Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Yöneltilen İddalara Çan Belediyesinden Cevap      Ayvacık Belediyesi Üst Yapı Çalışmalarına Hız Verdi      Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var ki? (15)      Çanakkale’de Okul Müdürü Skandalı      Biga Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, Soba Zehirlenmelerine Karşı Uyardı      20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü      Edremit’te Alkışlar Biga’ya      Başkan Işık Basın Mensupları İle Bir Araya Geldi      Batuhan Biga’nın Gururu      Amatör Liglerde Haftalık Faaliyet Raporu      Çanakkale Merkezli 8 İlde FETÖ Operasyonu      Karabiga Gol Oldu Yağdı      Adaspor Bitti Demeden Bitmez      Mutlu’dan Adaspor’a Kahvaltı      9.Dünya Shotokan Karate Şampiyonası      Filenin Sultanları Üzdü      Özge İle Cem’den Mutluluk Resitali      Naim Süleymanoğlu’na Son Görev      Çanakkale Belediyesi’ne Uygulama Ödülü      Naim Süleymanoğlu’nu Kaybettik!     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
05/11/2017 14:34
Sakın Düşmeyin

İzlediğim belgesellerden çıkardığım sonucu sizlerle paylaşmak istedim.

Şimdi sözüm ona, biz insanız ya; birbirimizin kanını emdikçe güçlendiğimizi sanıyoruz.

Hatta birbirimizin mutluluğuna yalandan alkış tutup kayıplarına seviniyoruz.

Öyleyiz ki sinsi bir sansar gibi pusuda bekliyoruz.

Sevmediğimiz biri düşsün de ölsün diye…

Biri acı çekip ağlasın da izleyeyim diye…

Etinden bir parça koparıp içimizde eksik bir yerlere koyalım diye…

Leş kargaları gibi, akbabalar gibi…

O kargalar ve akbabalar ki bu hayatta iyilerin kazanacağı tezinin aksini varlıklarıyla ispat etmişlerdir.

Diyorlar ki o kargalar uzun yaşamlarında kötünün ömrünün uzunluğuna işaret ederlermiş.

Mesela karganın kini bin yıl sürermiş.

İntikamını almak için hep pusuda beklermiş.

Ölüden bile ilk sebeplenen de kargayken...

Ve bu fırsatçı sinsiliği onu kötü yapmaya yeterken...

En az 150 yıl yaşarmış.

Ve bu hayatta iyilerin, çalışanın, çabalayanın kazanamayacağının ispatıdır akbabalar...

O kel kafası koca kursağıyla parmağını bile kıpırdatmadan leş kovalayarak en az 100 yıl yaşar.

Görüntüsünün yarısı kadar yırtıcı değildir aslında, karga kadar başarılıda değildir kötülükte.

Bir akbaba öldürmeyi bile beceremez, sadece ölüyü kovalar.

Ölen yoksa çöpte eşelenir ve bundan hiç gocunmaz.

 Hayvanın da uzun yaşayanı en gamsızı, en haysiyetsizidir akbaba…

Yine de tuhaf bir şekilde, kötünün içine yerleşmiş iyi gibi, karga da akbaba da tek eşlidir.

Eşine sadıktır.

Kendi türünü asla parçalamaz.

Kendi türünün intikamını alır. Yani kendi türünün garantörüdür.

Akbabaların bu davranışı insanı en fırsatçı hayvandan bile kötü yere koyuyor!

O insan ki, biri ölsün diye beklerken en sevimli haliyle...

Sadık görünüp aldatıyor, güvenilir görünüp sırtından vuruyor, elinden hiçbir şey gelmediğinde de parçalanmış leşin başında hisse kapmak için bekliyor.

Etrafınıza iyi bakın.

Yüzünüze masumca gülümseyenlerin çoğu, ölmenizi bekliyor.

Hele bir düşmeye başlayın siz, bakın hangi uzun ömürlü kargalar, akbabalar tepenizde bitiyor.

Sakın düşmeyin.

Düşenin düşmanı belli olur.

Dostunuz düşman oldu sanırsınız.

Üzülürsünüz.

Üzülmemek için düşmeyin.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önceki Yazılar :

  Yorumlar

1 ahmet güran 05/11/2017 16:41
’’Akbabanın Üç Günü’’adlı bir film izlemiştim..
Robert Redford baş rolde,yani evrensel,bir takım yazarlara
göre global düzeyde bir aktör..
Filmin konusu,ABD kendi ulusal güvenliği için,kendi
bünyesinde çalışan devlet çalışanlarını katletmesi ve Akbabanın(Robert Redford)bu işi açığa çıkarma girişimi..
Akbabalardan bahsettiğiniz için aklıma geldi..
Yoksa sizin kimleri ima ettiğnizi inanın kesin bilmiyorum..
Fakat ben paranoyak olduğum için,nedense her köşe
yazarının saptamalarını hep üzerime alıyorum..
Gerçi bu işe üzüldüğüm yok..
Çünkü ben de yazar olduğum için,kendime yeni yazı veya
absürd,bilemedin sıra dışı yazılar yazma imkânı doğuruyor..
Mesela daha önce güvercinler üzerine bir yazınız vardı..
Onu da üstüme almıştım..
Ben saka ve florya kuşarını çok severim..
Keşke bir sonraki yazınız bu ötücü kuşlar hakkında olsa..


  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
İsrail’i Model Alalım
Alaattin Akçal
Çanakkale Köylüleri Diken Üzerinde
Buse Duman
Küçücük Ruhlara Kocaman Duygular...
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Sizde Bizim !
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var ki? (15)
Feyhan Karakaş
Biga’nın Kanayan Yarası
Gizem Emre
Ateşte Açan Güldük, Çanakkale’de Öldük
Fatih Özdemir
Doğrusu “Yal-nız-lık” Mı?
Kadir Atay
Müneccim Olmaya Gerek Yok
Murat Gülcen
İyinin Ve Kötünün Ötesinde Sanat
Osman Öztürk
GENDž
Ogün Doğan
Tahminler Şaştı
Ozancan Polat
Farkındalık
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Saim Tunçman
Dedikoducu Bigalı Denyo*
Can Hastanesi Köşesi
LENFÖDEM Tanı ve Tedavisi
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0