Künye İletişim Mobil
Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle RSS Üye Ol Üye Giriş
Anasayfa Foto Galeri Video Haber Duyurular Seri İlanlar Halı Saha Muhtarlarımız Kadınlarımız Gazetemiz
SON DAKİKA : Özel Biga Can Hastanesi’nde Yönetim Değişikliği      Çan Belediyesi Nokta Tiyatrosunu Çan’da Ağırladı      "Yaşamına ve Suyuna Sahip Çıkma Zamanı"      İşçileri Taşıyan Minibüs Kaza Yaptı 17 Yaralı      Biga’da Bunları Biliyor musunuz?      Esnaflar Biga’da Bir Araya Geldi      Bigalı Gaziler Çeşmesi Açılıyor      15 Temmuz Şehitleri Biga’da Anıldı      Adaspor Sedat Tirfilli ile Yeniden      15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü Etkinlikleri Biga’da Başladı      Selda ile Ceyhun Mutluluktan Uçuyor      Kur’an Kursu Öğrencileri, 15 Temmuz Şehitlerini Andı      Allah’a Ulaşmayı Dileyin Huzur içinde yaşamak(33)      Genç Yetenek Emirhan Kuşgöz Bigaspor’da       Benden Naçizane Bir Tavsiye      Ahmet Şahin’den 15 Temmuz Mesajı      Kadir Demir Bigaspor’da       Biga´da Kafkas Şöleni      Başkan Şahin’den Ankara Çıkartması      Gökhan Koç ve Burak Mete Bigaspor’da     
YEREL YAŞAM EKONOMİ SİYASET EĞİTİM BELEDİYE KAYMAKAM MAGAZİN ULUSAL SPOR RÖPORTAJ
YAZARLAR Ali Galip Akyıldırım
12
14
16
18
06/11/2018 10:54
Atatürk’ü Yedi Düvel Yenemedi…

Mustafa Kemal Diyor ki “Tarih bir milletin kanını, hakkını varlığını hiçbir zaman inkâr edemez” Biz de diyoruz ki; İşte bu millet Türk milletidir.

Aynı zaman da tarih bir milleti küllerinden yeniden yaratan bir lideri de hiçbir zaman inkâr edemez. İnkâr edilmeyecek o liderin, o önderin adı Mustafa Kemal’dir.

Geçmişi bir hatırlayalım Mustafa Kemal’in neden yenilemeyeceğine bir göz atalım.

 Yıl, 13 Kasım 1918 İstanbul işgal altında…

Minarelerden ezan yerine bir ulusun feryat figanı göklere yükseliyordu.

Gemilerini karadan yürütüp İstanbul’u fetheden o kutlu komutanın başkentinde düşmanın savaş gemileri demirlemiş, namlularını padişahın sarayına çevirmişlerdi.

Evliyalar şehri İstanbul utancından ağlıyordu…

İstanbul Fatihi Sultan Mehmet mezarında acı çekiyordu. O aziz ruhu bu işgali kabullenemezdi…

İstanbul Fatihinin Kutlu komutanı Fatih Sultan Mehmet mezarında acı çekiyordu.

O aziz ruhu bu olanları kabullenemiyordu.

Vaziyet bu durumdayken Mustafa Kemal Osmanlı hükümeti tarafından İstanbul’a çağrıldı.

 13 Ekim 1918 günü, Adana treninden inip de Haydarpaşa Rıhtımına ayak basınca karşılaştığı manzara şudur: 55 düşman gemisi, zafer bayraklarını açarak İstanbul Limanı'na girmektedirler. Bütün karşı sahiller Rumların, Yahudilerin, Levantenlerin sarhoş çığlıkları ve palikarya naraları ile çınlamaktadır.

Bu manzara karşısında kılı bile kıpırdamadan yanındakilere : "Geldikleri gibi giderler!" dedi.

Sadece İstanbul mu? Hayır, yurdun dört bir yanı işgal altındaydı.

Fransızlar; “Adana benim” diyordu.

İngilizler; “Urfa, Maraş, Antep bizim” diyordu.

Yunan İzmir’e çıkmış zafer ilan ediyordu.

Antalya’ya, Konya’ya İtalyanlar el koymuştu.

Samsun’da İngilizler cirit atıyor, Ermeni ve Rumlar Türk’ü arkadan vuruyorlardı. Irak ve Filistin’i İngiliz almış, Suriye, Lübnan Fransız’a kalmış. İngiliz bayrağı yürekleri dağlarken, evliyalar şehri İstanbul için için kan ağlıyordu.

Kafasında sürekli Anadolu'ya geçme hayalleri kurarken, bir yandan İstanbul'daki temaslarını sürdüren Mustafa Kemal, Şişli'deki evinde görüştüğü Albay İsmet Bey'e, bu düşüncesini, ''Hiç bir sıfat ve salahiyet sahibi olmaksızın Anadolu'ya geçmek ve orada ulusu uyandırarak, kurtulma çarelerini aramak için en uygun mıntıka ve beni bu mıntıkaya götürecek en kolay yol neresi olabilir?'' diye açtı.

