Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Çanakkale, Madrid FITUR Fuarı’nda Tanıtılıyor      8 Okul Yarıştı, Kazanan Dumlupınar Oldu      Uzmanlar, Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesini Anlattı      Çatıdan Düşen Ali Rıza Gürbüz Hayatını Kaybetti      Çanakkale AFAD tan Uyarı      Başkan Üzen Türkiye- Katar İş Formuna Katıldı      Ambar Giyim 30. Şubesi Biga’da Açıldı       Karadağ Delegeler İle Buluşuyor      Eceabat Belediyesi Ücretsiz Hastane Servisi      Polis Olay Bülteni      İzmir Konutta İstanbul’u Üçe Katladı      Çanakkale SGK İl Müdürü Basri Tümsek, Öğrencilerle Kitap Okudu      Geçmiş Olsun Hacı Abi      Genç Çiftçilerimize Yapılan Projeler Yerinde İncelendi      Konuşma Korkusunu Yenilebilir       Biga’da Kaç Dernek Var?      Polis Olay Bülteni      Betül İşçi Çanakkale Barosu Ailesine Katıldı       Bahçeli Sapağında Kaza      Biga Şokta, Biga Yasta     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
13/01/2018 13:15
Takvimlerden Günler Eksilirken

Yıllara sığan ömür, bir bakarsın yaşadığın şehre bile sığmaz olur.

Saçlara düştü mü aklar, işte o zaman sorgulanır yıllar ve can dediklerin canım dediklerin.

Sitem edilir, ne kadar çabuk geçti diye zaman.       

O yılların içerisinde kimler vardı, neler yaşandı, neler oldu, bu ömür nasıl törpülendi, nasıl bu hale geldi?

Soran bile olmaz.  “Yaşlı” der geçer herkes.

Törpülenmiş bu ömrün bir hikâyesinin olduğu kimsenin aklına bile gelmez.

Evet; bir de bakarsın ki, yıllara sığan ömür, ne evine sığmış, ne de yaşadığı şehre.

Günün birinde tutmuşlar elinden, yaşadığın şehrin uç bir noktasında, ya da gözden ve gönülden uzak bir yerde,  adına “Huzurevi” denilen son istasyona teslim etmişler.

Titrer yürek, ıslanır yaşlı bedendeki yaşlı göz, bir şeyler düğümlenir boğazına, ama konuşamaz. İtiraz edemez.

 Bunun da adını kader koyar.

Zaman uzar mı, yoksa kısalır mı burada bilemez.

Bazen zaman yüz yıllar kadar uzun sürer burada bazen yolun sonu özlemle beklenir. Anılarla yaşayan bedenler, feri gitmiş gözler her duydukları farklı bir seste “ahde vefayı” ararlar.

 Hatırlarının sorulmasını özlerler.

 Konuşmak isterler, anlatmak isterler, anlaşılmak isterler.

Heyhat, ne arayan var ne soran.

Aslında çok fazla bir şey istemiyordu.

Belki bir çocuğa bir masal anlatmak, belki bir yetişkine son bir ders vermek istiyordu.

Bakın,  Cahit Sıtkı Tarancı yalnızlığı ne kadar güzel anlatmış şiirinde.

"Neden sonra farkına varıyorsun

Etrafındaki korkunç ıssızlığın

Yar olsun, dost olsun, ne arıyorsun

Adresi belli mi vefasızlığın

Aşk, dostluk!

Hepsi dökülen yapraklar!

Çıplak bir ağaç durgun suda aksin

Yalnızlık dediğin hayatla başlar

Kabir boyunca devam etmek için"

Yaşadığı o uzak tepeden bakar, bir zamanlar yaşadığı şehre.

Bu şehre bile sığmadığını o vakit anlar. 

O vakit anlar ki, bunun adı yaşlılık ve yaşadığı dünyaya sığmamaktır.

Bir huzursuzluk kaplar gönlünü, huzurevinde.

Düşünür dostlarını. Ürperir, çoğu artık ötelerdedir.

Belki de sıra kendisine gelmiştir. Bir daha ürperir.

Sıra kendisine gelmeden anılarını paylaşmak ister, kendisi ile beraber toprağa gömmek istemez.

Ama nafile, ne anlatacak biri ne de dinleyecek bir var.

Zaten korkar anlatmaya, gülecekler diye.

En yakınındaki huzurevi arkadaşına anlatmak ister, o da nafile.

Çünkü onun da anıları toprak olmaya mahkûm.

Kimse düşünmez ki, o yaşlı beden yılları bağrında demlendirmiş, sohbeti bir demli çay gibidir.

Yudum yudum içilmeyi bekleyen anılar var, yaşama dair hayata dair.

Şunu herkes iyi bilmeli ki, yaşlılık sadece bastona dayanmak değil, sevdiklerine dayanmak, insana dayanmak, sevgiye dayanmaktır.  Ve yaşlılık herkes için kaçınılmaz bir son, hayatın yazılmış kitabıdır.

 Can Yücel’in dediği gibi;

“Bir gün bu hayatı bırakıp giderken,

Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde

Bir birimizi sevmenin gururu olmalı her şeyde…”

Sonuç olarak “yaşlılık herkesin yakalanacağı bir hasatlıktır.” Bunu düşünerek yaşlılarımıza gereken değeri verelim, yardımcı olalım, saygıda kusur etmeyelim!

 Ali Galip Akyıldırım

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz
 
 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Mehmetçiklerimizin Katili Kalleş Amerikadır
Alaattin Akçal
Biga’da Kaç Dernek Var?
Buse Duman
Küçücük Ruhlara Kocaman Duygular...
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var ki? (23)
Feyhan Karakaş
Biga’nın Kanayan Yarası
Gizem Emre
Ateşte Açan Güldük, Çanakkale’de Öldük
Fatih Özdemir
Doğrusu “Yal-nız-lık” Mı?
Kadir Atay
Yeni Yıl Yeni Umutlar
Murat Gülcen
İyinin Ve Kötünün Ötesinde Sanat
Osman Öztürk
GENDž
Ogün Doğan
Tahminler Şaştı
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Saim Tunçman
Dedikoducu Bigalı Denyo*
Can Hastanesi Köşesi
LENFÖDEM Tanı ve Tedavisi
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0