Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Açılış Kurdelasını Başkanlar Kesti      Dünya Şampiyonu Ümit Burunlular Coşkuyla Karşılandı      Tarihî Kale Yeniden Ayağa Kalkıyor      ÇTSO UR-GE Projesi Kapsamında Kalite İç Tetkik Eğitimi Verdi      Muhtarlar Yemekte Biraraya Geldi      “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım”      Biga´da Silahla Yaralama      2018-2019 Sezonu U 17 Ligi Teknik Toplantısı Yapıldı      Başkan Kuzu, Bir Projesini Daha Hayata Geçirdi       Rıdvan İpek Adaylığını Açıkladı      Uyku Hastalıkları Kongresini Karabiga’da Gerçekleştirilecek      Valilik Personeli, İşaret Dili Eğitimi Katılım Beldelerini Aldı       Mehmetçik…      Muhtarlar Günü Biga’da Kutlandı      Şehit ve Gazi Yakınları Hasta Karşılama Odası Törenle Açıldı      Megip Çanakkale İl Çalışma Grubu Ziyaret       Başkan Işık; ’Hoş Geldin Bebeğim’ Dedi      Dünya Astsubaylar Günü Kutlandı      Acıların Ortak Olduğu Yıllardan Geldik Bugünlere      Biga´da 3 Bin 500 Adet Lavanta Fidesi Toprakla Buluştu     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
07/04/2018 20:43
Gençleri Anlamıyoruz, Gençlerden Korkuyoruz!

Gençlerin çok kolay harcandığı bir ülkede yaşıyoruz.

Heyecanlarını, ülkeden ve yönetenlerden beklentilerini anlayamıyoruz.

Taşkınlıklarını “isyan” olarak algılıyoruz.

Sokakta hak aramalarına” terörist” damgası vuruyoruz.

Düşüncelerini yaşamın bir parçası haline getirmiş ve babalarından farklı yaşayan gençleri sevmiyoruz.

Bizim gibi düşünsünler, bizim gibi yaşasınlar istiyoruz.

Onların her şeyi bize göre aykırılıktır.

Ruhlarını köreltip, içlerine hapsettiğimizde de “sorumsuzluk” damgasını acımadan vuruyoruz.

Aslında kabul etsek de etmesek de; gençlik, ruhun bedene, bedenin düşünceye, düşüncenin kendisini anlamayanlara verilen tepkinin, yanlış anlaşılmanın ve yanlış anlaşılan bir başkaldırının adıdır.

Başkaldırı diyorsak bu çocukluktan gençliğe geçişte değişimin adıdır.

Çünkü her değişim sancılı olur, çünkü her değişim yeri geldiğinde meydan okumaları beraberinde getirir.

Çocuk denilecek yaşlarda her şeye “evet” demesini beklediğimiz o çocuğun yerine artık her şeyi sorgulayan yep yeni birey vardır.

Kendisini kabul ettirmesi için de ruhunda bir asilik vardır.

Genç olmak, umut dolu olmaktır.

Genç, yüreğinde ve duyguların da hep yeni umutlar ve beklentiler taşır.

O umutları, hayalleri ve beklentileri yaşamak ister.

Büyükleri tarafından anlaşılmak ister.

Genç, hataları ile kabul görmek ister.

Yaptığı bir hatanın ömür boyu kendisi ile yaşamamasını ister.

Gençlik duygusu ile yanlış kararlar alsalar dahi o kararların sonuçları ne olursa olsun o kararların sonuçlarının bir deneyim olarak görülmesini ister.

Genç, anlaşılmak ister, iş ister, üretmek ister, çalışmak ister, beyin ve fizik gücünden yararlanılsın ister, zamanı geldiğinde yönetmek ister, ülkesini daha ileriye taşımak ister, aile olmak ister, saygın bir toplumda saygın birey olmak ister. İsteklerinin gerçekleşmesi için mücadele eder.

Çünkü gençten hem ailesinin, hem kendisinin hem de çevresinin beklentileri vardır. Çünkü genç herkes için bir umudun adıdır.

