Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Okullarda Serbest Kıyafetin Sonucu: Okullar Kimliğini Kaybediyor      Öğrenciler İzleyenleri Büyüledi!      Mutur ve Ekibi Ziyaretlerde      Öz; “İlçe Kongrelerimiz Hayırlı Olsun”      Balık Hali’nin İnşaatı Devam Ediyor      İŞKUR’dan Kendi İşini Kurmak İsteyen Engellilere Müjde      Biga’da Kaza: 1 Yaralı      Veteranlar’a Gece Maçı       Taraftarlar Adaspor Antrenmanında       Çanakkale Tarım Alanında Büyümeye Devam Ediyor      Dikkat! Kuvvetli Yağış Gelecek      Başkan Kuzu Çan’ı Geliştirirken Güzelleştiriyor      Candan ve Özkan’ın İnceleme Faaliyetleri       Like Me Açıldı      Biga TSO Heyeti İstihdam Seferberliği Ödül Töreni’ne Katıldı      Kılıçdaroğlu, FETÖ’den Besleniyor      Çanakkale Ticaret Borsası Heyeti Ödül Törenine Katıldı      CHP Yerel Seçim Hazırlıklarına Erken Başladı      Biga Meslek Yüksekokulunda Konferans Düzenlendi      Her Şey Vatan İçin!     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
02/12/2017 10:39
Avcılık Mı? Katliam Mı?

Son yıllarda sosyal medyada bir takım avcıların yaptıkları yaban hayvanı katliamının fotoğraflarını dehşetle görüyoruz.

Bu tür “avcılara” avcı denmesi gerçek anlamda avcılık yapanlara haksızlık olur.

Eline otomatik tüfeği alıp dağda katliam yapana avcı denmez.

Gerçek avcı arkadaşlarımdan öğrendiğim ve duyduğum; avcılığın bir spor değil, bir merak, bir yaşam tarzı olduğudur.

Avcılık her şeyden önce bir vicdan işidir. Doğada avcıyı ne bekçi ne de kanun takip etmez. Ava çıkan birisi kendi vicdanı ve avı ile baş başadır. İster katliam yapar tatmin olur, ister planı doğrultusunda ihtiyacını alır doğanın zevkini çıkarır.

Yine, gerçek avcı dostlarımdan duyduğum, aslında avcılıkta avın en zevkli tarafının kolay yoldan avlamak olduğu değil, en meşakkatli şekilde gerçekleşeni olduğudur.

Avcı arkadaşlara “neden ekip olarak ava çıkıyorsunuz?” diye sorduğumda ise, aldığım cevap beni tatmin etmeye yetmiştir. Arkadaşım, avdaki arkadaşlık, dostluk, beraberlik, dayanışma ve doğayla amansız mücadelenin çok muhteşem bir duygu olduğunu söyledi.

Şunu anladım ki, bir insan ben şu kadar vurdum, sen bu kadar vurdun dediği an o insanda avcılık ahlakının olmadığını rahatlıkla düşünebiliriz. Çünkü bu katliam demektir. Bu acımasızlık demektir. Bu vahşet demektir.

Aslında avcılıkta meselenin çok vurmak olduğunun değil de avlanmak için doğaya çıkmak ve arkadaşlarla farklı bir günü yaşamak olduğunun önemsenmesidir. Ava çıkanlar arasında kim çok avlanacak yarışı varsa o yarışanlara avcı denmez.

Avda rekabet iki avcı arasında değil, avcı ile hedefi arasında olmalıdır. Avcı adam öyle her canı istediğinde eline tüfeği alıp ava çıkmaz. Avcı adam ava neden çıktığını bilmeli ve ona göre plan yapmalıdır. İlla ki eli boş dönmeyeceğim düşüncesi asla olmamalıdır.

 Bir dergide okumuştum. Ünlü İspanyol düşünürü Jose Ortega, ‘‘Eğer doğaya dönme mutluluğunu tüm yoğunluğu ve saflığıyla tatmak istiyorsak, orada barınan vahşi yaratığın yoldaşı olmalı, ona benzemeye çalışmalı ve onun peşinden gitmeliyiz. Avcılık işte bu gizemli törenin adıdır.’’ diyor.

