadınlar, gençler ve engelliler için çalışma grupları oluşturup çalışmalara başladım.

                Kadınlarımızın sorunlarını, isteklerini çalışmalarımızı değerlendirmemizde kooperatifleşme fikri altında hem fikir olan 7 kurucu arkadaşımızla ve KEDV destekleri ile kooperatifimizi 2005 yılında kurduk. O günden bu yana kooperatif çalışmalarımız kadın istihdamı, sosyal, kültürel çalışmalarımız devam etmektedir. Şu an kooperatifimizin bünyesinde Kadın ve Çocuk Merkezinin sorumluluğu ve yönetim kurulu başkanlığı yapmaktayım.

                Kadınlar bu ve bunun gibi küçük veya büyük ölçekte siyasi oluşumlarda kadının taşıdığı o duygusallığı kaybetmemelidir. Erkekler gibi değil, kadın gibi olmalı, o şekilde de davranmalıdır.

                İyi, dürüst, güvenilir, şefkatli insanlar siyasetçi olmaz, bakış açısını değiştirmek gerekir ki bunu en iyi yapabilecek doğa üstü varlık kadındır diyebilirim.

                Yukarıdan siyaset olmaz, çünkü siyaset halktan başlamalı. Bunun nedeni sorunun tabanda, çözümün de tabanda olması. Siyasete atılmak isteyen birine ilk tavsiyem halkın içerisinde bulunması ve sosyal sorumluluk bilincine sahip olmasıdır.

Yolunuz Biga’ya düşerse sizi kahve içmeye beklerim. Sevgilerle...