 Harbiye Nezareti'nde görevli olan İsmet Bey'den, ''Yollar çok, mıntıkalar çok'' karşılığını aldı.

Sanki Fatih Sultan Mehmet’in vasiyeti gibiydi Mustafa Kemal’in Samsuna çıkması. Yeni bir zafer yazması…

 Boz kalpağını çıkarmış, rütbelerini sökmüş iman ve inançla Bandırma Vapuruna binmişti.

Altın sarısı saçları geminin güvertesinde uçuşuyordu Anadolu’ya doğru. Özgürlük meşalesi tutuşmuştu Samsun’da.

Bu ateş dalga dalga yayılıyordu yurdun dört bir yanına.

 Zulmün sonu gelmişti artık.

Bir vatan parçalanmak istenirken

Bir millet yok edilmek istenirken,

Bir millet kan ağlıyorken,

O millet Mustafa Kemal’in önderliğinde son Türk toprağını korumak için gözünü kırpmadan ölüme koştular.

Evet, bir millet uyanıyordu!

Bu öyle bir uyanıştı; Türk’ün dünkü uşakları nasıl bir ateşin üstüne bastıklarının farkında bile değillerdi.

Özgürlük meşalesi tutuşmuştu Samsun’da.

Bu ateş dalga dalga yayılıyordu yurdun dört bir yanına.

Zulmün sonu gelmişti artık.

Bir millet yeniden uyanıyordu.

 Emperyalizm Mustafa Kemal önderliğinde Türk milletinin önünde diz çökmüştü.   Ezilmişliğe başkaldırının sembolüydü Mustafa Kemal. Mazlum milletler onun izinden gidiyordu yeniden doğmak için.

Nitekim bütün gemiler “geldikleri gibi gittiler”. Hem de şanlı ordumuzu ve milletimizi selamlayarak…

İtilaf Devletlerinin zafer sarhoşu çığlıkları ise ebediyen sustu…

Bizim coşkuyla bayram yaptığımız günlerde; kuyruk acısı olan emperyalist güçler ve onların işbirlikçileri gözyaşı döker Atatürk’e saldırırlar. Annesine dil uzatırlar. Bir ulusun yeniden tarih sayfasında şanla şerefle yer almasını kabullenemezler.

Bunlar istedikleri kadar milli günlerimiz de yayınladıkları afişlerde, konuşmalarında Mustafa Kemal’ yer vermesinler. O ilkeleri ve devrimleriyle her Türk vatandaşının ruhunda yaşıyor ve yaşamaya devam edecektir.

Mustafa Kemal bir milletin kendi içinden inanarak, güvenerek çıkardığı bir önderdir. Düşünceleri, kendisine “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım” diyen herkese yol göstermiştir göstermeye devam edecektir.

Yazımı cumhuriyet gazetesinden Erdal Atabek’in bir yazısında yer alan paragrafıyla bitirmek istiyorum.

“Anlaşılıyor mu, din adına her türlü sahtekârlığı yapıp halkı kandıran bezirgânlar?

Anlaşılıyor mu Atatürk’ü ordanburdan çekiştirenler.

Atatürk’ü yenemiyorsunuz efendiler.

Yattığı yerden sizi yeniyor.

Vesselam...”

Unutmadan hatırlatayım dedim; Atatürk’ün heykellerini birer birer kaldırmak Atatürk’ü yenmek değildir. Aksine daha çok ete kemiğe büründürmektir.

Bir kez daha bizlere bu cennet vatanı armağan eden, insan olmanın onurunu yaşatan, bağımsızlığın tadını bizlere yaşatan Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

YAZARLAR
Ali Galip Akyıldırım
Benden Naçizane Bir Tavsiye
Alaattin Akçal
Hayalim “2 Adet Çikolata”
Davut Doğan (Konuk Yazar)
Hey Siri!
Erdem Karan
Allah’a Ulaşmayı Dileyin Huzur içinde yaşamak(33)
Kadir Atay
Olağanüstü Kongre Moda Oldu
Murat Gülcen
-Kafa Yoranlar-
Niyazi Kısacık
Ceviz Kurdu
Uzm. Klinik Psikolog Nevzat Hasdemir
Çocuklarınızın Hayatını Kurtarın !!!
Ozancan Polat
Ucuz Strateji
Sinem Bülbül
Kayropraktik Nedir?
Lütfi Özgünaydın
Tarım mı Sanayi mi?
BİGA'DANÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay
İstatistik
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’ ve sitemizde yorum gönderenlerin şahsına aittir.
Çanakkale'nin Tamamen Renkli İlk Gazetesi
Biga'nın İlk İnternet Televizyonu ve Cep Gazetesi
Biga'nın Evlere, Köylere ve Okullarına, Dağıtılan En Yüksek Tirajlı Gazetesi
Sitemizde Yayınlanan Yazı ve Dökümanların İzinsiz Alınması Çoğaltılması Yasaktır
Biga Çarşamba Gazetesi / Atay Reklam
Tüm Hakları Saklıdır BİGA ÇARŞAMBA GAZETESİ    0