Avcılığa ve doğaya olan derin tutkusuyla altmış yıla yaklaşan av hayatında Türkiye’de, Afrika’da ve Avrupa’da avlanan, av anılarını  “Av Tutkusu” adlı kitabında anlatan Derin Türkömer adlı yazar kitabında avcının avıyla göz göze geldiğini ve neler hissettiğini şöyle anlatmaktadır.

 “Avla göz göze geldiğimde ikimizin de doğanın bir parçası olduğunu hissederim. Burun deliklerinin açılıp kapandığını görecek kadar yakınken vurmaktan vazgeçtiğim, yol verdiğim geyik çok oldu. Ormanla o kadar güzel bütünleşmişti ki, o tabloyu devam ettirmesini istedim, onu vurmuş farzettim. İster büyük av olsun, ister küçük, her avcının içinde belki farkında bile olmadığı bilinçaltı bir sızlama vardır. Ama av olayının tamamlanması için avın vurulması lazım. Aslında balığın can çekişmesiyle domuzun can çekişmesi arasında hiç fark yok, tüfekle olta arasında da. Balık herkesin ortak ağız tadı olduğu için bu gerçek göz ardı ediliyor.”

Kısacası avcılığın “karın doyurma” için yapılmayacağını avcılığın kendine has kültürle ve evrensel kurallar çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Avcılığı Daphne de Maurier'in, ‘‘Dağ Keçisi’’adlıkitabınında  şöyle anlatıyor. ‘‘Sanılır ki avcının tüm düşüncesi avlayacağı trofenin duvardaki hayalindedir. Aslında avcı kendinin de anlayamadığı bir içgüdüyle avının peşinde koşar durur.’’ Avcılık yüz yıl önce tanımlandığı gibi ‘‘Sporların kralı-kralların sporu’’ mu, tutku mu, yiğitlik mi, yoksa ne? Bunları kar, yağmur, dağ, bayır demeden dolanan bir avcı bilebilir. Bir çift ördek uğruna buz tutmuş göllerde saatlerce bekleyen, bir yaban keçisine tüfek doğrultabilmek için uçurumlar aşan bir avcı. İşte bu avcı avlayacağı avın etinin tadını düşünmemektedir. Düşündüğü planı doğrultusunda avlanmak ve amacına ulaşmaktır.

Gerçek avcılara diyeceğim herhangi bir sözüm yoktur. Ama “katliamcı avcılara”  doğa ki canlıları katletmekten vaz geçin diyorum.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önceki Yazılar :

  Yorumlar

1 ahmet güran 02/12/2017 21:37
Atıcılık bir spordur;avcılık modern çağın hastalığıdır..
Atıcılık bireysel tatmindir;avcılık toplumsal gösteridir..
Atıcılar olimpiyatlara katılır;avcılar sürek avına katılır..
Uçan nesneleri hedefleyen atıcılar,makineden atılan plakları
vurmaya çalışır ve bu işe Trap denir..
Avcıların uçanı kaçanı vurmasına katliam denir..
Atıcılar tüfeklerini yılın her daimi kullanır..
Avcılar ise yasaklar nedeni ile belli zamanlarda..
Atıcılık evrensel spordur..
Avcılık ise kişisel hırstır..


  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


İstekleriniz Sorunlarınız
İstek ve Sorunları Oku
İstek ve Sorun Yaz
 
 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Okullarda Serbest Kıyafetin Sonucu: Okullar Kimliğini Kaybediyor
Alaattin Akçal
Çanakkale Köylüleri Diken Üzerinde
Buse Duman
Küçücük Ruhlara Kocaman Duygular...
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Sizde Bizim !
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Sevgiden Başka Ne Var Ki? (18)
Feyhan Karakaş
Biga’nın Kanayan Yarası
Gizem Emre
Ateşte Açan Güldük, Çanakkale’de Öldük
Fatih Özdemir
Doğrusu “Yal-nız-lık” Mı?
Kadir Atay
Alt Yapı… Alt Yapı… Alt Yapı…
Murat Gülcen
İyinin Ve Kötünün Ötesinde Sanat
Osman Öztürk
GENDž
Ogün Doğan
Tahminler Şaştı
Ozancan Polat
Farkındalık
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Saim Tunçman
Dedikoducu Bigalı Denyo*
Can Hastanesi Köşesi
LENFÖDEM Tanı ve Tedavisi
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0