Kendinizi tanıtır mısınız?

Nurhan Ortakçı 1975 Biga doğumluyum. Aile Firmamız Olan Sinobil Yazılım da Eşimle beraber çalışmaktayım evli ve biri erkek biri kız olan  2 çocuk annesiyim.

Kadınların çalışma hayatındaki yeri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Başlangıçta ev ve çocuk bakımı ile sınırlı olan kadın, zaman içinde öncelikle ekonomik nedenlerle ve zamanla kazandığı ekonomik özgürlüğün kendisine kazandırdığı kimlik ile çalışma hayatında ücretli çalışanlar arasında kendine yer edinmeye başlamıştır. Kadının ücret karşılığı çalışmaya başlaması ile birlikte kadının ailedeki ve toplumdaki rolünde farklılaşma meydana gelse de, kadın ev yaşamının getirdiği yükten kurtulamamıştır. Bir taraftan evin ve ailenin ağır yükü diğer taraftan sistemin ağır sömürüsü ve de çalışma yaşamının yükü ile kadın çifte sömürüye maruz bırakılmıştır. Bu yüzden kadına "emekçinin emekçisi" denilebilir.

Kadının iş hayatında maruz kaldığı olumsuzluklar nelerdir?

Çalışan erkek, sadece işiyle meşguldür. Çalışan kadın ise, işiyle, ilişkiyle, aile ve çocuklarla, evin düzeni ve işleyişiyle ve bir de kişisel bakımıyla  meşguldür. Toplum tarafından tanımlanan rolleri, sorumlulukları ve yükleri daha fazladır.

İkinci ve hatta üçüncü vardiya !

Dolayısıyla, çalışan kadınların birinci vardiyaları olan işlerine ek olarak ikinci ve hatta üçüncü vardiyaları vardır ki bunlar da evdeki iş ve sorumlulukları ile birlikte annelik rollerinin getirdikleridir. Bunun doğal bir sonucu olarak da, “tükenmişlik sendromu” adı verilen durumun kadınlar arasında çok daha yaygın olduğunu görürüz. Çalışan kadınlar, kronik yorgunluk, çaresizlik, tükenmişlik ve yetememezlik hislerini daha yoğun şekilde yaşarlar. Bu da, günlük yaşam kalitelerini düşürdüğü gibi, bazen işyerindeki duruş ve performanslarına da yansır..

Hem iş hayatı hem ev hayatını yürütmek zor olsa gerek.Bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

24 saati 48 yaparak dersem nasıl olur..Planlı programlı çalıştıktan sonra ne evde nede işte sorun yaşanmıyor.

Arkadaş toplantılarınız var mı? Hobileriniz var mı? İzlediğiniz programlar ve diziler nelerdir?

Tabiki arkadaş toplantılarım var. Hobilerime gelince kitap okumak, müzik dinlemek, vs. İzlediğim programlara gelince çok fazla tv. İzleyicisi sayılmam artı vaktimde yok ama arada denk geldiğinde bilgi yarışmalarını seyretmeyi severim.

Ekonomik özgürlük ve kadın ilişkisini nasıl açıklarısınız?

 Eğitimli ve ekonomik özgürlüğünü eline almış kadın en az şiddete maruz kalan kadındır. Doğal olarak hem eğitim oranlarının artması, hem de kadınımızın iş hayatı içinde yer almasını sağlayarak şiddetin azalabileceğini her zaman savunurum. Kadına uygulanan fikri, ekonomik her türlü şiddetin ölçülebilir oranda azaltılabilmesi umuduyla…..

Kadına şiddete nasıl bakıyorsunuz? Çevrenizde bu duruma maruz kalanlar var mı?

Savaşın olmadığı zamanlar dünyanın barış içinde yaşadığını düşünüyorsak yanılıyoruz. Eğer kadınlarımız ve çocuk yaşındaki genç kızlarımız evlerde, sokaklarda, okullarda ve işyerlerinde sık sık şiddetin her türlüsüne maruz kalıyorsa bu savaşın devam etmesidir ve durdurulması gerekmektedir. Tarihteki bulgular kadınlara yönelik şiddet içerikli davranışların her bir ırk, kültür, din, ulus ve ideolojilerdeki erkekler tarafından yapıldığını ve kadınların insan olarak değil sadece bir nesne, bir ödül ve savaşın bir hatırası olarak her türlü şiddete maruz kaldıklarını göstermektedir. Özellikle erkeğin kadından üstün görüldüğü ve kadın ve erkek rollerinin katı çizgilerle birbirinden ayrıldığı toplumlarda kadınların daha çok istismara maruz kaldıklarına tanık oluruz. Tüm bunlar sadece geçmişi çok uzuna dayanan trajedilere örnek teşkil etmezler; ne acı ki şimdilerde yaşanan ve hatta gelecekte yaşanacak olan trajedilere de örnek teşkil ederler. Diğer bir deyişle, şiddet babadan oğula geçer, mağduriyet de anneden kıza ve şiddet nesilden nesile taşınır. Çevremde tabiki de duyduklarım ve tanıdıklarım var

Sizce eğitim kadına şiddete bir çare midir?