Gençlik, yanlışlığı ve haksızlığı kabul etmediğinden, bunları düzelteceğine inandığı için, kullandığı yöntemlerden dolayı  “asi”liğin adı da olsa aslında “asi” olan kendisi değil damarında dolaşan kanın deliliğindendir asiliği.

Bundandır ki gençlere “delikanlı” denilmiştir.

Genç yeri geldiğinde alınmayacak risklerin alındığı bir dönemin, dünyaya meydan okumanın, beğenilmenin ve takdir edilmenin adıdır.

Genci anlamak olgun kişinin kendi gençliğine saygısı demektir.

Gençlik zamanında yaşanmamışsa bir daha geri gelmemenin adıdır.

Genci anlamak için “bir zamanlar bizde gençtik” sözünü söylüyorsanız o zaman gencin hakkını vermeniz gerekir, genci anlamanız gerekir.

Yok, yaşanmamış bir gençlikse sizin yaşadığınız o zamanda genci değil de kendinizi sorgulamanız gerekir.

Kabul etmeliyiz ki, biz yaşlılar, orta yaşlılar, seçim meydanlarında gençlere bağırıp kızanlar, prostatlılar, gençlerden korkuyoruz.

Hatalarımızı yüzümüzü vurmalarından, onların cesaretinden, bilgisinden, gelişmelerinden korkuyoruz.

Tek tip genç yaratmak istiyoruz. Bunu başarmak içinde içtiklerine, yediklerine, saçlarına, kıyafetlerine, arkadaşlıklarına ve özel hayatlarının her şeyine karışıyoruz.

Onlar bizim yanlışlarımızı görüp eleştirdikleri zamanda ortalığı savaş alanına çevirebiliyoruz.

Biz büyükler, onların geleceğine ışık tutmak yerine, kendilerini yok etmelerini istiyoruz.

Hemen yaşlanmalarını, bizlere saygı göstermelerini bekliyoruz ama biz onlara saygı göstermiyoruz çünkü gençleri sevmiyoruz.

Sevmiş olsaydık, üniversiteler de düşüncesini açıklayan, protesto gösterisi yapan gençlerin üzerine polisimizi göndermezdik.

Sokakta protesto yapan gençlere esnaflarımızın ellerinde palalarla ve sopalarla, tekmelerle gençleri dövüp öldürmelerine, yaralamalarına izin vermezdik.

Onlara karşı örgütlenen sistemin uşağı oluyoruz da, onların örgütlenmesine bütün silahları doğrultarak savaş ilan edebiliyoruz. Bu mudur gence duyulan sevgi.

Devlet gençlerinden korkmamalı. Onlara güvenmeli. O güveni gençlere hissettirmeli ve demokrasiyi bu şekil öğrenmelerini sağlamalıdır.

 Ülkemiz de devlet geçmiş yıllarda da gençlerinden korktu gençlerini astı.

Gençlerin okuduğu kitaplardan korktu kitapları yaktı.

Parasız eğitim isteyen gençler hapishanelere gönderildi.

Kısacası gençlerin dünya görüşlerinin bizim görüş alanımızın dışına çıkmasına izin vermiyoruz.

Bilinmelidir ki...

Gençleri anlamamak, umutsuzluğa sürüklemek, onlara şiddet kullanmak, acımasızca eleştirmek ülkenin geleceğine dinamit koymaktır.

Unutmayalım ki bizler ne ekersek onu biçeceğiz.

Anlayalım gençleri, onların önündeki tehlikeleri, riskleri biz kaldıralım.

Bırakalım doya doya yaşasınlar gençliklerini.

Yaşasınlar ki kendilerinden sonra gelecek gençleri daha iyi anlasınlar diye.

Ülkemize umut olsunlar diye.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz
 
 
 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
“Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım”
Alaattin Akçal
Hayalim “2 Adet Çikolata”
Buse Duman
Pardon Ama… Değişeceksiniz! Öyle ya da Böyle…
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Muhteşem Örnek (23)
Kadir Atay
Biga Futbola Doyacak
Murat Gülcen
-Kafa Yoranlar-
Niyazi Kısacık
Sürdürülebilirlik
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0