Şiddetin eğitimli insanlar tarafından uygulanması eğitimsizlere göre insanı daha fazla şaşırtır. Eğitimli kesim arasında şiddetin artmasının sebebi ego kabarmasıdır. Eğitimli kişi, eğitimin neticesi olan insanî erdemleri taşımayıp, ' Ben özelim ve üstünüm!' duygusuyla hareket eder ve kendi fikirlerini karşı tarafa empoze etmeye kalkışırsa, sonuçta çatışma yaşanır. Eğer karşıdaki de eğitimliyse ve kendini ezdirmiyorsa, ilişki savaş halini alır. Eşler arasında şiddet yaşanmaması için, eğitim uygun ahlâkî erdemlerle birlikte gelişmelidir. ' Her şey incelikten, insan kabalıktan kırılır' şeklinde bir atasözümüz vardır. Yani şiddet ve kabalıktan kırılma özelliği, sadece insana aittir. Bir başka atasözümüz de ' Boğaz dokuz boğumdur' tarzındadır ve bu 'Söylemeden önce dokuz defa düşün' demektir. Dokuz defa değilse bile, üç defa düşündükten sonra konuşmayı öğrenmeliyiz. Dürtüsel hareket eden, aklına geleni hemen söyleyiveren insanlar vardır. Bu kimseler, ' Dur, düşün, konuş!' ve ' Dur, düşün yap' sözlerini slogan halinde çerçeveletip duvarlarına asmalıdırlar. İnsanlar, konuştuklarında karşılarındakine zarar vermemek için, 'acaba bunu söylersem, karşımdaki nedüşünür?' sorusunu kendilerine sormalıdırlar.

Bazı kimseler, karşıdakinin hislerini önemsemeyip, onu sinirlendirdiğinde, kendisini 'gol' atmış gibi mutlu hisseder. İşte o zaman evlilik, eşler arasında bir iletişim olmaktan çıkıp, bir maç ya da müsabaka haline dönüşür.
Eğitimli kişinin uyguladığı şiddetin çözümü daha zordur. Kadın, eğitimli insanın davranışından daha çok zarar görür. Eğer eğitimli almış kimse, sosyal hayatındaki ilişkileri iyi olmasına rağmen, evde eşine kötü davranıyorsa, bu hareketini ' kontrol bende' demek için yapıyordur. Burada eşini suçlamak yerine, kendi kimlik ve kişiliğini ezmeden, problemi nasıl çözebileceğini düşünmelidir.

Kadının toplumsal yaşamdaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadının toplum içerisindeki yeri ve önemi azımsanmayacak kadar büyüktür. Nitekim

toplumları, nesilleri meydana getiren, onları doğuran ve büyüten, topluma kazandıran da kadındır.

Kadın, sağlıklı, huzurlu, bilgili ve eğitimli bir neslin yetişmesinde en önemli kişidir

Kadının çalışması ve para kazanması özgürlüğün ilk adımıdır. Buna karşın, genel olarak

kadına ilişkin görevler ya da işler söz konusu olduğunda, ilk akla gelenler onun geleneksel

görevleri olan annelik ve ev kadınlığı olmaktadır. Oysa insanlığın var olusundan bu yana kadın, annelik ve ev işlerinin yanı sıra üretim hayatına da katkıda bulunmaktadır..

Sizce huzurlu bir aile ortamı için kadına neler düşüyor.

Ben bu sorunuzu tek kadın olarak değil de eşler olarak cevaplamak istiyorum.

Eşler, mutlu bir aile yuvasının karşılıklı sevgi, saygı, güven, hoşgörü, fedakârlık, sadakat gibi temeller üzerine oturduğunu bilmeli; bunlardan birinin tahrip edilmesinin mutluluğa zarar vereceği unutulmamalıdır.

Eşler, zaman zaman sevgilerini birbirine söz ile ifade etmelidir.

Eşler birbirinin hoşlarına giden yönlerini ve davranışlarını ön plana çıkarıp söylemelidirler. Hem yalnızken hem de başkalarının yanında birbirini takdir etmelidirler.  Birbirine karşı son derece samimi olmalı, kusurlarını sabır ve hoşgörüyle karşılamalıdırlar.

Birbirine karşı dürüst olmalı, aralarındaki güveni zedeleyecek davranışlardan sakınmalıdır. Birbirini aldatmamalı, birbirini kuşkuya düşürecek davranışlardan kaçınmalıdır.  Birbirine güven duyduklarını eşlerine hissettirmeli, yersiz kuşkulardan uzak durmalıdır.

Eşler birbiriyle konuşmalı, birbirini dinlemeli, sıkıntılarını paylaşmalıdır. “Nasılsa beni anlamaz” düşüncesine kapılmamalıdır.

Eşler birbiriyle konuşurken eleştirici ve suçlayıcı bir üslup kullanmamalı, birbirine asla hakaret etmemeli, kötü söz söylememelidir.

Birbirine küsmemeli ve kesinlikle küs kalmamalıdır.

Eşler birbirine asla şiddet uygulamamalıdır. Şiddet, aşağılayıcı muamele ve sadakatsizliğin

aile yuvasını tahrip eden etkenlerin başında geldiğini unutmamalıdır.

Eşler çözemedikleri bir problemle karşılaştıklarında ve evliliğin tıkandığı durumlarda ise, mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır.

Bakımın kadının hayatındaki yeri nedir? Bakımsızlığın sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Kendine bakan, evde koca karı halinde gezinmeyen bir kadın göze de gönle de daha hoş geliyor.

Çekici oluyor.

Bakımlı kadın, adamı da çeki düzene mecbur ediyor.

Diri tutuyor.

Bunun yaşla da alakası yok.

İsteyen kadın kendini de ruhunu da genç tutmasını bilir. Akıllık olmak lazım.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Açıkcası pek iç açıcı görmüyorum bu konuda yorumda yapmak istemiyorum.